<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951</id><updated>2012-01-16T02:24:58.699+02:00</updated><category term='tiyatro'/><category term='kitap'/><category term='sinema'/><category term='Çınaraltı Sohbetleri'/><category term='İstanbul Semtleri'/><category term='sanat'/><category term='iktibas'/><category term='kelimeler'/><category term='bu nedir'/><category term='mimari'/><category term='tarih'/><category term='efkar'/><category term='hikaye'/><category term='müzik'/><category term='mezar taşları'/><category term='gündem'/><category term='pedagoji'/><category term='şiir'/><category term='etimoloji'/><category term='edebiyat'/><category term='İstanbul'/><category term='fotograf'/><category term='Osmanlıca dersleri'/><category term='Osmanlıca'/><category term='tavsiye'/><title type='text'>mihmanhane</title><subtitle type='html'>İmajiner bir konak..</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>200</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6472459259106002371</id><published>2011-10-03T18:12:00.001+03:00</published><updated>2011-10-03T18:12:40.355+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>Kitap Fuarı Yaklaşırken</title><content type='html'>fuara gideceklere tavsiyelerim şunlardır:&lt;br /&gt;-erken gidin. ama açılış saatinde orada olmayın. çünkü bir sürü öğrenci grupları olacaktır. girişte boşuna beklemeyin.&lt;br /&gt;-  kitaplarını sürekli takip ettiğiniz yayınevleri varsa, girişteki  haritadan yerlerini tespit edin ve dolaşmaya bu tespitle başlayın.  böylece süreden tasarruf edebileceğiniz gibi, aradığınızı da çabuk  bulursunuz.&lt;br /&gt;-o kadar çok çocuk zırıltısı duyacaksınız ki yalnızsanız  yanınızda bir mp3 çalar vs olsun. hatta yalnız değilseniz de olabilir.  çünkü bir süre sonra yanınızdakiyle bile iletişim kuramıyorsunuz.&lt;br /&gt;-indirimlere  çok da aldanmayın. internet üzerinden alışveriş yapmak daha hesaplı ve  külfetsiz oluyor. fakat elbette yeni yayınları görmek için güzel bir  fırsat. olmadı beğendiğiniz kitapları not alıp, internet üzerinden de  satın alabilirsiniz.&lt;br /&gt;-vaktiniz kısıtlıysa, bazı merak ettiğiniz stantların broşürlerini alarak yolunuza devam edin.&lt;br /&gt;-eğer çok vakit geçirecekseniz, cebinize bir çikolata filan atın.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6472459259106002371?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6472459259106002371/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6472459259106002371&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6472459259106002371'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6472459259106002371'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2011/10/kitap-fuar-yaklasrken.html' title='Kitap Fuarı Yaklaşırken'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5098698733417242745</id><published>2011-05-09T03:08:00.010+03:00</published><updated>2011-05-09T03:29:31.646+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pedagoji'/><title type='text'>Yedi Çok Geç. Altısında Neyse Hayat Boyu O...</title><content type='html'>Yaklaşık altı aya yakın bir süredir bir anaokulunda staj yapıyorum. 6 yaş grubu 24 çocukla uğraşmak, yetişkinlerle uğraşmaktan çok daha zor. Günlük planları gerçekleştirmek, sözgelimi bir drama etkinliği, oyun faaliyetini uygulayabilmek, ilmî bir makale yazmaktan çok ama çok daha zor geliyor bana.&lt;br /&gt;Vakt-i zamanında hasbelkader okuduğum ve devam ettiğim süre zarfında hiçbir şekilde sevmediğim çocuk gelişimi bölümünden uzun yıllar sonra, yetmiyormuş gibi bir de okulöncesi öğretmenliğini bitiriyorum. Hala saçma geliyor. Dört yıl oldu üstelik...&lt;br /&gt;Üstelik lise stajımdaki 6 yaş grubu öğrencilerimle şu anda aynı yaşta olan staj arkadaşlarımdaki o enerjiyi gördükçe büsbütün soğuduğum bu bölümü ne diye okuduğumu soran olursa kendimi avuttuğum tek cevapla karşılık verebilirim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklar için yazılmış doğru dürüst tarih kitapları yok. Belki aldığım iki eğitimi birleştirerek bu konuda birşeyler yapabilirim. Onunçün...&lt;br /&gt;Yapar mıyım? Göreceğiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Staj günlerim bana çocuk aleminden ne kadar uzak olduğumun bir ispatıydı. Her hafta yeni bir macera, her hafta insanoğlunun küçükken içinde yaşadığı o hayal aleminin, o ütopyanın nasıl da yok olup gittiğinin ilginç bir seyri de aynı zamanda... Fakat diğer taraftan koskocaman egomuzun, rekabet ve kıskançlığımızın küçülmüş, ufalmış ve aslında o değişmez tablosuna şahitlik... Bu kadar değişmeyen ve bu kadar değişebilen başka bir canlı var mı acaba. İç içe tezatlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok diyalogtan birini misal edecek olursak:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arda: Ben hamburger yedim... Yanında kola içtim.&lt;br /&gt;Emirhan: (sağa sola bakılıp düşünülür) Ben de örümcek yedim.&lt;br /&gt;Mefki: Ben kaka yedim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsanız "&lt;a href="http://www.7cokgec.org/"&gt;Yedi Çok Geç&lt;/a&gt;". Zira insan "altısında neyse hep o imiş." Bunu da öğrendim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5098698733417242745?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5098698733417242745/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5098698733417242745&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5098698733417242745'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5098698733417242745'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2011/05/yedi-cok-gec-altsnda-neyse-hayat-boyu-o.html' title='Yedi Çok Geç. Altısında Neyse Hayat Boyu O...'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2412639246626387786</id><published>2011-05-09T03:03:00.004+03:00</published><updated>2011-05-09T03:39:19.508+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Kansizligimin (!) Delilidir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/-o7JGVBQ1M60/Tcc2aCQJ7TI/AAAAAAAAAdE/gkf4YlHXLUo/s1600/kansiz.JPG"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 139px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-o7JGVBQ1M60/Tcc2aCQJ7TI/AAAAAAAAAdE/gkf4YlHXLUo/s320/kansiz.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5604508082195000626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Vakt-i zamanında yazdığım ve sonra muhtelif örneklerine ve hatta kopyala-yapıştır yöntemiyle direkt kendisine çeşitli sitelerde rastladığım &lt;a href="http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/osmanl-armasn-tanyalm.html"&gt;Osmanlı Armasını Tanıyalım&lt;/a&gt; yazıma gönderilen bu zarif, bu ince, bu güzel yorum için o meçhul/e insan kişisine teşekkürlerimi borç bilirim. Sayesinde insanın hendesî olarak ne kadar geniş ebatlara sahip olabileceğini bir kez daha müşahede etmiş oldum. Var olsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Topkapı Sarayında bulunan o oyma taş armadaki hilalleri nasıl söküp de kansızlaştığıma gelince, sırr-ı müverrihtendir, fâş edilmez!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2412639246626387786?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2412639246626387786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2412639246626387786&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2412639246626387786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2412639246626387786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2011/05/kansizligimin-delilidir.html' title='Kansizligimin (!) Delilidir'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-o7JGVBQ1M60/Tcc2aCQJ7TI/AAAAAAAAAdE/gkf4YlHXLUo/s72-c/kansiz.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6435146178423351816</id><published>2011-04-21T01:34:00.004+03:00</published><updated>2011-04-21T01:42:06.913+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><title type='text'>O Mahkemeden Beraat Ettik (?)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://urbanres.blogspot.com/2008/10/un-tribunal-frances-permite-la-venta.html"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 254px; height: 243px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_Fb0x6TGTbPs/SQkadP2BhmI/AAAAAAAACVE/f9EJlED7oPc/s400/TRIBUNAL+VUDU.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm kadarıyla bizim konağın yasak kaldırılmış olsa da bazı arkadaşların yasakları hala devam etmekte. Bunu neye göre, kime göre yapıyorlar bilmem...&lt;br /&gt;Darısı diğer blogların başına...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6435146178423351816?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6435146178423351816/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6435146178423351816&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6435146178423351816'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6435146178423351816'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2011/04/o-mahkemeden-beraat-ettik.html' title='O Mahkemeden Beraat Ettik (?)'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_Fb0x6TGTbPs/SQkadP2BhmI/AAAAAAAACVE/f9EJlED7oPc/s72-c/TRIBUNAL+VUDU.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4703066963805397991</id><published>2011-01-18T17:36:00.003+02:00</published><updated>2011-01-24T16:12:04.530+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>Cadılar Zamanı Ya da Ortaçağ'ın Günah Keçisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.sinetif.com/wp-content/uploads/2010/12/cadilar-zamani-poster.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 244px; height: 351px;" src="http://www.sinetif.com/wp-content/uploads/2010/12/cadilar-zamani-poster.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat: Bu yazı spoiler içermektedir. Filmi izleyecek olanların okumamasını tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü ne yapalım ne edelim derken, "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nicolas Cage&lt;/span&gt;'in filmi gelmiş, hadi ona gidelim" dedik. Bu tamamen ezbere yapılmış, Nicolas'a olan sevginin ve "evet bu adamın filmine gidersen pişman olmazsın" yargısının bir sonucuydu.&lt;br /&gt;Ne de olsa önceki filmi "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Büyücünün Çırağı&lt;/span&gt;" bizi memnun etmiş, hoşça vakit geçirtmişti.&lt;br /&gt;Filmin ilginç başlayan ilk dakikalarından sonra, kendi aksiyonu içinde hantal giden, konusu kesinlikle cılız olan, tabir-i caizse gönüllerde karanlık Ortaçağ'a kandil yakma sevdası taşıyan bir filmle karşı karşıya kaldığımızı anladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, bir takım cevaplar (!) vardı filmde. Neydi bunlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Cadı diye birşey yoktur, şeytanın insan bedenine girmesi vardır. Kadınlar çiçektir, onları yakmayalım. Hem zaten bütün o cadı sanılan kadınların içine şeytan kaçmıştı. Bizi aldatan batıl inançlarımız değil, şeytanın hileleriydi.&lt;br /&gt;2- Haç uğruna binlerce insanı katledebilirsin, ama sıra tek bir kadına geldi mi, ne din tanırsın, ne vatan millet Sakarya... İşte orda durmalı, asker kaçağı olmalısın. (Senden de bunu umardım Nikılıs, peki onca insanı öldürürken sevgili vicdanın neredeydi)&lt;br /&gt;3- Haçlı seferlerinde yüzbinlerce kanı döktüren aslında kilise değildi, rahip kılığına girmiş şeytan tarafından kandırıldık.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/b/b8/Black_Death.jpg"&gt;&lt;img style="float: left; margin: 0pt 10px 10px 0pt; cursor: pointer; width: 357px; height: 238px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/b/b8/Black_Death.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Yine onun hileleri...&lt;br /&gt;4- Edremit'te Araplar yaşar.&lt;br /&gt;5- Veba hastalığı, şehirleşmeyi bilmemekten, altyapı eksikliğinden, temizlik anlayışının yoksunluğundan ve tababete batıl yaklaşımlardan dolayı koskoca Avrupa'yı kırmamıştır. Bilakis, şeytanın kara bir büyüsünden ibarettir...&lt;br /&gt;6- Şeytan yaklaşık 2-2,5 metre uzunluğunda kılsız çirkin bir tür yarasadır.&lt;br /&gt;7- Her kim veya ne olursa olsun, kutsal su ve kutsal bir kitaptan okunacak dualar Şeytanı yok edebilir. (bu hikayeyi sanki daha önce defalarca görmüştüm) Ama siz yine de evde tek başınıza denemeyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasıl-ı Kelam: Evet bu tarz şeyler çoğu filmde vardır.  Bir kurguyla karşı karşıyayız. Mantık aramayabiliriz. Ama bu kadar sıradan bir kurguyu, basit bir tekrarı ve saçma bir aklamayı hiç beklemiyordum doğrusu.&lt;br /&gt;Bir daha olmasın Nicolas, bir daha olmasın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4703066963805397991?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4703066963805397991/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4703066963805397991&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4703066963805397991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4703066963805397991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2011/01/cadlar-zaman.html' title='Cadılar Zamanı Ya da Ortaçağ&apos;ın Günah Keçisi'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-999775221635245224</id><published>2010-09-29T17:13:00.004+03:00</published><updated>2010-09-29T18:37:52.115+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlıca'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>belagat-ı osmaniyye'den nefhalar*...</title><content type='html'>&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;*esinti&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Belagat-ı Osmaniyye&lt;/strong&gt; isimli eser &lt;strong&gt;Ahmet Cevdet Paşa&lt;/strong&gt; tarafından yazılmış, kayda değer &lt;strong&gt;ilk Türkçe belagat kitabı&lt;/strong&gt;. O zamana kadar hazırlananlarda Arapça ve Farsça örneklendirmelere çokça yer verilmiş. &lt;strong&gt;Kaşgarlı Mahmut gibi&lt;/strong&gt; Ahmet Cevdet Paşa da bir ispata girmişçesine Türkçemizin belîg bir dil olduğunu ortaya koymuş eserinde. Kendi dönemi içinde birçok tartışmalara yol açmış bu eser. Konuyla ilgili makale ve kitaplar neşredilmiş. Çok fazla ilgi çekmiş olmalı ki Osmanlıca olarak 7 kez yayımlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapta, &lt;strong&gt;"sanayi-i bediiyye"&lt;/strong&gt; yani &lt;strong&gt;"edebi sanatlar"&lt;/strong&gt; başlığı altında "&lt;strong&gt;müşâkele sanatı"&lt;/strong&gt;ndan bahsedilmekte.&lt;br /&gt;Özetle bu, bir şeyi, sohbetinde bulunduğu bir şeyin ismiyle zikr etmek imiş.&lt;br /&gt;Örnek:&lt;br /&gt;Bir konağa yalınayak gelen fakire &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"Ne türlü yemek istersin, pişirelim" &lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;denilmesi üzerine, &lt;strong&gt;&lt;em&gt;"bana bir çift ayakkabı pişiriniz"&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt; demesi gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilenciye bakınız efenim! İnsanın, "nerede o eski dilenciler!" diyesi geliyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş: Kitabın mukayeseli ve transkripsiyonlu tam metni 2000 yılında Akçağ yayınlarından neşredilmişti. Meraklısına...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-999775221635245224?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/999775221635245224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=999775221635245224&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/999775221635245224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/999775221635245224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2010/09/belagat-osmaniyyeden-nefhalar.html' title='belagat-ı osmaniyye&apos;den nefhalar*...'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-680952486638150221</id><published>2010-09-29T16:03:00.001+03:00</published><updated>2010-09-29T16:04:33.884+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>camları açalım konak havalansın...</title><content type='html'>Oldukça uzun bir aradan sonra konağıma dönmüş bulunmaktayım. Özlemişim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-680952486638150221?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/680952486638150221/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=680952486638150221&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/680952486638150221'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/680952486638150221'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2010/09/camlar-acalm-konak-havalansn.html' title='camları açalım konak havalansın...'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7280439131692257749</id><published>2010-01-02T00:18:00.004+02:00</published><updated>2010-01-02T00:32:34.732+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotograf'/><title type='text'>1+1=1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sz50BpFuLjI/AAAAAAAAAcY/Kqlij65Y9IM/s1600-h/golgeler.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sz50BpFuLjI/AAAAAAAAAcY/Kqlij65Y9IM/s400/golgeler.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5421898572959198770" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ta ki gölgeler bile tek olana dek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7280439131692257749?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7280439131692257749/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7280439131692257749&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7280439131692257749'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7280439131692257749'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2010/01/111.html' title='1+1=1'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sz50BpFuLjI/AAAAAAAAAcY/Kqlij65Y9IM/s72-c/golgeler.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4655332564756435843</id><published>2009-12-26T17:52:00.001+02:00</published><updated>2009-12-26T17:54:19.691+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><title type='text'>Söz bir cevherdir, laf'a kananlara uğurlar olsun...</title><content type='html'>Bazan düşünüyorum da olaylar veya meseleler karşısında, ilmimiz ve ferasetimiz dar olduğu için mi bizi temsil edenlerin basit insanlar olmasını tercih ediyoruz?&lt;br /&gt;Öyle olduğumuzdan mı niteliksiz ve sathî değerlendirmeleri alkışlayıp taltif ediyoruz? Yok eğer öyle değilsek şu görünen köy için de mi bir kılavuza maaş bağlayacağız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her rüzgarla oraya buraya savrulan kuru yapraklar misali, kimin rüzgarı daha güçlüyse yönümüzü o belirliyor. Birileri sahneye bir oyuncu çıkarıyor, hep birlikte tezahüratla alkışlıyoruz.&lt;br /&gt;Dün sokaklardan toplatılan sakallı cüppeli insanlara "mürteci" diyenler, bugün içlerinden birinin "medyatik" konuşmalarıyla sermest ettiler hepinizi (!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz, meramımızı ifade etme aracımızdır. Onun üstünde kelam vardır Büyüklerin vecizelerine "kelam-ı kibar" denilir bu yüzden. Kelamın en büyüğü Mevla'ın kelamı Kur'an-ı Kerimdir.&lt;br /&gt;Buradan hareketle ve Peygamber Efendimizin mübarek sözlerine nazaran diyebiliriz ki hitabette belagat ve fasahat mühimdir. Yani önüne her geleni kürsüye çıkarmak, belki son devrin icatlarındandır. Eğer kabul görüyorsa, "arz" kadar "talep"te de büyük bir arıza olduğu aşikardır.&lt;br /&gt;Sözün altında ise "laf" vardır. Hatta eskiler bunu "laf-ı güzaf" şeklinde terkip etmişlerdir ki "boş laf" demektir. Laf, değersizdir. Çok laf, sarfedeni de değersizleştirir. Hele ki kürsüde o hataya düşmek akıl sahiplerinin yapacağı bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi "kralın soytarısı" misali bir cübbeli çıkmış. Ne edep var, ne hitabet. O kral kimdir necidir bilmem ama, muhtemelen "çıplak".&lt;br /&gt;Her laf edenin peşinden gidenleriyse kurt kapar. Belki de o lafbazın kendisi kurttur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gayet argo ve üsulden uzak sözleri ağzından dökülürken, "adam da ne güzel söylemiş" demek yerine, şöyle bir düşünmemiz gerekmiyor mu: Bu mesele karşısında efkar-ı umumiyeyi temsil edecek olan sözler bunlar mı? Biz Türk halkı bu kadar kalitesiz mi ifade ediyoruz meramımızı?&lt;br /&gt;Herkesi silkinip kendisine gelmeye davet ediyorum. "Biz böyle iyiyiz" deyip gelmeyenlerin de yarın o cübbeliye kimbilir hangi vesileyle küfür edeceklerinden adım kadar eminim. Lakin biz o esnada daha seçkin ve mühim şeylerle meşgul olacağız. Bizden söylemesi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vesileyle Yunus Emre'nin ruhuna da rahmet okumak istiyorum. Bir şiirinde der ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yunus bu sözleri çatar, sanki balı yaga katar&lt;br /&gt;Halka mata’larun satar, yüki gevherdür, tuz degül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani ki, söz bir cevherdir. Onu tuz satıcısına emanet edersen, kıymetini tuz pahasına çevirerek satar. Siz siz olun, sözü sahibinden dinleyin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4655332564756435843?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4655332564756435843/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4655332564756435843&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4655332564756435843'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4655332564756435843'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/12/soz-bir-cevherdir-lafa-kananlara.html' title='Söz bir cevherdir, laf&apos;a kananlara uğurlar olsun...'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2339941606812753249</id><published>2009-12-16T01:00:00.004+02:00</published><updated>2009-12-16T01:25:01.718+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Aralıkta İstanbul'da Neler Olacak?</title><content type='html'>Bazı bir takım toplantıları haber verelim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;17 Aralık Perşembe&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sınavlara Hazırlık Aşamasında ve Kişisel Başarıda Motivasyonun Önemi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Neslihan Erözbek&lt;br /&gt;Düzenleyen: Aziz Berker İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü&lt;br /&gt;Saat: 14:00&lt;br /&gt;Yer: Aziz Berker İlçe Halk Kütüphanesi Konferans Salonu&lt;br /&gt;Adres: Rıhtım c. Rasimpaşa m. Nüzhet Efendi sk. no: 53 Kadıköy&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;18 Aralık Cuma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Beyazıt Hamamı Onarımı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Veysel Hazar&lt;br /&gt;Düzenleyen: Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü&lt;br /&gt;Saat: 14:00&lt;br /&gt;Yer: Röleve ve Anıtlar Müdürlüğü Salonu&lt;br /&gt;Adres: Matbaa-i Amire Binaları Topkapı Sarayı 1. Avlu içi Sultanahmet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;21 Aralık Pazartesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yusuf Has Hacib ve Eseri Kutadgu Bilig&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Zülal Ölmez&lt;br /&gt;Düzenleyen: Milli Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü&lt;br /&gt;Saat: 14:30&lt;br /&gt;Yer: Milli Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü Konferans Salonu&lt;br /&gt;Adres: Macar Kardeşler c. Feyzullah Efendi sk. no: 1 Fatih&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Osmanlı'da Mali ve İktisadi Yapı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Mehmet Genç&lt;br /&gt;Düzenleyen: Birlik Vakfı&lt;br /&gt;Saat: 19:00&lt;br /&gt;Yer: Birlik Vakfı&lt;br /&gt;Adres: Yeniçeriler c. no: 13 Çemberlitaş&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;23 Aralık Çarşamba&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Marmaray Sirkeci Kazısı Cam Buluntuları&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Uzlifat Özgümüş&lt;br /&gt;Düzenleyen: İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü&lt;br /&gt;Saat: 16:00.&lt;br /&gt;Yer: Arkeoloji Müzesi Yıldız Salonu&lt;br /&gt;Adres: Osman Hamdi Bey Yokuşu Sultanahmet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2009 Katip Çelebi Yılı Nedeniyle Katip Çelebiyi Anıyoruz&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Mustafa Kaçar&lt;br /&gt;Düzenleyen: Şemsipaşa İlçe Halk Kütüphanesi Müdürlüğü&lt;br /&gt;Saat: 14:00&lt;br /&gt;Yer: Şemsipaşa Kütüphanesi Toplantı Salonu&lt;br /&gt;Adres: Şemsipaşa c. no: 43 Üsküdar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;25 Aralık &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;Tarih ve Kültürümüzde Kırım&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dr. Aras Neftçi&lt;br /&gt;Düzenleyen: Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü&lt;br /&gt;Saat: 14:00&lt;br /&gt;Yer: Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi Konferans Salonu&lt;br /&gt;Adres: Ayşekadın Hamamı sk. no: 35 Süleymaniye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;28 Aralık Pazartesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;Mesnevilerimizin İlki Kutadgu Bilig&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Mustafa Kaçalin&lt;br /&gt;Düzenleyen: Milli Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü&lt;br /&gt;Saat: 14:30&lt;br /&gt;Yer: Milli Yazma Eser Kütüphanesi Müdürlüğü Konferans Salonu&lt;br /&gt;Adres: Macar Kardeşler c. Feyzullah Efendi sk. no: 1 Fatih&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;29 Aralık Salı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;Şehzade Sancakları ve Şehzadeler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. Feridun Emecan&lt;br /&gt;Düzenleyen: Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü&lt;br /&gt;Saat: 15:00&lt;br /&gt;Yer: Topkapı Sarayı Konferans Salonu&lt;br /&gt;Adres: Topkapı Sarayı Müzesi Sultanahmet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2339941606812753249?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2339941606812753249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2339941606812753249&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2339941606812753249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2339941606812753249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/12/aralkta-istanbulda-neler-olacak.html' title='Aralıkta İstanbul&apos;da Neler Olacak?'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-1638616194099259362</id><published>2009-12-15T02:48:00.005+02:00</published><updated>2009-12-15T03:29:50.136+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotograf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>bu insanlar kime bakıyor?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SybckfQxb_I/AAAAAAAAAcQ/ggtJZorOl78/s1600-h/eyes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SybckfQxb_I/AAAAAAAAAcQ/ggtJZorOl78/s400/eyes.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5415258121384849394" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bir anda hepsi sizi seyrediyormuş gibi değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslında bizimle ilgilenmiyorlar. Solda Theodosius ve eşi, sağda çoluk çocuğu, mağlup ve esir düşmüş düşmanlarının teslimiyetini izlemekteler.&lt;br /&gt;Zaten bakışlarında bir düşmanlık hissetmemek mümkün değil. "ne var kardeşim, bir şey mi yaptım, ne öyle dik dik bakıyorsunuz?!" diyesi geliyor insanın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir de mesaj vermek istiyorum haşmetmeapa:&lt;br /&gt;Efendi, imparator da olsan, koskoca taşı Mısır'dan getirip, İstanbul'un ortasına da diksen, "ölümsüz bir abidem olsun" diye, kafan böyle kopar, yüzün görünmez işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne demişler: "Padişah da olsan er kişi niyetine"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş 1:&lt;br /&gt;Yukarıdaki sözlerime yapılan bir itirazdan dolayı şunu eklemeyi uygun görüyorum:&lt;br /&gt;Bu taşı İstanbul'a getirtmek isteyen Constantinus idi. Lakin ancak İskenderiye'ye kadar getirtilebildi. Bunu daha sonra Julianus başarmış olsa da, meydana diktirmeye ömrü vefa etmedi. Sonunda Theodosius bu işin üstesinden geldi ve taşı meydana diktirdi. Altındaki mermer kaidenin dört tarafına da çeşitli olayları konu eden sahneler oyuldu.&lt;br /&gt;Taşın adı Theodosius sütunu oldu.&lt;br /&gt;Evliya Çelebi'ye göre, İstanbul'u afetlerden koruyan tılsımlardan biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş 2:&lt;br /&gt;Eskiden bu taşlar öyle derinde değildi. Yani toprağı kazıp kazıp sütun dikmediler.&lt;br /&gt;Bir rivayete göre, Sultanahmet Camiinin temelinden çıkan toprak meydana yığılmış ve oradaki abidelerin kaideleri toprak altında kalmıştı.&lt;br /&gt;1857'de İngiliz bir araştırmacı kazı yaparak, kaidelerin en alt seviyesine kadar ulaşmıştır. Daha sonra etrafı korkulukla çevrilmiş ve bugünki halini almış.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-1638616194099259362?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/1638616194099259362/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=1638616194099259362&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1638616194099259362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1638616194099259362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/12/bu-insanlar-kime-kzyor.html' title='bu insanlar kime bakıyor?'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SybckfQxb_I/AAAAAAAAAcQ/ggtJZorOl78/s72-c/eyes.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8303742922146649209</id><published>2009-12-03T13:39:00.003+02:00</published><updated>2009-12-03T13:44:50.420+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>Edebiyat Mevsimi</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7-12 Aralık&lt;/span&gt; tarihleri arasında Sultanahmet &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kızlarağası&lt;/span&gt;'nda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Edebiyatın Mevsimi&lt;/span&gt; yaşanacakmış. Festival, çeşitli etkinlikler, söyleşiler ve ödüllerle edebiyatseverlere mevsim meyveleri sunmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgisini çekenler, programları merak edenler şuradan buyursunlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.edebiyatmevsimi.org/default.asp?inc=anasayfa&amp;amp;id=278&amp;amp;lang=tur"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 164px; height: 523px;" src="http://www.edebiyatmevsimi.org/images/altalt.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8303742922146649209?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8303742922146649209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8303742922146649209&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8303742922146649209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8303742922146649209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/12/edebiyat-mevsimi.html' title='Edebiyat Mevsimi'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6906461575004979651</id><published>2009-11-24T16:05:00.005+02:00</published><updated>2009-11-24T18:03:13.234+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etimoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>ism-i oğuz: Oğuz Kimdir, Ne Değildir...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-Oğluma Oğuz ismini vermek istiyorum. ne dersin?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-hmm. bir bakalım Oğuz ne demekmiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;İşte herşey böyle başladı. Ben ne bilirdim meselenin bu kadar karmaşık olduğunu...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;serzenişinden sonra....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir çok manalar atfedilen, anlam birliğine varılamayan bazı isimler vardır. Çelişkiler ve farklı iddialarla gelişip zenginleşir. Öyle ki belki ilk kullanıldığı halden bambaşka hallere bürünürler.&lt;br /&gt;"Oğuz" kelimesi de bunlardan biri.&lt;br /&gt;Çok şey söylenmiş Oğuz için.&lt;br /&gt;Bunları toparlamak zor. Ciddi bir çalışma yapmak gerekir. Ama ben işin kolayına kaçmayı düşünüyorum. İşin kolayı bildiğim ve bulduğum kadarıyla Oğuz'la alakalı söylenenleri alt alta yazmak.&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Czegledy&lt;/span&gt;, Oğuz'un Uygurların yönettiği birliğin kurucu unsurlarından biri olan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dokuz Oğuz &lt;/span&gt;olarak bilinen topluluğun ortak adı olduğunu söyler.&lt;br /&gt;(Karoly Czegledy, "From East to West: The Age of Nomadic Migrations in Eurasia", c.ILI, AEMA, 1983)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Golden'a göre Oğur/oğuz (Çuvaşça r=z), oğul, oğlan, oğlak, oğuş/uğuş vb. gibi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;akrabalık, akraba olma&lt;/span&gt; kavramlarına işaret eden Türkçe &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;oğluq&lt;/span&gt;'tan türemiştir. (Bu biçimler, Clauson, Sevortjan, Lessing, Kononoff, Rodoslounaja, Golden tarafından kabul görmüştür.)&lt;br /&gt;(Peter B. Golden, &lt;a href="http://openlibrary.org/b/OL1464913M/introduction_to_the_history_of_the_Turkic_peoples"&gt;An Introduction to the History of the Turkic Peoples&lt;/a&gt;, Wiesbaden 1992)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu, boy birliğini ifade eden bir terim olarak düşünmüş olabilirler. Aynı iddiayla  alakalı bir başka örnek Kononoff'un yaptığı çalışma:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kononoff&lt;/span&gt;, Oğuz kelimesinin anlamı konusunda analojik bir sonuca ulaşmış:&lt;br /&gt;Oğuz etnik isimlendirmesinin asıl çekirdiği &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;og-"boy, kabile"&lt;/span&gt; kelimesi teşkil eder ki bu aynı zamanda kadim Türklerdeki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"o"-"ana"&lt;/span&gt; kelimesiyle ve keza &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"o uk"-"torun-oğul"&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"o uş"-"akraba"&lt;/span&gt; ile doğrudan bağlantılıdır.&lt;br /&gt;Böylece başlangıçta sadece &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kabileler&lt;/span&gt; ve&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; kabileler birliği&lt;/span&gt; anlamını ifade eden "oğuz" kelimesi, zaman içinde olayların gelişmesiyle birlikte determinatif bir mana kazanarak etnik topluluk ismi haline gelmiştir.&lt;br /&gt;(Gumilev, &lt;a href="http://www.netkitap.com/kitap-eski-turkler-lev-nikolayevicen-gumilev-birlesik-yayinlari.htm"&gt;Eski Türkler&lt;/a&gt;, İstanbul 2002)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=4520"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Faruk Sümer&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;, &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=19487"&gt;Oğuzlar&lt;/a&gt; isimli eserinde Oğuz kelimesiyle ilgili bazı iddiaları sıralamış. Bunların içinden, hem Sümer, hem de bir çok Türk tarihçi tarafından en çok kabul gören iddia &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Gyula_N%C3%A9meth"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nemeth&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;'e ait.&lt;br /&gt;Nemeth, Oğuz sözünü &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ok+uz&lt;/span&gt; şeklinde tahlil etmiştir. Ona göre ok, boy; "z" de çoğul edatıdır. Böylece &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Oğuz=Boylar&lt;/span&gt; demek oluyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;W. Bang&lt;/span&gt; başta olmak üzere, bazı bilim adamları Oğuz'daki "ğ" sesininden dolayı, Nemeth'e itiraz etmişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sümer, çürütülen veya kabul görmeyen diğer iddiaları da şöyle sıralar:&lt;br /&gt;- Oğuz Kaan Destanında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"ilk süt"&lt;/span&gt; anlamına gelen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"ağız"&lt;/span&gt;ın  Oğuz anlamına geldiği iddiası. Fakat destanda, Oğuz Han dünyaya geldikten bir yıl sonra konuşmaya başlayarak: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Sarayda doğduğum için adım Oğuz konulsun"&lt;/span&gt; demiştir. Buna göre iki kelime ayrı şekillerde geçmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;J. Marquart&lt;/span&gt;'a göre Oğuz, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ok+uz&lt;/span&gt; kelimelerinden gelmiştir. Ok=ok, uz=adam demek olup, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;oklu adamlar&lt;/span&gt; manasına gelmektedir. Fakat bu görüş de kabul görmemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;D. Sinor&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;öküz&lt;/span&gt;; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;L. Bazin&lt;/span&gt; ise &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tosun&lt;/span&gt; kelimesinden geldiğini ileri sürmüşlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;J. Hamilton&lt;/span&gt;, Oğuz'un &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;oğuş&lt;/span&gt;'tan geldiğini iddia eder. Fakat oğuş kelimesi de oğuz kelimesiyle birlikte &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Göktürk Kitabeleri&lt;/span&gt;nde geçmekte olup, akraba-aile manasına gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu iddialardan en tutarlı olanı, yukarıda belirttiğim gibi Nemeth'e ait.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aydil Erol&lt;/span&gt; adındaki bir araştırmacı &lt;a href="http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=32239"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Adlarımız&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; ismiyle yayımladığı kitabında, tabiri caizse Allah ne verdiyse tarzında bir çalışma yaparak, kaynak belirtme gereği de duymaksızın, her ismin çeşitli manalarını yazmış. Buna göre Oğuz şu anlamlara geliyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;-Türkiye'nin bir çok yerinde "Hile bilmez, kötülük yapmaz" anlamında kullanılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;-Sağlam, gürbüz, güçlü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;-Temiz kalpli, dost, iyi arkadaş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;-Köylü, basit, saf, tücrübesiz kimse.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;-Mübarek, pak yaradılışlı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz Han'ın &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kuran-ı Kerim&lt;/span&gt;'de geçen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zülkarneyn&lt;/span&gt; olduğuna dair iddialar da vardır.&lt;br /&gt;Mesela &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Neşrî &lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Kitab-%C4%B1_Cihann%C3%BCma"&gt;Cihannüma&lt;/a&gt; adlı eserinde buna işaret eder:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Etrak şöyle zu'm ederler ki Hak sübhanehu ve teala Kelam-ı Kadiminde zikr ettüğü İskender-i Zülkarneyn meğer bu ola derlerdi"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında bazı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tevarih-i Al-i Osman&lt;/span&gt;larda da Oğuz Han'ın Zülkarneyn olduğu zikredilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz Han, yine Neşrî'nin ifadesiyle, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"bilad-ı arzı şarkan ve garben ve Çin ve Hatay ve Gor ve Gazne ve Hid ve Sind ve Türkistan ve Deylem ve Babil ve Rum ve Efrenc ve Rus ve Şam ve Hicaz ve Habeş ve Yemen ve Berber..."&lt;/span&gt; illerini almış, Şark ve Garp fatihi olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Marcel Brion, &lt;a href="http://www.ilknokta.com/urun/68954/Asya-ve-Avrupada-Hunlar.html"&gt;Asya ve Avrupa'da Hunlar&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;isimli eserinde bu fetihlerin sınırlarını şöyle çizer: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Şarktan Garba uzanan Oğuz Han fütuhatı, Kore ve Japon denizinden başlayıp Rusya'nın Volga nehrine kadar ulaşmış ve yirmi altıdan fazla krallık arazisini kaplamıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Leon Cahun&lt;/span&gt;, &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.netkitap.com/kitap-asya-tarihine-giris-kokenlerden-1405e-turkler-ve-mogollar-leon-cahun-sec-yayinlari.htm"&gt;Asya Tarihine Giriş&lt;/a&gt;'inde bu noktayı izah eder: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"O, bütün dünyayı fethetmiş, yüz on altı sene yaşamış ve hakimiyet timsali olan altın yayla üç oku ölümünden evvel oğulları arasında paylaştırmıştır."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ek olarak, Fatih Sultan Mehmet'in torunlarından birinin adı da Oğuz Han'dır. Yani Osmanlı hanedanında da kullanılmış bir isimdir Oğuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğuz kelimesinin anlamını daha iyi anlayabilmek için eski Türk tarihini biraz okumak gerekiyor.&lt;br /&gt;Diğer taraftan Oğuz Han bir peygamber miydi?&lt;br /&gt;Hadis-i Şerif rivayetlerine göre, ins ü cine 124 bin veya 224 bin peygamber gönderilmiş . Bütün kavimlere bir veya birden fazla peygamber gelmiş olmalı. Oğuz Han'ın ise Kuran'da geçen 28 peygamberden biri olduğu iddia ediliyor.&lt;br /&gt;Bu konuyla ilgili de farklı çalışmalar var ve mesele kesinlik arzetmemekte.&lt;br /&gt;İslamî açıdan, peygamber olmayan birine "peygamberdir" demek veya bir peygambere "peygamber değildir" itirazında bulunmak imanî olarak sakıncalı.&lt;br /&gt;Yani bu yönden kesin bir şey söylemek de yanlış (eh fetvayı da verdik hayırlı olsun).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mihmanhaneden şimdilik bu kadar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6906461575004979651?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6906461575004979651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6906461575004979651&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6906461575004979651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6906461575004979651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/11/ism-i-oguz-oguz-kimdir-ne-degildir.html' title='ism-i oğuz: Oğuz Kimdir, Ne Değildir...'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8274445414306719623</id><published>2009-11-15T22:29:00.003+02:00</published><updated>2009-11-15T22:45:14.193+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>Mantar Severler'e. Sevmeyenler de Bakabilir</title><content type='html'>Cumartesi günü ülkemizin tek mikoloji uzmanı &lt;a href="http://www.agaclar.net/forum/showpost.php?p=529720&amp;amp;"&gt;Jilber Barutçiyan&lt;/a&gt; bir toplantı düzenledi. Bu toplantı, iki aşamadan oluşan mantar toplama seminerinin ilkiydi. Teorik bilgiler öğrendik. Kah neşeli, eğlenceli; kah düşündürücüydü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplantıdan birkaç bilgi vermek istiyorum:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mantarlar ne hayvan ne de bitki grubu arasında yer almakta. Onlar bu canlılar aleminin araf'ındaki sporlar. Dünyada adları sanları bilinen 800 bin mantar bulunmakta ve bu mantarların %80'i 2mm'den küçük ve tek hücreli. 2 mm'in üzerinde olanlardan Türkiye'de yaşayanlar 10-12 bin kadar ve biz bunlardan sadece 200 çeşidini yiyebiliyoruz. 30 tanesinin ise kültürünü yapabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye her mevsim mantarın yetiştiği bir ülke.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bu araf mahluklarının en takdire şayan özellikleri, tabiatı temizleyip yenilemeleri.&lt;/span&gt; Üç çeşit mantar var:&lt;br /&gt;1. Parazitler: Tabiattaki çürümeye ve yok olmaya yüz tutmuş bitki ve hayvanlardan beslenerek ürerler.&lt;br /&gt;Bunlardan bir tür var ki ölü böcekler üzerinde büyüyor.&lt;br /&gt;2- Saprofitler: Ölü organizmaları toprağa çeviriyorlar. Bir nevi toprak üreticileri. Yani bunlar olmasa, ormanlar da yok olur.&lt;br /&gt;3- Mikorizler: Ağaçlar ve bitkilelerle alışveriş yaparak yaşıyorlar. Yani bitki ve ağaç olmazsa bunlar, bunlar olmazsa bitki ve ağaçlar olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mantar ne kadar besleyicidir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sandığımızın aksine mantarlar protein deposu değildirler. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;%2 oranında protein&lt;/span&gt; ihtiva ederler. %90 sudan oluşurlar. Minarel bakımından zengindirler. F&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;akat et yemeyenler mantar yesin inancı yanlıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çocukların yemesi tavsiye edilmez. Hele 3 yaş altına asla tavsiye etmedi Jilber Bey. Haftada 1 kg dan fazla da yemeyin diye ekledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslına bakarsanız, anlattıklarından, mantarı evimize sokmamamız gerektiğini düşündüm. Tabi ki bu mantarın kötü birşey olmasından değil, kötü şartlarda elimize ulaşmasından kaynaklanıyor.&lt;br /&gt;Mesela &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;poşette saklanması kesinlikle yanlış. 48 saat içinde tüketilmeli.&lt;/span&gt; Kararmış olanları yenmemeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de köy pazarlarında satılanlar var tabi. Bunlardan mesela &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fethiye'de çam göbeği, ekşi mehmet, kızıl bebek gibi isimleri olan bir mantar türü var ki içinde füzelerde kullanılan bir kimyasal yer almakta. &lt;/span&gt;Birden öldürmüyor. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zaten asıl öldürücü mantarlar hemen öldürmüyor.&lt;/span&gt; Önce organlarınızı tahrip ediyor ki mezkur mantar böbrekleri kullanılmaz hale getirmekte. Uzak durun derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha bir çok şey var. Şimdilik buraya bu kadarını yazıyorum. Cumartesi günü mantar toplamaya gideceğiz. Elimizde sepetler, çakılar.&lt;br /&gt;Bakalım neler olacak.&lt;br /&gt;İlgisini  çekenler şuraya bakabilirler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=18018&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8274445414306719623?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8274445414306719623/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8274445414306719623&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8274445414306719623'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8274445414306719623'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/11/mantar-severlere-sevmeyenler-de.html' title='Mantar Severler&apos;e. Sevmeyenler de Bakabilir'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6589023376910957437</id><published>2009-10-22T02:11:00.000+03:00</published><updated>2009-10-22T02:12:30.428+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müzik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Mecazi Aşktan Milenyum Aşklarına</title><content type='html'>Her tanım bir sınır çizmektir ve bazı şeyler sınır tanımaz. Aşk gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ilk satırda büyük sözler söyletiverir işte böyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eli kalem, dili kelam tutan herkes asırlardır ne çok şey söylemiş ve her söylenen ne kadar eksik kalmış. Söylenenlerin hepsi ondan bir parçayken, o hiç bir tanımın parçası olmamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya kadar herşey güzel. Bir solukta yazıldı. Parmaklarım tuşlara dokundukça satırlar artacak ve yine söylenmişlere benzer sözler dizilecek sıraya. Bu yüzden aşkı metheden bu serenatı başladığı yerde bırakıyorum.&lt;br /&gt;Peki maksat hasıl olacak mı?&lt;br /&gt;"Arif olan anlar" hükmünce söylenen söylendiğiyle, anlanansa anlaşıldığı kadarıyla kalacak.&lt;br /&gt;Bundan hasıl olanlar da ya ezber bozacak, ya ezberlenenlerin yanına ilişip izbe bir köşede hayatın fiiline ilişmeyi bekleyecek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O eski devirlerde söz, gönlün merhemi olup yaralara sürülürken, muhattabını bulamamış çaresiz âşıklara deva olurdu. Çünkü ne telefon vardı halet-i pür melali fâş edecek, ne mail, ne facebook.&lt;br /&gt;İşte bu yüzdendi ki şiirlerde aşktı asıl mevzu. Sevgiliydi, rakipti... Merâmı ifade edebilecek tek kürsüydü şiir. Teşbihler öyle derinleşiyor, öyle uzayıp gidiyordu ki bunca hudutsuzluk içinde Mecnunlar, Ferhatlar dolu dizgin at koşturuyordu.&lt;br /&gt;Bir yandan da şairler ikaz edip duruyordu şaşkın beşeri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Can verme gam-ı aşka, aşk afet-i candır&lt;br /&gt;Aşk afet-i can olduğu meşhur-ı cihandır"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmeti atılmamış bir kitaba dönüşmüştü aşk... Gelen yazdı, giden yazdı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gel zaman git zaman geçti, şimdiki zaman gelip çattı ve aşk bir pazar halini aldı. Kitap olup bestsellere karıştı, dizi olup efsanelerle yarıştı. Sinema filmi oldu, hatta ondördüncü Şubat gününe denk düşürüldü. Oysa aşk bir delilikti ve deliye hergün bayramdı. İki cümlede bir tezattı sözler. Üç yanlış bir doğruyu götürmüyor, iki yanlıştan bir aşk, şak diye doğuveriyordu (!)&lt;br /&gt;Birilerinin içi yandı, birilerinin başı. Ama bu işten çok paralar kazanan da vardı. Yani kiminin de aş'ı oldu.&lt;br /&gt;Hani eskiden bir âşık ve bir de mâşuk vardı ya. Artık bir gâdir ve bir de mağdur vardı. Hatta işi azıtanlarca bir gâdir, onlarca mağdur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Din afyondur" diye saf dimağlara fesat karıştıranlar şunu söyleyemediler mesela: "Aşk, afyondur."&lt;br /&gt;Öyle bir mevsimine gelinmişti ki aşkın, afyona dönüşmüştü. Uyutuluyorduk. Kitaplarla, filmlerle, şarkılarla, türkülerle. Hem de güle oynaya, hem de özene bözene...&lt;br /&gt;İnsanlar birbirini yiyordu, birbirinin üstüne hastalıklı hislerini boca ediyordu, aşığım, aşıksın, aşk diyordu da aşkın esamesi okunamıyordu bir türlü.&lt;br /&gt;Çünkü afyonlanmıştık ve belki domuz gribi gibi bulaşıcı bir hastalığa dönüşmüştü artık aşk.&lt;br /&gt;Aslı olmayan şeyin gölgesi de olmayacağına göre, bu yeni aşk ne asıldı ne gölge. Bir yerlerde mi asılı kalmıştı. Ne bilen vardı artık ne bulan. Ne de o kadar önemseyen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şairin biri çıktı şöyle dedi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız&lt;br /&gt;bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya&lt;br /&gt;aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ezberlenmiş ve taklit edilmiş şey, elbet aslından uzaklaşır her tekrarda. İşte bu yüzden, icat edildiği günden beri aslından uzaklaşıp şekil değiştiren mecazi aşklara bin şahit de bulunamaz oldu. Çünkü aşkın aslını bilen bir şahit de kalmamıştı ki, her hissinin adını "aşk" koyan aklı avarelere dert anlatılsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mecazi aşklardan, milenyum aşklarına doğru gelindikçe, insanın insana beslediği şeyin ne iken ne olduğunu sorgu masasına yatırıp, üstüne kuvvetli bir ışık tutsak ne görürüz acaba?&lt;br /&gt;Hiçbir şey göremeyiz elbette. Bu hayali ticaretin satıcıları ceplerini doldururken, alıcılarının anlatacak bir "aşk hikayesi" var muhakkak. Replikleri birbirine benzeyen, giriş-gelişme-sonuç örgüsü iki ters bir düz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasılı: Bir aşk varsa, efsanelerde kalmıştır. Gördüğünü zannedenlere geçmişler olsun...&lt;br /&gt;Buna rağmen aşktan hasta olduğunu sananlar varsa da antidepresan ve biraz da terapi öneririm...&lt;br /&gt;Ve ne mutlu hakiki muhabbet ehline ki, aklı başında severler birbirlerini...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6589023376910957437?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6589023376910957437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6589023376910957437&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6589023376910957437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6589023376910957437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/10/mecazi-asktan-milenyum-asklarna.html' title='Mecazi Aşktan Milenyum Aşklarına'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6997745151217177236</id><published>2009-10-12T12:17:00.010+03:00</published><updated>2009-10-12T16:48:16.990+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etimoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>şüphe ve kuşku</title><content type='html'>12.10.09&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkçe, terim ve deyim zenginliği olan ve çeşitli milletlerin lisanıyla da beslenmiş bir imparatorluk dili. Fakat maalesef gittikçe kısırlaştırılmakta, daraltılmakta.&lt;br /&gt;Mesela Araplardan kalbi, Farisîlerden dil ve can'ı almış, bir de ona kendi yüreğimizi eklemişiz. Her birini farklı mana veya kelimelerle kullanmış, tek bir kelimeyle iktifâ etmemişiz.&lt;br /&gt;Bugün bahsedeceğimiz iki kelimeyse elli yıl öncesine kadar farklı anlamlara gelirken, nasıl olmuş, niye olmuşsa &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TDK&lt;/span&gt;'nın da gayretleriyle eşanlamlı kullanılmaya başlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki kelime, yani:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kuşku&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şüphe&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle bu kelimelerin etimolojik yapısını inceleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşku Türkçe bir kelime. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kamus-ı Türkî&lt;/span&gt;'de: Kuş gibi korkup ürkme, irtiaş (titreme), tevahhuş (korkma, ürkme) olarak tanımlanmış.&lt;br /&gt;Yani kelimenin kökü &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kuş&lt;/span&gt;. Ancak aldığı ek, isimden isim yapan değil, fiilden isim yapan -gi eki.&lt;br /&gt;Burada elbette bir problem bulunmakta. Fakat kelime dilimizde bu şekilde kullanılagelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphe ise Arapça bir kelime. "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şibh&lt;/span&gt;" yani benzemek kelimesinden geliyor. Arapça kamusta yazıldığı üzere: "şebbehe" karıştırmaya sebep olmak; "eşbehe" benzemek; "eştebehe" karışık geldi demektir.&lt;br /&gt;Teşbih kelimesi de aynı kökten gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/StMgRJbGnXI/AAAAAAAAAbo/mHeBWtwKjYQ/s1600-h/blueredpill.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 216px; height: 162px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/StMgRJbGnXI/AAAAAAAAAbo/mHeBWtwKjYQ/s320/blueredpill.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5391688657852079474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Buna göre;&lt;br /&gt;Kuşkuda bir korku, sakınma, çekinme, hoş olmayan bir şeye uğrama endişesi vardır. Vesveseli bir haldir. Olmayan bir şeyin olma ihtimali mevzubahistir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphe ise var olan şeylerle ilgilidir. Yani iki veya daha fazla şey arasında hangisi olduğunu kestirememek. Ki yukardaki "benzemek" köküyle ilişkilendirirsek, iki benzer hal arasında kararsız kalma durumu da diyebiliriz. Bir şeyin olup olmadığı hakkındaki tereddüt de yine şüphedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde aynı manaya gelen bu iki kelime, görüldüğü üzere farklı iki hali ifade etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne kadar halk dilinde birleştirilmiş olsalar da mesela &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;psikiyatri&lt;/span&gt;de yukarıdaki ayırım söz konusu imiş. Bu konuda öğrendiklerimizi de ekleyelim:&lt;br /&gt;Şüphe emin olamama durumudur ve obsesyonun tipik özelliğidir. &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=obsesif+komp%C3%BClsif&amp;amp;nr=y&amp;amp;pt=obsesif+kompulsif"&gt;Obsesif kompulsif&lt;/a&gt; bozukluk gibi.&lt;br /&gt;Kuşkuysa daha çok zarara uğrama endişesi içerir ve &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=psikoz"&gt;psikoz&lt;/a&gt;larda görülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki biz halk dilinde her ne kadar aynı manada kullansak da işin erbabınca hiç de öyle değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş: İlim-bilim deyip ekşisözlüğü referans olarak göstermek belki biraz ekşi gelebilir ama kalkıp daha karmaşık ve anlaşılmaz birşeylerle meseleyi dağıtmak istemedim. Konuda uzman olmak değil, o hastalığın ne olduğunu az çok anlayabilmekti amaç.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6997745151217177236?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6997745151217177236/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6997745151217177236&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6997745151217177236'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6997745151217177236'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/10/suphelerinizden-kusku-etmeyin.html' title='şüphe ve kuşku'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/StMgRJbGnXI/AAAAAAAAAbo/mHeBWtwKjYQ/s72-c/blueredpill.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8556930198758992140</id><published>2009-10-10T01:24:00.004+03:00</published><updated>2009-10-10T02:01:16.319+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><title type='text'>Mehriya Masalı II</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Ss-_JqLlBgI/AAAAAAAAAbY/ZpcIXG5Qp8A/s1600-h/204549.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 192px; height: 244px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Ss-_JqLlBgI/AAAAAAAAAbY/ZpcIXG5Qp8A/s320/204549.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5390737451648353794" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;10.10.09&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suskunlukları tam kırk gün sürdü.&lt;br /&gt;Konuşan insan, konuştuğu her lahzada dünyada var olan bir hakikate karşı dikkatsizleşirdi. Dikkati kendi kelamında toplamanın da elbet bir bedeli vardır. Susan hep daha ince görürdü.&lt;br /&gt;-Tam kırk altın!&lt;br /&gt;Kırk birinci günün sabahında ağızdan çıkan ilk sözdü bu. O an bir hikmet daha kayıp gitmişti gözlerinden.&lt;br /&gt;Otuz dokuz gün yağmur yağmış ve o sabah ilk kez güneş açmıştı oysa. İnsanın yaratıldığı çamur kıvamındaydı toprak.&lt;br /&gt;Tek bir cümleyle hikmet gitmiş, dil çözülmüştü.&lt;br /&gt;İlerde beliren karartı önce buharlaştı. Sonra yeniden yağan yağmurla birlikte o hikmetli toprağa düştü.&lt;br /&gt;"-Ben sizin içinize düşen nifak tohumlarıyım. Kaşlarınızın arasındaki köşk mülkümdür artık."&lt;br /&gt;Uzun süredir konuşmayan diller çözülünce bu söz de kulaklara erişmeden kayboluvermişti.&lt;br /&gt;-Bu altınları gömelim.&lt;br /&gt;-Ya içimizden biri gizlice alır kaçarsa?&lt;br /&gt;-Şu karşıki tepeye diker ve birbirimizi kollarız.&lt;br /&gt;-Ya uyursak?&lt;br /&gt;-Her gece iki kişi nöbet tutar.&lt;br /&gt;-Yarın yola çıkalım. Bu gece uyumayız.&lt;br /&gt;Karartıyı hatırlayan yoktu. 40 günün sonunda, kafaları bulandırıp suskunluk hazinesini sunan o bilinmez unutulmuştu çoktan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi gün yola çıkıldı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8556930198758992140?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8556930198758992140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8556930198758992140&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8556930198758992140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8556930198758992140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/10/mehriya-masal-ii.html' title='Mehriya Masalı II'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Ss-_JqLlBgI/AAAAAAAAAbY/ZpcIXG5Qp8A/s72-c/204549.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8173990824503929166</id><published>2009-10-05T18:28:00.001+03:00</published><updated>2009-10-05T18:32:46.337+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><title type='text'>Bir Klişenin Tiyatral Hali: Çıkmaz Sokak</title><content type='html'>05/10/2009&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro sezonumuzu açtık. İlk oyunumuz, &lt;a href="http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Anasayfa.aspx"&gt;Şehir Tiyatroları&lt;/a&gt; için yeniyse de daha evvel pek çok kez gösterilmiş ödüllü bir oyun:&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://www.ibb.gov.tr/sites/sehirtiyatrolari/tr-TR/Sayfalar/Oyunlar.aspx"&gt;Çıkmaz Sokak&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yazarı, yönetmeni, oyuncuları hakkındaki bilgilere ŞT sitesinden ulaşabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-dikkat &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=spoiler"&gt;spoiler &lt;/a&gt;çıkabilir- (sonunda ben de kullandım bu kelimeyi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oynun sahnesi ve kostümler iyiydi. Oyuncuların performansı da gayet yerindeydi.&lt;br /&gt;Fakat asıl sorun oynun kendisindeydi diyebiliriz. Her ne kadar &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunanistan&lt;/span&gt;'daki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;cunta&lt;/span&gt;yı anlatsa da genel anlamda bütün dünyada eleştirilen işkence meselesi işlenmiş. Bir olay örgüsü var. Ancak oynun ikinci bölümündeki diyaloglar bir süre sonra kendinin tekrarı olmakla kalmayıp, son derece klişe mesajlar vermeye başlıyor. Tabiri caizse bu bölümü seyretmek yerine, işkence karşıtı bir protesto gösterisini izleseniz daha fazla heyecana kapılırsınız. Bu yeknesaklık içerisinde oldukça ezber dolu ve sıradan cümleler oyna olan dikkati oldukça azaltmakta.&lt;br /&gt;Oyunda Celika, işkencecisine öfkeyle ve hırsla bağırırken, ona değil seyircinin vicdanına hitap edercesine salondakilere doğru sesleniyor. Yani baştan sona mesaj mesaj mesaj...&lt;br /&gt;Tiyatronun mesaj veren bir dili ve görevi de var ve şahsen işkenceye karşı böyle bir tepkiyi manalı buluyorum. Fakat benim eleştirdiğim oynun yeknesaklığı ve mesajların kafamıza boca edilmesi. Amaç, içerde kalan kini, haksızlığa tepkiyi dışarı dökmekse ve yol olarak tiyatro seçilmişse, cümleler de klişeden kurtulmuş olmalıydı. Belki onca konuşmanın arasına bir kaç olay eklenebilirdi. Hoş hareketten yoksun değil. Celika mahkumunu gayet güzel itip kaktı. Orasına burasına vurdu vs. (bu arada Celika'yı canlandıran oyuncu, metro-tramvay-trenlerdeki o hoş sesli bayan. nasıl da tezat)&lt;br /&gt;Elbette bu eserin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1980&lt;/span&gt; yılında yazılmış olması, belki kendi döneminde görevini fazlasıyla yerine getirmesini sağladı. 1986-89 yılları arasında büyük bir ilgiyle izlenmiş olması da bunu desteklemekte.&lt;br /&gt;Türkiye'deki herhangi bir ihtilali yaşamış büyüklerimizin ilgisini çekme ihtimali de yüksek. Ne de olsa bir acının her ne şekilde olursa olsun hatırlanması, insanı heyecanlandırır.&lt;br /&gt;Oynun belli bir sonu yok. Ucu açık bırakılmış. Spanos'un alnına dayanan silah, adeta mağdurun vicdanına dönüştürülmüş ve onu bekleyen son seyirciye bırakılmış:&lt;br /&gt;Ya o tetiği çekip öc alınır ya da aynı işkence ve katlin bir parçası olunmayıp silah aşağı iner.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"İşkenceciler ve mağdurları hakkında bir şey bilmiyorum", hatta "cunta da ne demek kardeşim" diyenlerle; "o günleri biz iyi biliriz, gidelim de bir görelim nasıl yorumlamışlar" cümlelerini aklından geçirenler oynu izlesinler derim. Geri kalanlara da -şimdilik- bu sene de gösterilen &lt;a href="http://mihmanhane.blogspot.com/2009/04/maskeliler-ve-oyuncu-tavuk.html"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Maskeliler&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; oynunu tavsiye ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8173990824503929166?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8173990824503929166/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8173990824503929166&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8173990824503929166'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8173990824503929166'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/10/bir-klisenin-tiyatral-hali-ckmaz-sokak.html' title='Bir Klişenin Tiyatral Hali: Çıkmaz Sokak'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7882674363086434767</id><published>2009-10-03T22:50:00.005+03:00</published><updated>2009-10-04T22:16:24.404+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hikaye'/><title type='text'>Mehriya Masalı I</title><content type='html'>I&lt;br /&gt;Yontulmuş selvi ağaçlarının yongaları batınca parmağına, bin yıl önceki hikayeyi hatırladı. Bin yılı yüzdelik dilimlere ayırıp, o dilimler boyunca ölenleri getirdi aklına. Herbenia çiçeklerinin güzel koktuğu için ölülerin mumlayalanmasında kullanıldığını da ve amberin ve miskin... Güzelliği ölümsüzlüğe bağlamak için bir sebep daha vardı yani. Bağladı. Kurduğu bütün bağların arasında kendisinin de bir şeylere bağlandığını farketti mi? Etmemezlikten geldi.&lt;br /&gt;Kanayan parmağına, bir çeşit kaktüs parçasını bastırdı. Bu bitkiyse güzel değildi. Fakat yüzyıllarca Afrika'da güzellik ve sağlık için kullanılmıştı.&lt;br /&gt;Görüntü ve kokunun ötesinde dokuda da güzellik vardı.&lt;br /&gt;Selvi ağaçları da güzel koktuklarından mezarlıklara dikiliyordu.&lt;br /&gt;Güzellik ve ölüm.&lt;br /&gt;Xi efsanesinin, kendini hapseden taşa, her gün bir kere vurarak özgürlüğe kavuşan süslü balıkları yoktu. İstiridyeler de yoktu. Mercan kayalıkları da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;Sözün başladığı noktada değildik. Oysa bitirilmiş sözler, verilmiş sözler, alınmış sözler vardı. Hepsi etrafa saçılmış ve başlama noktası kaybolmuştu.&lt;br /&gt;Etrafta minik serçeler uçuşuyordu. Bülbüler vardı az ilerde. Ama artık susuyorlardı.&lt;br /&gt;- Ne de güzel öterlerdi eskiden.&lt;br /&gt;- Dut yediklerinden...&lt;br /&gt;- Burası eskiden hep dutluktu yani!&lt;br /&gt;- Çünkü dut çok tatlıydı, yapış yapış oldu minik ağızları. Yazık.&lt;br /&gt;- Hayır, o dut bu dut değil karıştırıyorsunuz. O aslında tuti idi. Çok konuşurdu. Bülbül de susardı onun yanında. Sonra dut diye kaldı akıllarda.&lt;br /&gt;- Aslında bülbül dut dalındayken gül'e vurulmuştu. O dem sustu. Çünkü bildi ki aşkın dili suskunluktu.&lt;br /&gt;- O sadece bir kuş. Ötmesinin sebebiyse haberleşme.&lt;br /&gt;- Çok sığsın.&lt;br /&gt;- Abartıcısın.&lt;br /&gt;Aşk suskunluksa demek ki aşk buralarda değildi.&lt;br /&gt;- Aşk nerelerde?&lt;br /&gt;- Onu gözümüz tutmayınca, bari esir pazarına götürüp satalım dedik. Sonra baktık ki meğer aşk esir pazaranın sahibiymiş.&lt;br /&gt;- Kanlıları görmesin diye kılık değiştirmiş.&lt;br /&gt;- Bizi de esir alacaktı ki kaçtık, buraya geldik. Asıl ıssızlık bu zemindeymiş.&lt;br /&gt;- Aşk mı geçmiş yani buradan?&lt;br /&gt;- ...&lt;br /&gt;Bir rüzgar esmeye başladı. Kuru değildi, ne soğuktu ne sıcak. Ilıktı ama hoş da değildi.&lt;br /&gt;- Hoşnutsuzluk senin içinde.&lt;br /&gt;- Şair der ki...&lt;br /&gt;- Şairler buraya giremez.&lt;br /&gt;- Onlar da esir pazarındaydı.&lt;br /&gt;- Ama esir tüccarıydılar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ses duyuldu. Ardından bir karartı belirdi.&lt;br /&gt;- Susalım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sustuk.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7882674363086434767?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7882674363086434767/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7882674363086434767&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7882674363086434767'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7882674363086434767'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/10/mehriya-masal-i.html' title='Mehriya Masalı I'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-3905346090928069992</id><published>2009-08-27T22:47:00.005+03:00</published><updated>2009-09-29T09:25:02.016+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu nedir'/><title type='text'>Hayırlı Ramazanlar/mahya nedir?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://fotomihman.blogspot.com/2009/08/hosgeldin-sehr.html"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpbiRiZCD2I/AAAAAAAAAaY/rGh2fOYPGYc/s400/sayfamahya01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374731996230717282" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahya, Farsça “mâh”, yani “ay” kelimesinden gelir. “Ay’a özgü” demektir. Yazılışından dolayı “mahiye” veya “mahiyya” diye de okunur.&lt;br /&gt;Eskiden mahya, camilerin minareleri arasına gerilen iplere kandiller asılmak suretiyle hazırlanırdı. Elbette bu kandiller, kandil yağına batırılmış ipin tutuşturulmasıyla yanardı. Yani sadece mahyayı yapmak değil, uygun bir düzeneği hazırlayı;p, yakmak ve nihayet minarelere germek de marifettendi. Bir de buna eskiden Latin değil Arap harflerinin kullanıldığını da eklersek zorluk derecesini anlamış oluruz.&lt;br /&gt;Mahya seyretmek Ramazan eğlencelerinden biriydi diyebiliriz. Zira mahyacılar maharet ve ustalıklarına göre çeşitli yazı ve şekillerle minareleri donatırlardı. Öyle ki teravih namazından önce bir yazı varsa, namazdan çıkıldığında farklı bir yazıyla karşılaşılırdı.&lt;br /&gt;Minarelerin mahyayla süslenmesi 1723 yılında gelenek halini alarak günümüze kadar ulaşmıştır. O yıl, mahya taşımaya tahammülü olmayan kısa boylu Eyüb Camii minâreleri yerine, ikişer şerefeli uzun minâreler inşâ edilmişti.&lt;br /&gt;Ramazanın ilk günleri “Hoş geldin”lerle karşılanırken, birbirinden güzel vecizeler, hadisler, mahyacıların maharetli elleriyle minareleri süslerdi. Bu, hem oruç tutan kişinin motivasyonunu, hem de oruç ayının huşu dolu havasını arttırması açısından güzel bir yöntemdi. Son günlerde ise “elveda, el-firak” yazılı mahyalarla on iki ayın sultanına veda edilirdi.&lt;br /&gt;Mahyalarla ilgili bir diğer bilinmesi gerekense, Osmanlı zamanında iki veya daha çok minareli camileri sadece padişah âilesinin yaptırabilmesidir. Diğerleri tek minareli olmak zorundaydı. Yani mahya, sadece hânedâna ait olan ve “selatin” yani “sultanlar” ismi verilen camilere kurulabilmekteydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-3905346090928069992?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/3905346090928069992/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=3905346090928069992&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3905346090928069992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3905346090928069992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/08/hayrl-ramazanlarmahya-nedir.html' title='Hayırlı Ramazanlar/mahya nedir?'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpbiRiZCD2I/AAAAAAAAAaY/rGh2fOYPGYc/s72-c/sayfamahya01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-293105468211651516</id><published>2009-08-25T21:40:00.008+03:00</published><updated>2009-08-25T23:30:57.804+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlıca dersleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlıca'/><title type='text'>Osmanlıca Blog Dersleri 4</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;&lt;br /&gt;KÂF (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ك&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;) HARFİNİN OSMANLICA'DAKİ FARKLI OKUNUŞLARI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Kâf harfini üç şekilde ele alabiliriz:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;1) Kâf-i Arabî:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; Osmanlıca'da ince k sesi veren ve yazılışı (ك) olan harftir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRIj-noniI/AAAAAAAAAZw/1KHALfVEy8I/s1600-h/kaf-%C4%B1+arabi.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; width: 286px; height: 172px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRIj-noniI/AAAAAAAAAZw/1KHALfVEy8I/s400/kaf-%C4%B1+arabi.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374000038301703714" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;2) Kâf-i Fârisî:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; İnce g ve ince ğ sesi verir ve kef harfinin üstüne bir çizgi çekilmesiyle (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ﮓ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;) şeklinde yazılır. Fakat Osmanlıca bir metin içerisinde, umumiyetle bu çizginin çekilmediğini görürüz. Harfin okunuşu, okuyucuya bırakılmıştır. Kelimenin veya cümlenin gidişatına göre kullanılır.&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRI9eND8HI/AAAAAAAAAZ4/ic9uCkfxW5I/s1600-h/kaf-i+farisi.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 354px; height: 164px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRI9eND8HI/AAAAAAAAAZ4/ic9uCkfxW5I/s400/kaf-i+farisi.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374000476276912242" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;3) Kâf-ı Nûni:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; Osmanlıca'da n sesi Nun (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ن&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;) harfiyle gösterilir. Fakat Türkçeye özgü bir vokal olan genizsi n ünsüzü, üzerinde üç nokta bulunan Kâf (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;font-size:130%;" &gt;ﯓ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;) harfiyle gösterilir. Bu harf önseste bulunmaz ve okunuşu dikkat gerektirir. Zira yanlış okuyuşlara yol açabilir. Diğer isimleri Nazal N, Sağır Nun veya Sağır Kâf'tır. Kâf-ı Fârisî'de olduğu gibi, Osmanlıca metin içerisinde üç nokta yer almaz. Normal kef şeklinde yazılır ve okuyucunun kuralı bilmesiyle okuyabileceği kelimelerdir. Çok fazla değillerdir. Bir kez okunmakla tanınabilirler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;Not: Anlaşılması açısından örne&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-family: georgia;"&gt;lerde harflerin işaretli hallerini kullanacağız. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRJI33mwCI/AAAAAAAAAaA/fC_oO7k_Rb8/s1600-h/kaf-%C4%B1+nuni.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 304px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRJI33mwCI/AAAAAAAAAaA/fC_oO7k_Rb8/s400/kaf-%C4%B1+nuni.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374000672144801826" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;Kural: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;1)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; İkinci şahsın iyelik ekiyle, fiillerin ikinci şahıs eklerindeki n sesi kâf-ı nuni ile yazılır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRJY-lEAoI/AAAAAAAAAaI/3YZvVzkwB90/s1600-h/kural1.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 89px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRJY-lEAoI/AAAAAAAAAaI/3YZvVzkwB90/s400/kural1.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374000948823982722" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: georgia;"&gt;2)&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; İşaret zamirlerindeki n sesi veren harf de yine kâf-ı nuni ile yazılır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRJrVjT-xI/AAAAAAAAAaQ/e8gmNLhvO-U/s1600-h/kural2.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 249px; height: 88px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRJrVjT-xI/AAAAAAAAAaQ/e8gmNLhvO-U/s400/kural2.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5374001264228301586" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-293105468211651516?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/293105468211651516/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=293105468211651516&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/293105468211651516'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/293105468211651516'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/08/osmanlca-blog-dersleri-4.html' title='Osmanlıca Blog Dersleri 4'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SpRIj-noniI/AAAAAAAAAZw/1KHALfVEy8I/s72-c/kaf-%C4%B1+arabi.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8115040992151799931</id><published>2009-08-18T18:15:00.003+03:00</published><updated>2009-08-18T18:45:27.399+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündem'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Kürt Açılımı ve Alman Vakıfları</title><content type='html'>Her kafadan bir sesin çıktığı şu karışık ortamda, biraz daha eskiye gidip, oluşturulan altyapıyı gözden geçirmek gerekmekte. Aslında bugün olanları tarihte aramak yerinde olur. Elbette kimse bir sabah uyanıp, "hadi Kürt Açılımı isminde bir kıyak yapalım" (bir diğer ismiyle demokratik açılım) demiyor.&lt;br /&gt;Bir bebeğin yeni bir hareketi kazanabilmesi, sözgelimi bir nesneyi tutabilmesi için "hazırbulunuşluluk" önşartı gerekmektedir. Bebek o hareketi bir anda yapamaz. Önce kasları gelişmeli, hareketi sağlayacak bir takım alışmaları yapmalı ve bütün bunları kazanmak için de kendisine örnek davranışlar sergilenmelidir.&lt;br /&gt;İnsan beynini bir fikre alıştırmak da böyledir. Öncelikle hazırbulunuşluluk sağlamak gerekir. Önfikirler zerk edilip sürekli canlı tutulan insan aklı, öyle güzel şartlandırılır ki en olmayacak şeyi bile, minik telkinlerle, fikrin bile ötesinde, mecburiyet olarak görmeye başlar.&lt;br /&gt;İşte bu yüzdendir ki Avrupalılar siyaset denen şeyin sabır, ısrar ve bir o kadar da sinsilik ve telkin gerektirdiğini çok iyi anlamış ve bir politika üzerine belki yarım, belki bir asır sürecek planlar yapmışlardır.&lt;br /&gt;Her ne kadar bugün bir takım olaylar tepeden inme gibi görünse de, halkın (yığının), olanları kabullenip, hatta olmazsa olmazlaştırmasında, bu ince telkinlerin, hazırbulunuşluluk sürecinin payı büyüktür.&lt;br /&gt;Bir insana, fikirlerinizi empoze etmenin en güzel yoluysa sanat, edebiyat ve benzeri kültürel faaliyetlerden geçer. O kişiye açık telkinde bulunmak yerine, kültür unsurlarının içine saçmış olduğunuz fikirleri yutturmakla kalmayıp, "bunu ben kendim düşündüm" bile dedirtebilirsiniz.&lt;br /&gt;Hele bir de ekmek bulamayana, bol kremayla süslenmiş pasta ikram ettiniz mi, değmeyin keyfine.&lt;br /&gt;Gelelim Almanya'ya:&lt;br /&gt;Almanya'nın, AB içerisindeki Alman unsurları kuvvetlendirmeye çalışırken, diğer ülkelerdeki azınlıkları, farklı etnik kökenleri kullanarak bölüp parçalama politikasını Fransa, eski Yugoslavya ve Türkiye üzerinde uyguladığını, hatta benzer amaçlı terör gruplarını desteklediğini, Almanya yakın tarihini okuyanlar az çok bilirler.&lt;br /&gt;Bu yazının asıl amacı da aşağıdaki yazıya girizgah yapabilmekti.&lt;br /&gt;Almanya Siyasi Partilerinin Türkiye'de kurmuş oldukları vakıfların faaliyetleri ile ilgili makalenin, bu yeni açılımla olan paralelliğini görmek yerinde olur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Federal Almanya'da Türkiye'ye yönelik '&lt;b&gt;kültür hizmetleri&lt;/b&gt;' büyük ölçüde vakıflar aracılığı ile gerçekleştirilir. Söz konusu hizmetler, '&lt;b&gt;Türk halkına ve politikacılarına demokratik tartışma kültürünü öğretmek&lt;/b&gt;'ten '&lt;b&gt;Elmalı kereste sanayisini teşvik&lt;/b&gt;'e, '&lt;b&gt;özelleştirme ve serbest piyasa ekonomisi dersleri&lt;/b&gt;'nden '&lt;b&gt;gazeteci eğitimi&lt;/b&gt;'ne kadar çok renkli bir programı içerir. Türkiye'de '&lt;b&gt;araştırma kurumu&lt;/b&gt;' kisvesi altında çalışmalarını sürdüren Alman vakıflarının hemen hemen tamamı parti vakfıdır.&lt;br /&gt;   Aşırı sağcı CSU ve sözde solcu PSD dışında Alman Parlamentosu'nda grubu bulunan dört partinin tamamının Türkiye'de vakıfları vardır. Ülkemiz ile ilk ilgilenen, Almanya'nın en büyük partisi &lt;b&gt;CDU&lt;/b&gt;'nun &lt;b&gt;Konrad Adenauer Vakfı&lt;/b&gt; olmuştur. 1984'te şubesini açmıştır. &lt;b&gt;SPD&lt;/b&gt;'nin &lt;b&gt;Friedrich Ebert Vakfı&lt;/b&gt;'nın İstanbul'a gelişi 1988'de olmuştur. Bunu, 1991'de &lt;b&gt;FDP&lt;/b&gt;'nin &lt;b&gt;Friedrich Naumann Vakfı&lt;/b&gt; izlemiştir. &lt;b&gt;Birlik 90/ Yeşiller&lt;/b&gt;'in &lt;b&gt;Heinrich Böll Vakfı&lt;/b&gt; da doksanlı yılların ortasında İstanbul'da faaliyete geçer.&lt;br /&gt;   Alman Parlamentosu'nda grubu bulunan partilerin vakıflarının tümü, federal hükümetin 'Politik Eğitim Fonu'ndan finanse edilmektedir.&lt;br /&gt;   Yurtdışı etkinlikleri de yine yüzde yüz federal hükümetçe karşılanır. Konunun uzmanlarından sosyolog &lt;b&gt;Ute Paschner&lt;/b&gt;'e göre Alman parti vakıfları, devlet finansmanlı çok özel NGO'lardır ve Alman dış politikasının önemli bir aracı durumuna gelmişlerdir.&lt;br /&gt;   Alman Dışişleri Bakanlığı'nm elimize geçen bir yayınında, ülkelerin içişlerine sorun yaratmadan karışabilmek için ne tür '&lt;b&gt;kamuflaj projeleri&lt;/b&gt;' kullanılabileceği üzerine bir dizi '&lt;b&gt;pratik örnek&lt;/b&gt;' verilmektedir. '&lt;b&gt;Politik vakıflar&lt;/b&gt;'ın bu bağlamda '&lt;b&gt;diyalog programları ile yapıcı bir rol oynayacakları&lt;/b&gt;' en yetkili ağızlardan itiraf edilmektedir.&lt;br /&gt;   Ankara ve İstanbul'da şubeleri bulunan tüm Alman parti vakıflarının programları kabaca şu üç maddeden oluşur: Birinci maddedeki etkinlikler, &lt;b&gt;Kemalizm&lt;/b&gt;'in iflas ettiğini ve sorunun geçici bir hükümet sorunu değil, '&lt;b&gt;yapay ve uyduruk Türk ulusunu tepeden inme yöntemlerle yaşatmaya çalışan Türk devleti&lt;/b&gt;' olduğunu kanıtlamayı amaçlar.&lt;br /&gt;   Bu çerçevede üçlü bir strateji izlenir: A - '&lt;b&gt;Toplumun değişik katmanlarını Kürt sorunu üzerine tartışmaya ve çözüm üretmeye alıştırmak&lt;/b&gt;' ve buna paralel olarak '&lt;b&gt;Kürtçü gruplar&lt;/b&gt;' ile Almanya arasında köprü kurmak. B- '&lt;b&gt;Toplumun değişik katmanları ile siyasal İslamcıları biraraya getirmek&lt;/b&gt;' ve buna paralel olarak '&lt;b&gt;İslamcılar&lt;/b&gt;' ile Alman devleti arasında köprü kurmak. C- '&lt;b&gt;Alevilerin aşırı İslama karşı oluşlarını dikkate alarak, Aleviler ile özel görüşmek ve konuyu gerektiğinde Kürt sorununa kaydırmak.&lt;/b&gt;'&lt;br /&gt;   İkinci maddedeki etkinlikler, '&lt;b&gt;Türkiye'de yerel yönetimlere işlerlik kazandırmak&lt;/b&gt;' amacıyla, Almanya'da adı var, kendi yok '&lt;b&gt;federal sistem&lt;/b&gt;'i Türkiye'ye tanıtmayı hedefler. FDP'nin Friedrich Naumann Vakfı '&lt;b&gt;federalizmi tanıtma&lt;/b&gt;' çabalarını genelde Batı Anadolu'da yürütürken, Yeşiller'in Heinrich Böll Vakfı '&lt;b&gt;federal yönetimin nimetlerini&lt;/b&gt;' Doğu Anadolu konusunda gündeme getirmektedir.&lt;br /&gt;   Yeşiller'in bu vakfı şu sıralar, Türkiye'nin etnik çetelesini tutmakla meşgul ve hem Alman Dışişleri Bakanı ile hem de aynı bakanlığa bağlı Alman resmi '&lt;b&gt;araştırma&lt;/b&gt;' enstitüleri ile ortak çalışmakta. SPD'nin Friedrich Ebert Vakfı da, daha '&lt;b&gt;global&lt;/b&gt;' bir yaklaşımla '&lt;b&gt;Türkiye'de sivil toplumun kurulabilmesi&lt;/b&gt;' için çaba gösterirken, daha çok '&lt;b&gt;ekonomi ağırlıklı diyalog arayışı&lt;/b&gt;'nda olduğu izlenimini vermek istiyor. Türkiye'de '&lt;b&gt;İslamı demokrasiyle barıştırmak&lt;/b&gt;' yolunda en kapsamlı projeler ise CDU'nun Konrad Adenauer Vakfı'nca yaşama geçiriliyor.&lt;br /&gt;   Vakıf ajandasının üçüncü maddesi '&lt;b&gt;yerli köprübaşları oluşturmayı&lt;/b&gt;' öngörür. Almanya'ya davet edilen Türk akademisyenleri, aydınlar, burs verilen doktora öğrencileri, vakıf şubelerine alınan Türk elemanlar için ödenen Alman '&lt;b&gt;kalkındırma yardımı&lt;/b&gt;', bazı duyumlara göre yıldan yıla katlanarak artırılmaktadır.&lt;br /&gt;   Etkinlik alanlarının farklılığı, parti programlarının farklılığından değil, aralarındaki görev dağılımından kaynaklanır.&lt;br /&gt;   Vakıfların tek merkezden yönetildiğine, birbirleriyle oldukça karışık ilişkiler içinde oldukları üzerine bir örnek verelim. Konrad Adenauer Vakfı'nın Türkiye şefi, Alman ordusu kökenli Dr. &lt;b&gt;Wulf Schönbohm&lt;/b&gt;, vakfın aylık dergisinin Ağustos 1997 sayısında, sekiz yıllık eğitim reformuna '&lt;b&gt;Türk ordusunun İslam düşmanlığı&lt;/b&gt;' derken Türkiye Cumhuriyeti'ni de, '&lt;b&gt;kuruluşundan günümüze İslamın inanç esaslarını ve dini duyguların belirtilmesini ezmek&lt;/b&gt;' ile suçlamıştır.&lt;br /&gt;   Konrad Adenauer Vakfı'nın Türkiye danışmanı, Alman Dışişleri Bakanlığı'nın finanse ettiği Alman Doğu Enstitüsü'nün Müdürü &lt;b&gt;Udo Steinbach&lt;/b&gt;'tır.&lt;br /&gt;   Daha önce Almanya'nın Paris'teki büyükelçiliğinde askeri ataşe olarak görev yapmıştır. 1971-1975 yıllarında '&lt;b&gt;Ortadoğu Masası&lt;/b&gt;' şefi olduğu &lt;b&gt;Ebenhausen Vakfı&lt;/b&gt;'nın Alman dış istihbarat örgütü BND'ye yakınlığı bilinir.&lt;br /&gt;   Ülkemizdeki Alman vakıflarının programını en özlü ifade eden kişi sanırım Steinbach'tır. 15 Eylül 1998 günü Katolik kilisesine bağlı Lingen Akademisi'nin çağrısı üzerine verdiği '&lt;b&gt;İslamın Avrupa için önemi&lt;/b&gt;' konferansında şöyle demiştir: '&lt;b&gt;Sorun, Atatürk'ün bir paşa fermanıyla yarattığı yapay ürün Türk devleti ve Türk ulusudur. Sorun, Kemalizm ve Kemalizmin ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun, uyduruk, zorlama ve yapay Türk ulusudur. Böyle bir ulus yoktur. Olmadığını, Türkiye'de yaşanan Kürt-Türk, Müslüman/laik, Alevi/devlet çatışmalarında görmekteyiz. Bu uyduruk ulusu Atatürk nasıl kurdu? Önce Ermenileri yok ettiler, sonra da Rumları. Kürtleri şu güne kadar neden yok etmediler, bilinemez...&lt;/b&gt;' Alman devletinin finanse ettiği Steinbach'ın enstitüsünün Türkiye'de bağlantısı olmadığı Alman vakfı ya da '&lt;b&gt;araştırma kurumu&lt;/b&gt;' yoktur.&lt;br /&gt;   Örneğin Steinbach'ın elemanlarından '&lt;b&gt;Alevilik ve Kürtlük uzmanı' Heidi Wedel&lt;/b&gt;, hem SPD'nın Friedrich Ebert Vakfı ile yakın ilişkidedir, hem de Amneaty International adına Türkiye raporları hazırlar. Alman Doğu Enstitüsü'nün İstanbul şubesi bünyesinde '&lt;b&gt;Gazi Mahallesi araştırması&lt;/b&gt;'nı da yapmıştır. Bu enstitü, Türkiye'de çalışan tüm Alman vakıflarına '&lt;b&gt;bilimsel&lt;/b&gt;' yol göstericilik görevini üstlenmiştir.&lt;br /&gt;   CDU'nun Konrad Adenauer Vakfı, '&lt;b&gt;Türk gençlerinde dini yaşantı yoğunluğunu&lt;/b&gt;' ele alan son '&lt;b&gt;bilimsel&lt;/b&gt;' araştırmasında, Türk gençlerinin '&lt;b&gt;ezici çoğunluğunun, devletin Müslüman kadınların giyimine karışmasına karşı olduğu&lt;/b&gt;'nu kanıtlamış. Araştırmada, '&lt;b&gt;gerçek laikliğin türbana devlet dairelerinde, parlamentoda da izin vermesi gerektiği&lt;/b&gt;' savunuluyor. Frankfurter Allgemeine gazetesinin Ankara muhabiri &lt;b&gt;Horst Bacia&lt;/b&gt; da bu araştırmaya gönderme yaparak &lt;b&gt;Merve&lt;/b&gt;'yi savunurken, '&lt;b&gt;Kemalist fosiller&lt;/b&gt;'e de veryansın ediyor. Aynı gazetenin İstanbul, muhabiri &lt;b&gt;Rainer Hermann&lt;/b&gt; da, Alman Doğu Enstitüsü'nün dergisi '&lt;b&gt;Orient&lt;/b&gt;'te, kimi hoca efendileri '&lt;b&gt;artık eskimiş Kemalizmin yerini alması gereken umut işaretleri&lt;/b&gt;' olarak övmektedir.&lt;br /&gt;   Merkezi Bonn'da olan ve kurucuları arasında Alman Federal Parlamento üyelerinin de bulunduğu &lt;b&gt;Şeyh Said Vakfı&lt;/b&gt;'nın da (1996) çalışmaları doğrudan ülkemiz ile ilgilidir. Şu anda Türkiye'de şubesi olmayan vakıf, amaçlarını şöyle açıklamaktadır: '&lt;b&gt;Almanya'da yaşayan tüm Müslümanlara dini, sosyal ve kültürel hizmetler sağlamak... Kürt halkı ile Alman ve Avrupalı halklar arasında diyalogu geliştirmek... Kürdistan'daki savaş kurbanlarına destek sağlamak... Almanya'da yaşayan Kürtlerin yaşam standardının yükselmesi için çaba harcamak... Kürt çocukları ve gençleri için gençlik örgütleri kurmak...&lt;/b&gt;' Vakfın Başkanı &lt;b&gt;Ali Homam Ghazi, 'Apo'nun Bonn temsilcisi&lt;/b&gt;' olarak tanınır. Daha önce sözü geçen Udo Steinbach'la da çok yakın ilişki içinde olduğu bilinir. Kurucu üyelerden &lt;b&gt;Heinrich Lummer&lt;/b&gt; ise Alman Parlamentosu'nda CDU milletvekilliği ve Berlin İçişleri Senatörlüğü görevlerinde bulunmuştur. Şeyh Said Vakfı kurulmadan önce, 1995 yılında, &lt;b&gt;Abdullah Öcalan&lt;/b&gt; ile ikili görüşmeler yapmıştır.&lt;br /&gt;   Almanya kökenli vakıflar, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti'ni dıştan ve içeriden kuşatmaya alma çabasında.&lt;br /&gt;   Tümü de, '&lt;b&gt;biz NGO'yuz&lt;/b&gt;' diyor. Ancak '&lt;b&gt;sivil toplum&lt;/b&gt;', '&lt;b&gt;küresel ekonomi&lt;/b&gt;' ve '&lt;b&gt;insan hakları&lt;/b&gt;' için uğraşı verdiklerini iddia ederken, '&lt;b&gt;Türk devletinin varlığı sorundur, Türk ulusu uyduruk bir yapıdır&lt;/b&gt;' da diyebiliyorlar. Hepsi de '&lt;b&gt;dost ve müttefik Almanya&lt;/b&gt;' hesabına çalışıyor. &lt;b&gt;Söylev&lt;/b&gt;'deki '&lt;b&gt;Her tarafta ecnebi zabit ve memurları ve hususi adamları faaliyette...&lt;/b&gt;' sözlerini hep anımsamalıyız. Son olarak birkaç ay önce yine İstanbul'da Robert Bosch Vakfı'nın şubesi kuruldu. Bu son gelişmeden daha hiç kimsenin haberi yok."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamer Bacıoğlu, &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Türkiye'de Alman Vakıflarının Marifetleri"&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cumhuriyet&lt;/span&gt;, 6 Temmuz 1999.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8115040992151799931?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8115040992151799931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8115040992151799931&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8115040992151799931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8115040992151799931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/08/kurt-aclm-ve-alman-vakflar.html' title='Kürt Açılımı ve Alman Vakıfları'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5760997260296826622</id><published>2009-08-06T23:19:00.009+03:00</published><updated>2010-02-18T19:32:56.022+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotograf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>aaah güzel istanbul</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right; font-style: italic;"&gt;"Elveda Şarkın güzel ve ölümsüz kraliçesi!&lt;br /&gt;Zaman bahtını, güzelliğini bozmadan değiştirsin ve&lt;br /&gt;çocuklarım seni bir gün benim&lt;br /&gt;seni gördüğüm ve terkettiğim aynı&lt;br /&gt;delikanlı heyecanının sarhoşluğu içinde görebilsin"&lt;br /&gt;(Edmondo de Amicis, İstanbul*)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Şehir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;nesnel&lt;/span&gt;dir. En basit tanımıyla yaşanılan, hayat sürdürülen yer.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sokrat&lt;/span&gt;, bunu daha da anlamlandırarak, şehirlerin &lt;span style="font-style: italic;"&gt;felsefenin yurdu&lt;/span&gt; olduğunu söylemiştir. Her ne kadar günümüzde gözardı edilmiş ve homojenliğini kaybetmiş olsa da felsefe ve şehir arasında bir &lt;span style="font-style: italic;"&gt;symbiosis&lt;/span&gt; yani &lt;span style="font-style: italic;"&gt;ortak yaşam&lt;/span&gt;ın varlığı sözkonusudur. Bu anlamda şehirler, düşüncenin ve büyük kitle hareketlerinin merkezi, beyni konumundadır. Şehrin bu özelliği onu her daim dinamik tutar. Elbette bu, günümüzdeki "yerleşim birimi" tanımındaki şehirden daha ötebir mefhumdur.&lt;br /&gt;Fakat bazı şehirler vardır ki, onlar bu nesnel yapılarından çok daha derin anlamlar kazanarak, kişiliğe bürünmüş ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;öznel&lt;/span&gt;leşmişlerdir. Onlara artık sadece bir şehir gözüyle bakılmaz. Kimi zaman bir kadına benzetilir, kimi zaman gamsız bir yarene. Eşe, dosta, akrabaya: Hasılı insana. Konuşulur, sitem edilir, bir sevgiliyi özler gibi özlenilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İstanbul&lt;/span&gt; da bu şehirlerden biri. Efsanesi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hz. Süleyman&lt;/span&gt;'a kadar dayanan, adına yüzlerce, binlerce şey yazılmış, çizilmiş, söylenmiş güzellikler diyarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Tarih değişmez, değişen tek şey kıyafetlerdir."&lt;/span&gt; diyordu İskender Pala bir konuşmasında. Öznelleşmiş bir şehrin kıyafetleri gibi. Ne kadar değişirse değişsin, dokusu, tavrı değişmeyen; köhneliği  ve güzelliği, hatta trafik sorunu, kalabalığıyla, hep o aynı şehirdir İstanbul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Atıf Yılmaz&lt;/span&gt; 1966'da çevirdiği "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ah Güzel İstanbul&lt;/span&gt;" filmiyle, yozlaşmayı, değişimi ve bir şehrin bozulduğu halde, nasıl hala umut kapısı olduğunu çok güzel anlatmış.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sadri Alışık&lt;/span&gt;'ın kendine has uslubu, kullandığı yarı beyefendi yarı sokak ağzıyla olaylara bakış açısının yanında, silik silik de olsa İstanbul manzaraları olan filmi izlemenizi tavsiye ederim.&lt;br /&gt;Haşmet... &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Seyyar Fotoğrafçı&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;Filmin bu ilk karelerinde çok hoşuma giden bir de söz eder:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"Bizim memlekette şaşkınlık yaraşır delikanlıya..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="364" width="445"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ZCTqNa2eTuA&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x5d1719&amp;amp;color2=0xcd311b&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ZCTqNa2eTuA&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x5d1719&amp;amp;color2=0xcd311b&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" height="364" width="445"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şiir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;SEYYAR FOTOĞRAFÇI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çek artık Osman Usta çek&lt;br /&gt;Kapağı bir açışta&lt;br /&gt;Şu bütün sabırsızlığımın resmini&lt;br /&gt;Tam işte o dakikadayım&lt;br /&gt;Hani o her şeyden her şeyden&lt;br /&gt;Sıkıldığım dakikada&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başını şöyle tut diyorsun&lt;br /&gt;Elime doğru bak&lt;br /&gt;Hayır ben o yana bakamam&lt;br /&gt;İstemiyorum öyle durmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir o öyle&lt;br /&gt;Girecekmişim gibi bir işe&lt;br /&gt;Bıktım usandım rötuştan pozdan&lt;br /&gt;Az mı ezildim az mı büzüldüm&lt;br /&gt;O öldüresiye nazlardan&lt;br /&gt;O hep karşılıksız aşklarda&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olduğum gibi sade&lt;br /&gt;Görünebildiğim kadar silik&lt;br /&gt;Dakikada çekersin diye resmimi&lt;br /&gt;Osman Usta bunun için seçtim seni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz gibi sokak gibi ev gibi duracağım&lt;br /&gt;Senin karşında istediğim yana bakarak&lt;br /&gt;İşte öyle çek Osman Usta&lt;br /&gt;Hani o bir bakışta&lt;br /&gt;Halime hayran olarak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;S. Aldanır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş:&lt;br /&gt;* &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Edmondo de Amicis&lt;/span&gt;'in seyahatnamenin  ötesindeki bu kitabı, kendi asrındaki İstanbul'u çok ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Bir Batılının gözüyle  şehrin kozmopolit, çok sesli ve çok renkli yapısını keyifle okuyabilirsiniz.&lt;br /&gt;Bu vesileyle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;TTK&lt;/span&gt;'nın Temmuz'a kadar yaptığı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;%50 kitap indirimi&lt;/span&gt;ni Aralık'a kadar uzattığını belirtmekte fayda görüyorum.&lt;br /&gt;Amicis'in kitabı da TTK yayınlarından çıkmakta. İnternet üzerinden rahatlıkla alabilirsiniz. Çok da ucuz.&lt;br /&gt;Meraklılar için &lt;a href="http://e-magaza.ttk.org.tr/switch.php?file=ProductInfo&amp;amp;cat_id=82&amp;amp;product_id=1919"&gt;buradan&lt;/a&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5760997260296826622?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5760997260296826622/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5760997260296826622&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5760997260296826622'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5760997260296826622'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/08/aaah-guzel-istanbul.html' title='aaah güzel istanbul'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4350502588296185364</id><published>2009-07-26T23:42:00.006+03:00</published><updated>2009-07-27T00:53:50.790+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlıca dersleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlıca'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>Osmanlıca Blog Dersleri 3</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kalın ve İnce Ünsüzler:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünki 29 harfli Latin alfabemizde, Osmanlıca'da yer alan bazı kalın ve ince ünsüz harfler tek harfle ifade edilmektedir.&lt;br /&gt;Bu harfleri şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;k -&gt; &lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ك&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;   (kef)&lt;br /&gt;-&gt; &lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;ق&lt;/span&gt;   (kaf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;g-ğ -&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;ك&lt;/span&gt;  (kef)&lt;br /&gt;  -&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;غ&lt;/span&gt;  (gayın)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;s -&gt; &lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;ص&lt;/span&gt;  (sad)&lt;br /&gt;-&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;س&lt;/span&gt;   (sin)&lt;br /&gt;-&gt;  &lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;ث&lt;/span&gt;    (se)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;t -&gt; &lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;ت&lt;/span&gt;   (te)&lt;br /&gt;-&gt;   &lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;ط&lt;/span&gt;  (tı)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu harfler kalınlık ve inceliklerine göre, kelimeyi kalınlaştırır veya inceltir. Yani bir kelimeyi okumaya başlarken, sadece ilk harfi değil, peşinden gelen harfi de göz önünde bulundurursanız, yanlış okumaların önüne geçmiş olursunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir örnek verelim:&lt;br /&gt;AK ve EK kelimelerinin Osmanlıca yazılışlarını gördüğümüzde, ince ve kalın harflere bakarak okumamızı düzgün olarak yapabiliriz.&lt;br /&gt;Şöyle ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:180%;" &gt;اق&lt;/span&gt;   -&gt; AK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; اك &lt;/span&gt;&lt;/span&gt; -&gt; EK&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;not:&lt;/span&gt; Kef harfinden bahsetmişken, bu harfin üç türlü kullanımı olduğunu da eklemek gerekir. Fakat bu konuyu tek başına bir sonraki derste ele almak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyu anlamamız için çeşitli kelimeler yazmakta fayda var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SmzKtY6lplI/AAAAAAAAAZY/oPpH1oS0NNA/s1600-h/%C3%BCns%C3%BCzler.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 318px; height: 276px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SmzKtY6lplI/AAAAAAAAAZY/oPpH1oS0NNA/s400/%C3%BCns%C3%BCzler.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362884137422530130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kural:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arapça ve Farsça kökenli kelimeleri bir tarafa koyarsak, Türkçe kelimelerde &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ط&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;    (tı) ve &lt;span style="font-size:130%;"&gt;ص&lt;/span&gt;    (sad) kalın harfleri yalnızca kelimenin başında yer alır. Kalın ünlülü kelimelerde iç sesi veren T ve S harfleri yazılırken  &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ت&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;   (te) ve &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;س&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;    (sin) harfleri kullanılır.&lt;br /&gt;Kuralla ilgili örnekleri şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SmzLnZs334I/AAAAAAAAAZg/TUOY7W2wzew/s1600-h/kural.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 289px; height: 172px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SmzLnZs334I/AAAAAAAAAZg/TUOY7W2wzew/s400/kural.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362885134065852290" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Yani buradan şu sonucu da çıkarabiliriz: Eğer bir kelimenin baş harfi dışındaki harflerde &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ص&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; (sad) veya &lt;span style="font-size:130%;"&gt;ط&lt;/span&gt; (tı) varsa, bu o kelime Türkçe değil, muhtemelen Farsça veya Arapça kökenlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nazar-ı Dikkat:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alfabemizdeki bu durum, zaman zaman bazı kelimeleri yanlış telaffuz etmemize sebep olmakta. Hatta bu yüzden galatlaşmış pekçok kelime de vardır. Osmanlıca bilgisi, kelimeleri doğru telaffuz etmemize de yardımcı olur.&lt;br /&gt;Mesela &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ikâmet&lt;/span&gt; (&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;اقامت&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;) kelimesinde her ne kadar şapkalı a kullanıyor olsak da bu a inceltilerek okunmaz. Çünkü a'dan önceki k harfi, parantez içinde de belirtildiği gibi &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ك&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; (kef) ile değil &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ق&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; (kaf) ile yazılmaktadır.&lt;br /&gt;Yani aslında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"ikaamet"&lt;/span&gt; şeklinde yazılması daha doğru olurdu. Fakat bu şekilde kullanılıp kabul görmüştür.&lt;br /&gt;Bu konudaki örnekleri çoğaltmak mümkün. Lakin sözü fazla uzatmaya gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş: Osmanlıca derslerine ilgi gösterip, bunu mail veya yorumla belirten arkadaşlara da teşekkürler. Sayelerinde tembellikten sıyrılabiliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4350502588296185364?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4350502588296185364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4350502588296185364&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4350502588296185364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4350502588296185364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/07/osmanlca-blog-dersleri-3.html' title='Osmanlıca Blog Dersleri 3'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SmzKtY6lplI/AAAAAAAAAZY/oPpH1oS0NNA/s72-c/%C3%BCns%C3%BCzler.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4351507637048334487</id><published>2009-07-26T00:25:00.005+03:00</published><updated>2009-07-26T00:31:52.673+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>mihmanhane iktibas salonu</title><content type='html'>Efendim konağı büyütüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fotomihman.blogspot.com/"&gt;Karanlık oda&lt;/a&gt;dan sonra, okuduğum kitaplardan iktibasların yer aldığı yeni bir odamız daha oldu.&lt;br /&gt;Buradan buyrun:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://mihmanhane.tumblr.com/"&gt;iktibas&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayırlı ve dahi uğurlu olsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4351507637048334487?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4351507637048334487/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4351507637048334487&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4351507637048334487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4351507637048334487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/07/mihmanhane-iktibas-salonu.html' title='mihmanhane iktibas salonu'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4235215543189452441</id><published>2009-07-19T20:40:00.007+03:00</published><updated>2009-07-26T00:43:49.061+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mimari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu nedir'/><title type='text'>Cami mi Müze mi? (Kündekari Nedir)</title><content type='html'>Bir süredir &lt;a href="http://www.thy.com/images/skylife/8-2007/483/26_483AYD02.jpg"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kündekari&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;* sanatı üzerine hazırlayacağım makale için fotoğraflar çekiyorum. Gelin görün ki bu sanatın en güzel örnekleri Osmanlı öncesi döneme ait olup, Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde.&lt;br /&gt;Kündekari makalesi için önemli bir örnekse &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bursa Uluc&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;amii&lt;/span&gt;'nde bulunan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;minber&lt;/span&gt;. Bu minber, kündekarinin inceliklerinin yanı sıra, astronomiyle olan alakası açısından da ayrı bir öneme sahip.&lt;br /&gt;Şöyle ki:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Minberin, mihraba bakan sol cephesinde &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;güneş sistemi, sağ cephesinde ise galaksi sistemini rezmeden küre şeklinde ka&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;bartmalar yer almakta.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Öyle ki güneş sistemindeki gezegenler, sırasıyla konumlandırılmış ve büyüklükleri de orjinalinde olduğu gibi birbirinden farklı.&lt;br /&gt;Yine ilginç bir başka noktaysa Plüton gezegeninin diğer gezegenlerle aynı açıya yerleştirilmemiş olması.&lt;br /&gt;Yani &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;607 yıl önce&lt;/span&gt;sinin astronomi bilgisinin ne seviyede olduğunun güzel bir örneği.&lt;br /&gt;Hatta bununla da yetinilmeyip, kündekari gibi yüksek geometri bilgisi gerektiren bir sanatla, üçgen bir cepheye adapte edilmesi de ayrı bir konu.&lt;br /&gt;Minber yakın zamanda restorasyondan geçti. Bursa'ya gidip fotoğrafını çekmeye zaman bulamadığım için Fotoğrafçı &lt;a href="http://www.fotoritim.com/yazi/mustafa-demirbas--kastamonuda-yerel-yasamdan-fotograf-kareleri"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mustafa Demirbaş&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; Beye rica ettim. Sağolsun onca projesinin arasında, Bursa'ya uğradığı bir vakitte minberin fotoğrafını çekti. Fakat kötü bir haber vererek.&lt;br /&gt;Minberi camekan içine almışlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SmNhT5RLF_I/AAAAAAAAAZQ/RF5QhDPnXyM/s1600-h/_BUP9900.JPG"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 266px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SmNhT5RLF_I/AAAAAAAAAZQ/RF5QhDPnXyM/s400/_BUP9900.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5360234975919282162" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'nin herhangi bir başka camiinde böyle bir uygulama gerçekleşmiş mi bilmiyorum ama, İstanbul'daki Selatin camilerinin hiç birinde böyle saçma bir şey yapıldığını görmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Süleymaniye Camii&lt;/span&gt;&lt;span&gt;'nin&lt;/span&gt; iddialı restorasyonu yakın zamanda sona erdirecek. Orada da böyle bir şey yapacaklarını sanmıyorum.&lt;br /&gt;Amaç tarihi korumaksa, size, onlarca değil yüzlerce korunmaya muhtaç eser sayabilirim. Mahvolmuş, yıkılmaya yüz tutmuş ve VGM'nin Kültür Bakanlığının ilgisini beklemekteler. Önce oralarda incelik gösterilmeli. Bir caminin minberini kapatarak değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Camiler ibadet mekanlarıdır. Minber de bu mekanın parçası halini almıştır. Zaman içinde kazandığı fonksiyonu hepimiz bilmekteyiz. Bu yapılan neyin tedbiridir. Minbere zarar gelmemesi için yapılan bir şeymiş gibi düşünmek bana göre fazla iyi niyetli bir düşünce.&lt;br /&gt;VGM'nin ibadet mekanları üzerinde böyle bir hakkı olmaması gerektiğini düşünüyorum. Zira Anadolu'nun her yerinde tarihi değeri olan bir çok cami bulunmakta ve biz öyle her şeyi camekanlar içine sokmaya kalkışırsak, camiler ibadet yerleri olmaktan çıkıp müzeler haline dönüşür ki yine tarimizde camiden müzeye tahvil edilmiş örnek bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Hem zaten, turistler de babalarının mekanı gibi girip çıkmaktalar camilere. Bu çok da yabancısı olduğumuz bir durum değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tarihi eserlere ufacık bir tahribatta bulunulmasına bile çok üzülen ben, bu yapılanı anlayamadım. Anlamak istemiyorum. Ama mantıklı bir şekilde anlatmak isteyen varsa da dinlemeye hazırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine yanlış yerlerden başladık. Oysa ki yasaklar getirmek yerine, insanlara tarihi korumayı ve sevmeyi telkin eden, öğreten sosyal projeler ve ders programları uygulamak, daha kesin ve medeni bir çözüm olmaz mıydı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------------------------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;*Künde farsça bir kelime olup, iri ve kalın ağaç anlamına gelir. Kündekar kıymetli ağaçları işleyen marangoz ve sedefçi; kündekârî, ince marangozluk ve sedefçilik anlamına gelir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Daha geniş anlamıyla künde, kündekari tekniğiyle oyulup işlenen ağaçlara denilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bu sanat, Selçuklular devrinde Anadolu'da gelişerek kendine has bir tarz almıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Selçuklular bilhassa kapı, dolap kapağı, mihrapta bu tekniği çok ince işçiliklerle kullanmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Osmanlı döneminde ise daha sade bir şekil almıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Künde, suyu düzgün olan ağaçların el pırandası ismi verilen özel bir rendeyle tespit edilmiş formlarda oyulması ve geçme (zıvana) tekniği adı verilen geometrik üslubu oluşturacak şekilde, küçük pek çok parçanın ana kirişe monte edilmesiyle meydana gelir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Bu geometrik şekiller, hazırlanan taslaklar ve geometrik hesaplamalarla oluşturulur ve en &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;önemlisi tutkal veya çivi kullanılmadan içiçe geçirilir&lt;/span&gt;. Hem sanat, hem hendese harikasıdırlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Sedef, fildişi kakma, oyma işçiliği ve farklı renklerdeki ahşap tablalarla estetik bir görünüm arz eden kündekari tekniği, kapılar, pencere ve dolap kapakları, vaiz kürsüsü, mihrap, çeşitli ahşap eşyalarda kullanılılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Kündenin bir özelliği, değişik mevsim veya sıcaklık, nem oranlarında ağacın çalışmasına mani olmasıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; İç mekanlarda ceviz, şimşir, armut, kiraz, sapelli (maun) gibi ağaçlar; bezemelerde abanoz, tik, yılan ağacı, venğe, peleseng, sapelli (maun), altın varak, bağa (kaplumbağa dış kabuğu, deniz kaplumbağası), gümüş, fildişi, sedef, yakut ve zümrüt gibi degerli malzemeler kullanılır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt; Dış mekanlarda  meşe, sapelli (maun), ireko, tik, dişbudak gibi sert hava şartlarına dayanıklı agaçlar seçilir. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4235215543189452441?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4235215543189452441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4235215543189452441&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4235215543189452441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4235215543189452441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/07/cami-mi-muze-mi.html' title='Cami mi Müze mi? (Kündekari Nedir)'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SmNhT5RLF_I/AAAAAAAAAZQ/RF5QhDPnXyM/s72-c/_BUP9900.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-3150435784220597379</id><published>2009-07-13T01:26:00.011+03:00</published><updated>2009-07-13T16:33:06.149+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Fransa'daki İlk Daimi Türk Elçimiz ve Maceraları</title><content type='html'>Yıllar sonra Churchill'ın &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"menfaatlerin olduğu yerde herkes kardeştir"&lt;/span&gt; sözünü sarfedeceği kadar ince bir siyaset ve diplomasi örneği veren Avrupa devletleri, 16. yüzyılda Türkiye'de daimi elçilikler kurmuşken, Osmanlı devleti, ta ki III. Selim devrinde, değişen dengelere ayak uydurabilmek adına daimi elçiliklere karar verdi.&lt;br /&gt;Böylece diplomaside yeni bir devir açılmış, bu da muvazene siyasetinin başlangıcını oluşturmuştu. Ne var ki yeni fikirleri tatbik etmek kolay olmamış, uzun bir dönem Osmanlı siyasetçilerinin tabiri caizse &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"diplomat ağzı satarken"&lt;/span&gt; yüzlerinin kızarması kendilerini ele vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daimi elçiliklere tayin de ayrı bir meseledir: Bu dönemde, yabancı ülkelerdeki her çeşit vazife, üstü kapalı bir şekilde gözden düşmenin işareti olarak telakki edilmekteydi. Nitekim bu hizmet sebebiyle, kafirlerle yaşamaya, onlarla münasebet kurmaya, onların ülkelerinde oturmaya mecbur olunacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim ilk daimi Fransız elçimize:&lt;br /&gt;1792 yılında İngiltere'ye gönderilen Yusuf Agah Efendiden sonra, 1797 yılında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Moralı es-Seyyid Ali Efendi&lt;/span&gt; Fransa elçiliğine tayin olunur. Gayet zeki, cevval ve yumuşak huylu biri olan Ali Efendinin hayatının bundan sonrası adeta maceradan maceraya sürüklenerek devam etmiştir. (gerçekten de ayrı bir hikaye)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Efendi, 52 gün süren Fransa yolculuğunun ayrıntılarını ve orada geçirdiği günleri sefaretnamesinde anlatmaktadır. Küçük yaşından itibaren maliye kaleminde yetişmiş, Osmanlı usul ve erkanını bilen bir adamın, hiç tanımadığı, bilmediği ve yukarıda yazdığım gibi biraz da hafife aldığı Avrupa'ya bakış açısı elbette ilginçtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maiyetindeki mihmandarı Cauincourt, bir Türk katibi, iki Rum tercüman, kahya görevini üstlenen bir ağa, bir oda uşağı ve on üç hizmetkarı ile birlikte 1797 Mart’ı sonlarında İstanbul’dan ayrılır. Marsilya’ya kadar gemiyle gidecek, karantina müddetini orada tamamladıktan sonra, karadan Paris’e ulaşılacaktır.&lt;br /&gt;Elbette bu karantina meselesi Ali Efendiyi biraz incitmekle beraber, Fransız yetkililerin, bunun gerekli bir prosedür olduğu, aşağılayıcı bir durum bulunmadığı yönündeki açıklamalarını yazmaktan da geri kalmaz.&lt;br /&gt;Sıkıcı geçen karantina süresinin nihayetinde Marsilya’ya varılır. Burada resmi üniformalı pek çok ileri gelen ve büyük bir halk kitlesi onu merasimlerle karşılarlar.  Ali Efendi bu arada Marsilya gazetelerinin abartılı haberleri ile alay etmektedir: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;Cüz’i ihtişam gördüklerinde taaccüpleri hadden fazla idi ki, kulunuz yevm-i mezkurda tepesi elmaslıca bir bıçak takınmıştım, gazetelerinde bil-cümle libasımız elmasla murassa imüş deyü tahrir ve neşir ettiler.&lt;/i&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Böylece Ali Efendi Fransız magazin dünyasının eğlencesi halini almış, 55 yıldır üzerine ilk kez bu topraklara teşrif eden bir Osmanlı elçisine olan rağbetten faydalananlar için gelir kapısına dönüşmüştür.&lt;br /&gt;Geçtiği şehirlerin halkına&lt;span style="font-style: italic;"&gt; bi-edep&lt;/span&gt; der. Fakat mesela Vienne halkı “&lt;i&gt;mu’tedil ve edebli”&lt;/i&gt; dir. Bu kanaatte, şehrin belediye başkanının bizzat kendi evini hazırlatıp sefiri burada ağırlamasının payı olsa gerek. Adına verilen yemekte Ali Efendi: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;vükela yanında nisvân-ı melâhat-peyra”&lt;/i&gt; ile yemek yemelerine oldukça şaşırdığını kaydeder.&lt;br /&gt;Oradan Lyon şehrine geçilir. Haberi alan halk merasim günü meydanları doldurmuştur. Öyle ki Ali Efendi’nin belirttiğine göre &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;seyircinin add ü hasrı olmayub zukaklar mâlamâl olduğundan" &lt;/i&gt;yarım saatlik mesafeyi ancak iki saatte kat ederler. Daha sonra ise kaldığı konak ziyaretçilerle o kadar dolar ki Ali Efendi bunu &lt;span style="font-style: italic;"&gt;“düğün evine döndü”&lt;/span&gt; şeklinde ifade eder. &lt;i&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/i&gt;Lyon'da dikkatini çeken bir başka şeyse, kütüphanelerin kadın ile "malamal" olmasıdır.&lt;br /&gt;Cylon şehrinin de edepsizliğini dile getiren elçimiz, bulunduğu evin &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"hamam-ı zenane"&lt;/span&gt; döndüğünden yakınarak, ne yaptıysa bu insanları başından defedemediğini anlatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotainebleau şehrinde eski kral saraylarını gezerken, kraliçelerden birinin Osmanlı hanım sultanlarının sarayına benzeterek yaptığını iddia ettikleri bir köşk için kendisine &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;“ hanım sultanların sarayına benziyor mu?”&lt;/span&gt; diye sormaları üzerine hiddetlenerek &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"biz onların sarayının içini nasıl bilebiliriz?"&lt;/span&gt; şeklinde cevap verip &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;“ ulüvv-ı şan-ı saltanat-ı seniyyeye ”&lt;/span&gt; münasib sorular sorulmasını ister.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Efendi, gelişinin dördüncü haftasında adeta &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;“Paris’in Kralı”&lt;/span&gt;  olmuştur. Öyle ki Parisliler onun her türlü hareketinden etkileniyorlar, konağının olduğu sokak onu görmek isteyenlerle dolup taşıyordu.&lt;br /&gt;Ali Efendi’ye olan ilgi çok fazla olduğundan her gittiği yer insan akınına uğruyordu. Bunu fark eden tiyatro ve bahçe sahipleri, elçi adına geceler tertib ederek bir hayli para kazanmaktaydılar. Şerefine verilen her eğlencenin fiyatı bir iki misline katlanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Efendi’nin bütün bu eğlenceler içinde en çok tiyatro hoşuna gitmişti.&lt;br /&gt;Komedyayı şöyle tarif eder:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"Komedya demek müferrih oyun demek olub trajedya mihnetli olan menâkib misalleridir.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hatta sefaretnamesinde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Voltaire&lt;/span&gt;’in bir trajedyasından üç sayfa boyunca bahseder ve oyunun son sahnesinde bütün kahramanların ölmesinden dolayı &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;“ komedyanın derûnu matemhaneye dönüb, Fransızların kimisi ağlar, kimisi inler olmalarıyla ârızı bir sehlet hâdis olmuştur ki vasfında kalem âciz-i beste-i rakamdır”&lt;/span&gt;, diyerek bu manzarayı vasfetmekteki acziyetini dile getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ali Efendi’nin en çok garibine giden olaylardan biri de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Odeon Tiyatrosu&lt;/span&gt;’nda davetli olduğu bir törende konservatuarı başarıyla bitiren genç öğrencilere mükafat verilmesi sırasında cereyan eder. İçişleri bakanı başarılı erkek ve kız öğrencilere sahnede ödüllerini verirken onları öper. Ali Efendi için bu çok garip bir davranıştır ve bunu şöyle ifade eder:  &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;İsbât-ı fen ve hüner edenleri defter mucibince davet ve alâmeinnas (herkesin gözü önünde) duhter ve gulâmları ( kız ve erkekleri) takbil ederek (öperek) Cumhur tarafından bir hediye i’tâ eyledi.”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paris’te elçiye olan ilgi ve alaka o kadar artmıştır ki, Türk usulü başlık, türban şekli şapkalar, Türk usulü elbise ve odalık giysileri günün moda kıyafetleri haline gelmişti. &lt;/span&gt;Kadınlar elçinin ilgisini çekebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar, gazeteler ise Ali Efendi’yle görüşebilen &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;“şanslı kadınlar”&lt;/span&gt; ı liste halinde sayfalarına taşıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada ayrıca Seyyid Ali Efendi’nin giriştiği siyasi olaylardan da bahsetmek gerekir:&lt;br /&gt;Ali Efendi kendisi için gerçekten şanssız bir dönemde elçi olmuştu. Zira &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Talleyrand&lt;/span&gt; gibi kurnaz bir politikacıyla karşı karşıyadır. Bunun yanında ilk daimi elçi olduğundan, protokol için gerekli bilgilere sahip değildi. Ayrıca Bâb-ı Ali ile istediği gibi haberleşme sağlayamıyordu.&lt;br /&gt;Bütün bu problemlere daha sonra Mısır meselesi de eklenecekti.&lt;br /&gt;Ali Efendi tarafından daha önce hükümete sunulan nâme-i hümâyûn, asıl gayenin iki ülke arasında ciddi ticari ilişkiler tesisi ve kapitülasyonları yenilemek olduğunu göstermektedir.&lt;br /&gt;Bu arada &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Napolyon Bonaparte&lt;/span&gt;, muzaffer olarak ve Avustralyalıları barışa mecbur ederek Paris’e gelir.&lt;br /&gt;Artık Seyyid Ali Efendi unutulmuş, Paris semalarının yeni yıldızı General Bonaparte olmuştu.&lt;br /&gt;Onun dönüşü şerefine Talleyrand’ın 3 ocak 1798’de verdiği ziyafette Ali Efendi de bulunmuş, hatta Bonaparte ile samimi bir şekilde kolkola bile girmişti. Sefaretnamesinde bu baloyu uzun uzun anlatan Ali Efendi davete katılan kadın ve erkeklerin, hele hele devlet büyüklerinin 5 direktör önünde dans etmelerini hayretle izlemiş ve şöyle ilave etmişti: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;” &lt;/span&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;Bunlarda raks marifetten olub ayıb ve ardan değildir&lt;/i&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;.”&lt;/span&gt; Daha sonra adet üzere &lt;i&gt;“&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; her bir adamın bir kadının eline yapışıp”&lt;/span&gt;&lt;/i&gt; sofraya tevcih ettiklerini ve de bu sofraya erkeklerin oturmayıp ayakta, kadınların verdikleri yiyecekleri yediklerini kaydeder.&lt;br /&gt;Eğer yeni bir hareket yapmazsa İtalya’da kazandığı zaferlerin ortaya çıkardığı büyülü havanın bozulacağından korkan Bonaparte, Avusturya’da imzalanan barıştan biraz önce Mısır Seferi düşüncesini Talleyrand’a açmıştı. Esasen Ali Efendi Paris’te büyük gösterilerle karşılandığı günlerde iki adam Mısır Seferi düşüncesinde çoktan anlaşmışlardı.&lt;br /&gt;Donanma hazırlığına girişildiği ülkede duyulduğu halde, seferin nereye yapılacağı uzun süre kestirilememişti. Herkes kendine göre fikirler söylerken Ali Efendi, donanmanın Sicilya Adası’na veya Cebelitarık’a gönderilebileceğini muhtemel görüyordu.&lt;br /&gt;Bir görevi de Osmanlı elçisini aldatmak olan Talleyrand, Directouire hükümetinin Osmanlı Devleti’ne karşı savaşmak niyetinde olmadığını , kat’i bir dille beyan etti.&lt;br /&gt;Onun bu beyanı Seyyid Ali Efendi’yi tatmine kafi gelmiştir.&lt;br /&gt;Kısa bir süre sonra, Bonaparte’in Malta Adası’nı zaptettiği haberi gelince elçinin içi rahatlamış ve durumu Bab-ı Ali’ye ileterek, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“ &lt;/span&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;herkese memnuniyet hasıl olduğunu”&lt;/i&gt;  ilave etmişti. Osmanlı Elçisi’nin memnuniyeti uzun sürmedi. Zira Temmuz ortalarında, Viyana’daki meslekdaşı İbrahim Afif Efendi’nin hususi kuryesi, ona Bab-ı Ali’den bir talimat getirdi. Bunda, Mısır Seferi meselesinin Dışişleri Bakanı’na tekrar sorulması isteniyordu. Bu talimata uyan Ali Efendi Talleyrand’la görüşmüş ve Bonaparte’in korsan yatağı olan Malta’yı ele geçirmekten başka bir niyeti olmadığı cevabını almıştı.&lt;br /&gt;Talleyrand, onu öyle gerçekçi bir şekilde ikna etmiştir ki olaydan bir ay sonra bile, Doğu Akdeniz’de cereyan eden vakalardan habersizdir.&lt;br /&gt;Seyyid Ali Efendi’nin gafleti III. Selim’i çok kızdırmış; hatta padişah onun, bir tehlike olmadığını beyan eden tahriratı üzerine: “&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;ne eşek herifmiş&lt;/i&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”&lt;/span&gt; diye yazmaktan kendini alamamıştı.&lt;br /&gt;III. Selim kızmakta haksız değildi. Zira, General Bonaparte donanmayla Mısır kıyılarına getirdiği ordusunu 1 Temmuz’da İskenderiyye yakınına çıkarmış, Seyyid Ali Efendi’nin Talleyrand’la mülakat yaptığı günün ertesi de Kahire’ye girmişti.&lt;br /&gt;İstanbul’a Mısır çıkartması haberinin hemen akabinde Fransız Sefiri Ruffin maiyetiyle birlikte Yedikule zindanlarına kapatılır.  Bu hadiseden kısa bir süre sonra Talleyrand tarafından mülakata çağırılan Ali Efendiye hapsolunmayacağı açıklansa da Fransa'dan dönememek kendisi için bir hapis hayatı sayılmaktadır.&lt;br /&gt;Artık Ali Efendi, davetlere icabet etmiyordu. Hatta Talleyrand’ın bir akşam yemeği davetini reddetmesi, istenen etkiyi göstermekte gecikmemiş ve bir gazeteci dokunaklı bir şekilde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;Ey Avrupa milleti, bizim nasıl bir millet olduğumuzu anlayınız! ”&lt;/i&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;diye yazmaktan kendini alamamıştı.&lt;br /&gt;Artık Seyyid Ali Efendi’nin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;“&lt;/span&gt;&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;Eski Osmanlı Elçisi&lt;/i&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”&lt;/span&gt; olarak mecburi ikameti 3,5 yıl sürmüştü.&lt;br /&gt;Mısır çıkarması Osmanlı tarafından haber alınınca, III. Selim hemen savaşa girişmek yerine zaman kazanmak için çeşitli tedbirler almıştı. Diğer taraftan Bonaparte’in Malta’yı zaptedip, Mısır’ı istila etmeye kalkışması İngiltere ve Rusya’nın menfaatlerine ters düşmekteydi. Bu da, Fransa karşısında; Osmanlı, İngiliz, Rus Devletlerini, menfaatleri yönünden bir araya getirmiş oluyordu. Nitekim İngiliz donanması ( 1 Ağustos 1798 ) Ebukır’da Fransa donanmasını yenerek çok büyük zarar verdi. Bu yenilgiden sonra Osmanlı İmparatorluğu, 2 Eylül 1798’de Fransa’ya resmen savaş ilan etti. Takip eden aylarda da Rusya ve İngiltere ile ittifak antlaşmaları yapmıştı. Bu antlaşmaların en önemli özelliği; Osmanlı İmparatorluğunun bu tarihe kadar Avrupa Devletleri karşısında izlediği yalnızcılık siyasetini terkedip, bundan böyle ittifak siyasetine girişmiş olmasıdır.&lt;br /&gt;Yapılan savaşlar sonunda, Napolyon başarısızlığa uğradı ve gizlice Fransa’ya döndü (Eylül 1799). Seyyid Ali Efendi, bu olaya gerçekten çok sevinmiştir. Nitekim sefaretnamesinde; idarenin beş direktörü için : &lt;i style="font-weight: bold;"&gt;“ madde-i fitne ve hıyanet ve mâye-i mel’anet ve şeytânet”&lt;/i&gt; kişiler olarak söz etmektedir.&lt;br /&gt;Osmanlı Devleti’nin iki müttefiki olan Rusya ve İngiltere ile barış görüşmelerinin başladığı bir sırada, Talleyrand Osmanlı Devleti’yle de bir barış yapmak için kolları sıvar. 3 yıl önce sefer hazırlandığı esnada Ali Efendi’yi nasıl kandırdıysa, 1801’de avantajlı barış şartları elde etmek için yine aynı başvuran Talleyrand bu defa da başarılı olur.&lt;br /&gt;Ancak barış görüşmelerine memur kılınan Seyyid Ali Efendi ile yapılan müzakereler sonucunda hazırlanan senet, 9 Ekim 1801’de Bâb-ı Ali tarafından tasdik olunmadı. Ali Efendi, kötü bir anlaşmaya imza attığından Osmanlı hükümetine küçük düştüğü gibi, Fransa hükümeti nezrinde de itibarını kaybetmişti. Aynı zamanda barış antlaşması esaslarının müzakeresinde faal rol oynayan baş tercümanının Fransa adına casusluk yaptığı da Bâb-ı Ali tarafından öğrenilmişti. Seyyid Ali Efendi ise, baş tercümanının ihanetini sezememiş, aksine onun mükafatlandırılmasını Bâb-ı Ali’ye teklif etmişti. Bu hususları göz önünde bulunduran Padişah III. Selim, Fransa ile barış müzakereleri için, başka birini vazifelendirmeyi uygun gördü ve Amedi Mehmed Said Gâlib Efendi Paris’e gönderildi. Artık Seyyid Ali Efendi’nin diplomatik görevi sona ermişti ve geri çağırılmıştı.&lt;br /&gt;Nihayet 16 Temmuz 1802’de dönüş yolculuğu başlar. Bu kez elçinin mahiyetinde çok az kişi vardır ve geçtiği şehirlerde de büyük törenler yapılmamıştır. Macaristan ve Erdel yoluyla Bükreş’e gelen Ali efendi, Silistre’den Osmanlı Ülkesi’ne ayak bastığında, duygularını şöyle ifade etmektedir: &lt;i style="font-weight: bold;"&gt;“ Nihayet Silistre kentine geldik ve çok zamandan beri görmeyi arzu ettiğimiz ve özlediğimiz cami ve minarelerin yüzünü görmekle gözümüz nurlandı.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;Osmanlı Devleti’nin ilk Paris ikamet elçisi, iyi niyet sahibi olmakla beraber, kendisinde bir diplomatta aranılan vasıflar bulunmamaktaydı. Mısır Seferi hazırlanışı ve icrası boyunca Seyyid Ali Efendi’nin Talleyrand tarafından aldatılması, baş tercümanı Codrika’nın iki yüzlülüğünü fark edemeyişi de bunu desteklemektedir. Seyyid Ali Efendi elçilik vazifesinde ve daha sonra barış müzakerelerine memuriyetinde başarı sağlayamamıştır. Bunda onun siyasi tecrübesizliği, hiç şüphesiz başlıca sebeptir. Karşısına Talleyrand gibi en usta diplomatlardan birinin bulunması da, daha önce belirttiğim gibi Seyyid Ali Efendi için bir talihsizlik olmuştur.&lt;i style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynaklar:&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMihman%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Font Definitions */  @font-face 	{font-family:Wingdings; 	panose-1:5 0 0 0 0 0 0 0 0 0; 	mso-font-charset:2; 	mso-generic-font-family:auto; 	mso-font-pitch:variable; 	mso-font-signature:0 268435456 0 0 -2147483648 0;}  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} p.MsoBodyTextIndent, li.MsoBodyTextIndent, div.MsoBodyTextIndent 	{margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	text-align:justify; 	text-indent:27.0pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:595.3pt 841.9pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;}  /* List Definitions */  @list l0 	{mso-list-id:1505320549; 	mso-list-type:hybrid; 	mso-list-template-ids:1088592536 69140481 69140483 69140485 69140481 69140483 69140485 69140481 69140483 69140485;} @list l0:level1 	{mso-level-number-format:bullet; 	mso-level-text:; 	mso-level-tab-stop:36.0pt; 	mso-level-number-position:left; 	text-indent:-18.0pt; 	font-family:Symbol;} ol 	{margin-bottom:0cm;} ul 	{margin-bottom:0cm;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;  &lt;p class="MsoBodyTextIndent" style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style="font-family:Symbol;"&gt;&lt;span style=""&gt;·&lt;span style=";font-family:&amp;quot;;font-size:7;"  &gt;       &lt;span style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span dir="ltr"  style="font-family:georgia;"&gt;Ahmed Refik, “&lt;i&gt;Moralı Es seyyid Ali Efendi’nin Sefaretnamesi”&lt;/i&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.O.E.M&lt;/span&gt;, cüz. 20-24, 1329&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoBodyTextIndent"  style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style=""&gt;·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-size:7;" &gt;        &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;E. Z. Karal, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;III. Selim’in Hatt-ı Hümayunları&lt;/span&gt;, Ankara1942&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoBodyTextIndent"  style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style=""&gt;·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-size:7;" &gt;        &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;E. Z. Karal, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Osmanlı Tarihi&lt;/span&gt;, c. V, Ankara 1999&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoBodyTextIndent"  style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style=""&gt;·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-size:7;" &gt;        &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;Ercüment Kuran, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Avrupa’da İkamet Eden Osmanlı Elçiliklerinin Kurulması ve İlk Daimi Elçilerin Siyasi Faaliyetleri&lt;/span&gt;, İstanbul 1942 &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoBodyTextIndent"  style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style=""&gt;·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-size:7;" &gt;        &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;Faik Reşit Unat, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Osmanlı Sefirleri ve Sefaretnameleri&lt;/span&gt;, Ankara1992&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoBodyTextIndent"  style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style=""&gt;·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-size:7;" &gt;        &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;Kemal Beydilli, “&lt;i&gt;K. Kaynarca’dan Tanzimat’a Islahat Düşünceleri”&lt;/i&gt;, İ&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;lmi Araştırmalar&lt;/span&gt; 8, İstanbul 1999&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoBodyTextIndent"  style="margin-left: 36pt; text-indent: -18pt;font-family:georgia;"&gt;&lt;!--[if !supportLists]--&gt;&lt;span style=""&gt;·&lt;span style="font-style: normal; font-variant: normal; font-weight: normal; line-height: normal; font-size-adjust: none; font-stretch: normal;font-size:7;" &gt;        &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;span dir="ltr"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;Maurice Herbette, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fransa’da İlk Daimi Türk Elçisi Moralı Esseyyid Ali Efendi&lt;/span&gt;, (1797-1802), çeviren ve değerlendiren: Erol Üyepazarcı, İstanbul 1997&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-3150435784220597379?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/3150435784220597379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=3150435784220597379&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3150435784220597379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3150435784220597379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/07/fransadaki-ilk-daimi-turk-elcimiz-ve.html' title='Fransa&apos;daki İlk Daimi Türk Elçimiz ve Maceraları'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8203080156160092811</id><published>2009-07-08T14:29:00.005+03:00</published><updated>2009-07-08T15:40:16.455+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kitap'/><title type='text'>nisyan ile mağdurum</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SlSTnZn5DgI/AAAAAAAAAYo/KeglQ_T_dCg/s1600-h/unutkanlik.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SlSTnZn5DgI/AAAAAAAAAYo/KeglQ_T_dCg/s320/unutkanlik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5356068161952747010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"Hafıza-yı beşer nisyan ile maluldür."&lt;/span&gt; demişler. Aslında unutmak insan için bir nimet. Unutmadan yaşanmaz. Ama neyi unutmadan?&lt;br /&gt;İşte burada ipler kopuveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlber Ortaylı Hoca bir keresinde &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;"insan yirmibeşe kadar ne aldı aldı, sonra durur hafıza" &lt;/span&gt;dediğinde çok da tiye almamıştım bu sözü. Halbuki bundan kastı bunamak veya balığa dönüşmek değilmiş elbet. 25 öncesi mermere kazınırken, yaş ilerledikçe suya yazılıveriyor öğrenilenler.&lt;br /&gt;Bilgi dağarcığını civa gibi elimizde tutmaya çabalarken buluyoruz kendimizi. Buna mukabil, olayların muhteviyatı, yaşanılanlar ve bunların iç alemimize akisleri daha bir vurgulu, daha bir derin oluyor.&lt;br /&gt;Bunun adı olgunlaşma mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Can sıkıcı hallere bürünüyor bazen bu unutkanlık. Özellikle işinizle ilgili konularda. En ufak bir şey için bile not tutmaya başlıyorsunuz. Yani başlıyorum.&lt;br /&gt;Tarihle uğraşan birinin isimleri ve tarihleri unuttuğunu düşünebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;Düşünmeyi bırakın, bunu yaşayan bir örnek var karşınızda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle zamanlarda aklıma hep &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Marquez&lt;/span&gt;'in &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yüzyıllık Yalnızlık&lt;/span&gt; kitabında yaşanan unutkanlık hastalığı geliveriyor.&lt;br /&gt;Orada da benzer bir çözüm bulmuşlardı hastalığa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...&lt;br /&gt;Bellek kaybını birkaç ay olsun önleyecek formülü Aureliano, hem de kazara buldu. Hastalığa ilk yakalananlardan biri olarak bu alanda uzmanlaştığı için, gümüş işleme sanatında da kusursuz bir ustalığa erişmişti. Bir gün maden varaklarını dövmekte kullandığı ufak örsü ararken, adını bulamadı. Babasına sordu, babas 'ıskaça' dedi. Aureliano bunu bir kağıda yazıp örsün sapına yapıştırdı: Iskaça. Böylece bir daha unutmazdı. Meretin adı zaten bir tuhaf olduğundan, bunun bellek kaybının ilk belirtisi olduğu da aklına gelmedi. Ama birkaç gün sonra, baktı ki laboratuvardaki nesnelerin neredeyse hiç birinin adını anımsamıyordu. Bunun üzerine, hepsinin adını yazıp yapıştırdı, baktı mı ne olduklarını anlıyordu artık. Babası yelyepelek gelip çocukluğunun en önemli anılarını bile unuttuğundan der yanınca, Aureliona bulduğu yöntemi babasına da açtı ve Jose Arcadio Buendia bunu önce evde, daha sonra bütün kasabada uygulamaya koydu. Fırçayı mürekkebe batırıp her şeyin üzerine adını yazdı: masa, sandalye, saat, kapı, duvar, yatak, tencere. Ağıla gitti, ne kadar hayvan, ne kadar bitki varsa, onlara da birer inek, keçi, domuz, tavuk, manyok, kaladyum, muz etiketi koydurdu. Zamanla bellek kaybının nerelere varabileceğini inceledikçe, eşyanın adını üzerindeki yazıdan çıkartabileceklerini, ama neye yaradığını unutacaklarını da kavradı. O zaman işi daha da geliştirdi. İneğin boynuna astığı şu yazı, Macondoluların bellek kaybına karşı hazırlıklı olduklarının somut kanıtıdır:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Buna inek derler. Süt versin diye her sabah sağılması gerekir, sütün de sütlü kahve yapmak üzere kahveyle karıştırılabilmesi için kaynatılması şarttır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Böylece, bir an için adlarıyla yaklanan, ama yazılı harflerin ne demeye geldiğini unuttukları anda kaçıp ellerinden kayıveren bir gerçeği yaşamaya başladılar.&lt;br /&gt;Bataklığa açılan yolun başına Macondo yazılı bir levha diktiler. Ana caddeye &lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Tanrı vardır&lt;/span&gt; yazılı bir tabela astılar. Bütün evlere, nesneleri ve duygularını hatırlatmaya yarayacak yazılar yazıldı. Ama bu sistem öylesine büyük bir dikkat ve sağlam sinir istiyordu ki, çoğu kişi, kendi uydurdukları, bir işe yaramaz ama rahatlatıcı bir düşsel gerçeğin büyüsüne kapıldı...." shf.45-46.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8203080156160092811?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8203080156160092811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8203080156160092811&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8203080156160092811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8203080156160092811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/07/nisyan-ile-magdurum.html' title='nisyan ile mağdurum'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SlSTnZn5DgI/AAAAAAAAAYo/KeglQ_T_dCg/s72-c/unutkanlik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8765074647189269399</id><published>2009-07-03T12:44:00.001+03:00</published><updated>2009-07-03T12:46:04.736+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>sabra tahammül yok, ümit-vâr cânımda</title><content type='html'>Büyük İskender İran seferine çıkacağı vakit şahsî hazinesini dağıtır. Yakın arkadaşı Perdiccas'a da gayet kıymetli bir mücevher hediye ettiğinde, aralarında şöyle bir konuşma geçer:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;P-İyi ama, hazinenizdeki herşeyi etrafınızdakilere dağıttınız. Size ne kalıyor?&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;İ-Bana ümit kalıyor.&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;P- Öyleyse bu mücevherleri bana vermeyiniz. En yakın silah arkadaşınız olarak, size kalan ümidi paylaşmak isterim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakirin aşı, aşık'ın yoldaşı, yeis'in rakibi, hasretin akranıdır ümit. İlla bir şeylere, birilerine hissedilir.&lt;br /&gt;Peyami Safa Mahşer'inde &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"hasta bir ümit, sağlam bir yeisten daha fenadır"&lt;/span&gt; der ve ekler: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Ümitsizliğin bir derecesi vardır ki, o vakit irade sevki tabii gibi kördür, nasılsız ve nicesizdir, gayesinde sarhoş gibi körkütük gider ve o vakit insiyâki bir iş gören zekâ ne yaptığını bilmez."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Demek odur ki, ümit kadar kuvvetlidir ümitsizliğin halleri. Derindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair mısralarında çokça yer bulmuştur bu girift, çetrefilli, kimi zaman ömür kurtaran his.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne tende cân ile sensiz ümmid-i sıhhat olur&lt;br /&gt;Ne cân bedende gam-i firkatinde râhat olur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;der Nef'i. Sevgilisiz sıhhat ümidi bile yoktur, ayrılık gamıyla rahat edemeyen cânında. Bütün yollar yokluğa çıkar, onsuz her halükarda ten de rahat bulmaz, can da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Galip temkinlidir. İçtiği kızılcık şerbetidir sanki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden ey şuh ben ümmid-i visal eylemedim&lt;br /&gt;Tab'ıma hadşe verip fikr-i muhal eylemedim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hüsn ü Aşk'ındaysa gam defterine ulaşan olmadığını ve yârden yana isteğe ümidinin de bulunmadığını dile getirir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gam defterinin residi yoktu&lt;br /&gt;Senden bana kâm ümidi yoktu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra işin rengi değişir. Belki sevgiliye olandan daha büyük bir sevda ile sarılır kaleme şair Hürriyet kasidesinde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl&lt;br /&gt;Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ümit istemeyenler de çıkıp meydan okurlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;dl&gt;&lt;dd&gt;Kimseden ümmid-i&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;&lt;/span&gt; feyz etmem, dilenmem perr-ü-bal&lt;/dd&gt;&lt;dd&gt;Kendi cevvim, kendi eflakimde kendim tairim,&lt;/dd&gt;&lt;dd&gt;İnhina tavk-ı esaretten girandır boynuma;&lt;/dd&gt;&lt;dd&gt;Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim&lt;/dd&gt;&lt;/dl&gt;Karıncayı gideceği yoldan döndürmeyen ümit, zaman zaman uzaklaşıp nice yollardan çevirir insanı. Kimi beyhudeliklerimize yarenlik ederken, korkunun arkasından kovalayıp kaçırdığı demler de olur.&lt;br /&gt;Her şeye rağmen, kaybı eksiklik, varlığı esenliktir.&lt;br /&gt;Hele şu binbir hesabın, karmaşanın, yalanın döndüğü memleketimde.&lt;br /&gt;Yani ki bunca yokluğun içinde ümit-vâr olmaktır aşımız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="285" width="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/SiBniduO72I&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x5d1719&amp;amp;color2=0xcd311b&amp;amp;border=1"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/SiBniduO72I&amp;amp;hl=en&amp;amp;fs=1&amp;amp;color1=0x5d1719&amp;amp;color2=0xcd311b&amp;amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" height="285" width="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8765074647189269399?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8765074647189269399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8765074647189269399&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8765074647189269399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8765074647189269399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/07/sabr-yok-umitvar-canmda.html' title='sabra tahammül yok, ümit-vâr cânımda'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2117250722505450788</id><published>2009-06-25T15:44:00.003+03:00</published><updated>2009-06-25T15:52:38.237+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etimoloji'/><title type='text'>ism-i melîha</title><content type='html'>Meliha, Arap illerinin tuzundan gelir. "Milh"tir aslı. Onlar, yemek tuzlu olduğu vakit "meliha" derler. denizle bir ünsiyeti vardır bu yüzden Melihaların. İlla severler onu.&lt;br /&gt;Kaldı ki "mellâh" denizci demektir aynı dilde.&lt;br /&gt;Meliha daha sonra şiirleri ve sözün fesahatiyle meşhur Acem diyârına gider. Her sözü bir  güzelliğe teşbih eden, incelikle süsleyen Farisîler, Meliha ismini "güzel yüzlü" manasına kız çocuklarına koymaya başlarlar.&lt;br /&gt;İsmiyle müsemma olsun diye.&lt;br /&gt;Oradan Anadolu topraklarına kadar ulaşır güzel yüzlüler.&lt;br /&gt;Artık, "melâhatinin (güzel yüzünün) şöhreti öylesine sarmıştı ki âlemi..." diye tasvirlerde bile yer bulur Meliha.&lt;br /&gt;Tecessüs ehlinden biri sorar:&lt;br /&gt;-İyi ama arabın tuzlu dediği meliha, nasıl oldu da acem'e gidince "güzel yüzlü" oluverdi?&lt;br /&gt;Bilge cevaplandırır:&lt;br /&gt;-Yemeğe tadını ve lezzetini veren nasıl tuz ise, insana güzelliğini veren de yüzüdür. İşte bu yüzden "Meliha" güzel yüzlüdür...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2117250722505450788?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2117250722505450788/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2117250722505450788&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2117250722505450788'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2117250722505450788'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/06/ism-i-meliha.html' title='ism-i melîha'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2325689250273841928</id><published>2009-06-13T04:02:00.005+03:00</published><updated>2009-06-13T04:20:49.904+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>huve</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SjL7rWqeTBI/AAAAAAAAAYA/3IVVyK5-Ir8/s1600-h/huve.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 319px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SjL7rWqeTBI/AAAAAAAAAYA/3IVVyK5-Ir8/s400/huve.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5346612429878873106" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birgün olup ecel gele&lt;br /&gt;Kullar kulluğunda kala&lt;br /&gt;Cümle âlem toprak ola&lt;br /&gt;Gel dönelim Hakk'a gönül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sünbülî&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2325689250273841928?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2325689250273841928/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2325689250273841928&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2325689250273841928'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2325689250273841928'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/06/huve.html' title='huve'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SjL7rWqeTBI/AAAAAAAAAYA/3IVVyK5-Ir8/s72-c/huve.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2343204963540565387</id><published>2009-06-10T12:53:00.004+03:00</published><updated>2009-06-10T13:25:06.680+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>Nur Gölünde Yatasın Faruk Bey</title><content type='html'>Muziplikten geri durmaz, takılırdı. Sonra ben, sırf takılmak için söylediği sözlere kafayı takardım bazen. Hem güldürüp hem düşündürmek herkesin aşı değildir zaten.&lt;br /&gt;Üç yıl önce: "Sizin yeğen bu kadar teyzenin içinde bebeklerle evcilik oynar" demişti de ben de bu şakayı kafaya takmıştım. "Sahiden ya, bir tuhaflık olmasın çocukta..." diye.&lt;br /&gt;Şu bir haftadır, "Faruk Bey, bizim yeğen atla silahı çok seviyor, erkekliğin üçte ikisini tamamladı." diye yazayım istedim. Yazayım ki Faruk Bey gelsin okusun, "gelsin" ve "okusun" diledim.&lt;br /&gt;Her şey o kadar eskisi gibi olacaktı ki, böyle yazılar yazacaktık, gülecektik, sıkıntı üzüntü dile gelmeyecekti. Hastalık lafı kalkacaktı tedavülden. Bir türlü olmadı.&lt;br /&gt;Her görüşmemizde daha iyiydi. Bu da umut vermişti bize.&lt;br /&gt;"Kanser" kelimesini kullanmadık hiç. Hakkla yalnız kaldığımız anlarda dile geldi, eteklerden döküldü herşey.&lt;br /&gt;Dua ettik, umut ettik.&lt;br /&gt;Şimdi bütün o sinir olduğum, saçma bulduğum klişe sözleri söyleyesim var: "Kalbimizde yaşayacaksın" gibi mesela ve her defasında en rahatlıkla arkasına sığındığım taziye sözünü hiç söyleyesim gelmiyor...&lt;br /&gt;Ateş düştüğü yeri yakar biliriz. Biz belki o ateşin sıcaklığını hissettik canımız ciğerimiz acıyor sadece. İşte bu yüzden ateşin düştüğü yere, ailesine Mevladan sabır diliyorum.&lt;br /&gt;Ve dualarımızı ona vâsıl et Rabbim... Şimdi artık daha çok dua etme vakti...&lt;br /&gt;O, bu iskeleye değil, senin rahmetine ulaştı.&lt;br /&gt;Ona şefkatinle merhametinle muamele et...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2343204963540565387?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2343204963540565387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2343204963540565387&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2343204963540565387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2343204963540565387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/06/nur-golunde-yatasn-faruk-bey.html' title='Nur Gölünde Yatasın Faruk Bey'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5717194308053628292</id><published>2009-05-29T20:00:00.003+03:00</published><updated>2009-05-29T21:28:13.816+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pedagoji'/><title type='text'>Her Yiğidin Bir Öğrenme Stili Vardır</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir öğrenme stiline sahipsiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki senedir, ikinci ihtisas alanım &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;pedagoji&lt;/span&gt;yle aramızdaki buzları eritmeye çabalıyoruz. Sanırım bunu yavaşlatan başlıca âmil garip terminolojisi. Bir bilim dalının terminolojisini kendi diline adapte etmeye kalkışırsan bazı şeyler eğreti durmaya başlıyor. Mesela "dönüt"...&lt;br /&gt;Mecburen bu garip tarzdan nasibimi almış durumdayım. Dolayısıyla, aynı yöntemle devam edecek bu yazı.&lt;br /&gt;Konumuz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;öğrenme stillerin&lt;/span&gt;den biri. Araştırmacılara göre öğrenme, kişilikle doğru orantılı. Kişinin hayatı algılaması, bakış açısı öğrenme stilini doğrudan etkilemekte.&lt;br /&gt;Öğrenme stilleriyle ilgili bir takım kuramlar geliştirilmiş. Bu kuramlar önce kişiliğin ağırlık yönünü ortaya koymakta, sonrasında ona uygun öğrenme stillerini tespit etmekte.&lt;br /&gt;Burada üzerinde durmak istediğim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;David Kolb&lt;/span&gt; tarafından geliştirilen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Deneysel Öğrenme Kuramı (Experiential Learning Theory)&lt;/span&gt;. Kolb, öğrenmenin zihinsel veya duyuşsal yönde gerçekleştiğini savunmakta. Öğrenme stillerini bir çember üzerinde açıklayarak güzel bir saptama elde etmiş. Kişilerin bu diyagramın neresinde yer aldığı belirlenerek eğitimleri de o stille gerçekleştirilmekte. (Bu diyagramı hazırlarken &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Piaget&lt;/span&gt;'nin bilişsel gelişim modelini temel olarak kullanmış)&lt;br /&gt;Bu manada dört çeşit öğrenme biçimi bulunmakta.&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.businessballs.com/images/kolb%27s_learning_styles_businessballs.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 276px; height: 217px;" src="http://www.businessballs.com/images/kolb%27s_learning_styles_businessballs.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şemayla birlikte verilen biçimlerinin yapısı şu şekilde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Somut Deneyim (&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Concrete Experience)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;/ (Hissederek): &lt;/span&gt;Yeni bir deneyim edinmeye ve hissetmeye dayalı bir öğrenmeyi içermektedir. Bunlar, sosyal ortamlardan ve gerçek olayların içinde bulunmaktan mutlu olurlar. Yeni görüşlere açık, inceleme yapmayı seven kişilerdir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yansıtıcı Gözlem(&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;b&gt;Reflective Observation)&lt;/b&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; / (İzleyerek):&lt;/span&gt; Gözlem ve yansıtma etkinliklerine temel oluşturan fikrî gözlemi benimsemiş kişiler, olayın özünü kavrama, fikirlerin oluşmasında kendi düşünce ve duygularına güvenme, sabırlı ve tarafsız olma, dikkatli düşünerek karar verme ve olaylara değişik açılardan bakabilme konularında başarılıdırlar. İzleyerek ve gözleyerek öğrenme baskındır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Soyut Kavramsallaştırma(&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Abstract Conceptualization)/(Düşünerek)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;:&lt;/span&gt; Düşünerek öğrenme temelli, soyut kavramsallaştırmada, daha önce edinilen gözlemleri açıklamak için kuramlar geliştirilir. Bu aşamada düşünce ve olayların mantıksal analizini yaptıktan sonra hareket geçme, başka bir ifadeyle öğrenme söz konusudur.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aktif Deneme (&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;b&gt;Active Experimentation&lt;/b&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;) / (Yapa&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;rak):&lt;/span&gt; Aktif deneme stiline sahip kişiler, çevreleri üzerinde etkili, risk alma konusunda duyarlı, başladıkları işe veya hedefe odaklanabilen, başarılı ve yaparak öğrenmeye yatkındırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu öğrenme biçimlerinden hareketle dört çeşit öğrenme stili orataya çıkmakta. Kişi birden fazla öğrenme stili özelliklerine sahip olabilir. Fakat bunlardan sadece birini taşıyorsa, bu kişinin baskın öğrenme stilini ortaya koyar.&lt;br /&gt;Bunları şöyle sıralayabiliriz:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dönüştürücü (&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Converging)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Soyut kavramsallaştırma+aktif deneme&lt;br /&gt;Sorun çözme, karar verme, düşüncelerin mantıkî analizlerini yapma, sistematik planlama konularında başarılıdırlar. Pratik çözümler üretirler. Yaparak öğrenme eğilimindedirler ve ilgi alanları sınırlıdır. Nesnelerle uğraşmayı severler. Özellikle uzmanlık ve teknolojik mesleklerde bu öğrenme becerileri önem taşır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ayırt Edici (&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Diverging)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Somut Deneyim+Yansıtıcı Gözlem&lt;br /&gt;Duyarlıdırlar. Olaylara bir çok açıdan yaklaşırlar ve öncelikle veri toplamak için gözlem yaparlar. Farklı fikirler üreterek bunların üzerinde yoğunlaşmayı severler. Sabırlı ve dikkatlidirler. Tarafsız karar almada başarılıdırlar. İyi özet ve sentez yaparlar. Empatileri gelişmiştir. Üretken ve sosyaldirler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özümleyici (&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Assimilating)&lt;/b&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Soyut Kavramsallaştırma+ Aktif Deneme&lt;br /&gt;Geniş kapsamlı bilgileri anlayarak, mantıklı bir bütün haline getirir ve kavramsal modeller ortaya koyabilirler. Duygular yerine, soyut düşünce ve kavramlar üzerinde yoğunlaşırlar. Çoklu fikirler üretirler. Mantıklı ve sistematiktirler. Bilimsel kariyer açısından bu öğrenme önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Uyum Sağlayıcı (&lt;/span&gt;&lt;span style="" onmouseover="_tipon(this)" onmouseout="_tipoff()"&gt;&lt;b&gt;Accomodating)&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Somut Deneyim+Aktif Deneme&lt;br /&gt;Panlar yapıp, kararlar uygulama ve yeni yaşantılar geçirme konusunda başarılıdırlar. Değişime çabuk ayak uydurabilen ve açık fikirli düşünebilen kişilerdir. Sezgileri güçlüdür, esnek, pragmatik ve fevri hareket edebilen kişilerdir. Eylem ve girişim gerektiren konularda bu öğrenme stili önem taşır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5717194308053628292?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5717194308053628292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5717194308053628292&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5717194308053628292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5717194308053628292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/05/her-yigidin-bir-ogrenme-stili-vardr.html' title='Her Yiğidin Bir Öğrenme Stili Vardır'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5564810785706325781</id><published>2009-05-25T00:10:00.004+03:00</published><updated>2009-05-30T20:40:33.824+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Filmin Sonunun Sonu, Yan Kesicilerin Atası 300 Spartalı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1459/300.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 229px; height: 195px;" src="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1459/300.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-...Önce öğrenmek istediğim bir şeyler var. Dostlarım, şu Atina denen yer nerede, hangi bucakta?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;- Ta uzakta batıda, Kral Güneşin göçtüğü yerde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Persler, Aiskhylos (tragedia)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Tarih hep bir şekilde tekerrür edip dururken, meydanlarda kazanılamayan zaferlerin yaraları da sinema salonlarında sarılıyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Pearl Harbor&lt;/span&gt; sanırım buna en iyi örneklerden biri. Ne var ki tarih bu kez sinema sahnesinde tekerrür ederek, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yılın en kötü oscarları&lt;/span&gt;na aday olmuştu bu film.&lt;br /&gt;Batı dünyasının, 2500 yıl önceki bir Doğu zaferinden mülhem çizgi romanı, büyük bir kahramanlık destanı diye sunduğu, seyircinin de afiyetle yediği bir başka filmse &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;300 Spartalı&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;Her ne kadar filmde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Leonidas&lt;/span&gt;'ı tanımış olsak da Spartalıların asıl renkli siması kanun koyucuları &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lykurgos&lt;/span&gt;'tu. Yine filmden hatırlanacağı üzere Spartalılar küçük yaştan itibaren sıkı bir eğitim ve disipline tabi tutulmaktaydılar. Bu eğitimle ilgili olarak Lykurgos'un geliştirdiği bir yasa vardı.&lt;br /&gt;Spartalı çocukların yiyecek çalmalarına müsamaha gösterilecekti. Yani hırsızlık yapabileceklerdi. Hatta yiyecek çalmak, çocuk için onurlandırıcı bir sabıkaydı. Lykurgos'a göre hırsızlık yapma beceresini kazanan bir çocuk, yiyecek bulma konusunda kendini geliştirdiği gibi, bu yolda yaptığı hileleri savaş meydanlarında da tatbik edebilecekti.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/94/Peloponnesos_Map.png"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 211px; height: 221px;" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/9/94/Peloponnesos_Map.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Filmin sonunun sonu gelecek gibi değil. Bir tür kısır döngü.&lt;br /&gt;300 Spartalı filminde, Atina'yla ittifak halinde olan Leonidas'ın Thermopylai geçitini tutması anlatılıyordu. Tabi Persler onları ezip geçmekle kalmamış, sonra gitmiş Atina'yı yerle bir etmişlerdi. Daha sonra Spartalılar Atinalılarla bir olup Perslileri püskürtüp zayıflatmıştı. Fakat bu sefer Atinalılar, müttefikleri Spartalılar üstünde hegemonya kurmaya kalkışınca aralarında yıllarca süren &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Peleponnesos Savaşları&lt;/span&gt; gerçekleşti. Bilin bakalım bu sefer Spartalılar kimlerle müttefik oldu?&lt;br /&gt;Tabi ki Persler. Yazık değil mi 300 Sparta gencine?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet. Tarih ne kadar da tekerrürlerle dolu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5564810785706325781?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5564810785706325781/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5564810785706325781&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5564810785706325781'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5564810785706325781'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/05/filmin-sonunun-sonu-yan-kesicilerin.html' title='Filmin Sonunun Sonu, Yan Kesicilerin Atası 300 Spartalı'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4788787284003703666</id><published>2009-05-20T23:58:00.003+03:00</published><updated>2009-05-20T23:59:58.622+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotograf'/><title type='text'>mihmanhane fotografevi</title><content type='html'>Konağıma yeni bir oda açtım. Fotograflarımın yer aldıgı karanlık oda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şurdan buyrun: &lt;a href="http://fotomihman.blogspot.com/"&gt;fotomihman&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4788787284003703666?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4788787284003703666/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4788787284003703666&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4788787284003703666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4788787284003703666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/05/mihmanhane-fotografevi.html' title='mihmanhane fotografevi'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7219744831809299261</id><published>2009-05-12T22:09:00.004+03:00</published><updated>2009-05-12T22:14:03.392+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Kore'de şehit vermemize sebep olan Ermeni tercümanlar</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Los Angeles'ta yapılan &lt;a style="color: rgb(204, 0, 0);" href="http://www.turkla.com/index.php?c=1&amp;amp;newsid=5090"&gt;bir anma toplantısında&lt;/a&gt;, Türklerin Kore'de büyük kayıplar vermesinin nedenin Amerikalıların görev verdiği Ermeni tercümanlar olduğu iddia edildi. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7219744831809299261?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7219744831809299261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7219744831809299261&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7219744831809299261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7219744831809299261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/05/korede-sehit-vermemize-sebep-olan.html' title='Kore&apos;de şehit vermemize sebep olan Ermeni tercümanlar'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2130885228648244733</id><published>2009-05-09T14:10:00.008+03:00</published><updated>2009-05-12T13:08:07.827+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Mesir Macunu Efsanesi ve Tarihi Gerçekler</title><content type='html'>Bilindiği üzere her sene &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Nevruz&lt;/span&gt;'da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Manisa Sultan Camii&lt;/span&gt; avlusunda törenlerle halka mesir macunu dağıtılır.&lt;br /&gt;Sultan Camii, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kanuni&lt;/span&gt; S. S.'ın annesi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hafsa Sultan&lt;/span&gt; tarafından 1522 tarihinde yaptırılmıştı. Cami, imaret ve hangah'ı yaptıran Hafsa Sultan, burada hem hangahı yönetmesi hem de dini bir atmosfer oluşması için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sümbül Sinan&lt;/span&gt; Hz.lerinden bir talebesini göndermesini rica eder. Bunun üzerine &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Merkez Efendi&lt;/span&gt; Manisa'ya gider ve burada hizmet etmeye başlar.&lt;br /&gt;Hikayenin bundan sonrasında halk arasında yaygınlaşan bir çok eklemeler vardır.&lt;br /&gt;Şimdi bunlardan bahsedelim:&lt;br /&gt;Hafsa Sultan, bu eserlerinin yanında bir de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bimarhane&lt;/span&gt; yaptırır. Merkez Efendi bimarhanenin başına getirilir. Hafsa Sultan amansız bir hastalığa yakalanınca, Merkez Efendi, darüşşifadaki delilerle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;41 çeşit baharat&lt;/span&gt;tan oluşan bir macun hazırlar. Macunu yiyen Hafsa Sultan, şifa bulur.&lt;br /&gt;Artık o günden sonra &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;mesir&lt;/span&gt; meşhur olur. Her türlü hastalığa devasının yanında, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yılan akrep gibi hayvanların sokmasına da mani&lt;/span&gt; olmaktadır.&lt;br /&gt;Bu şekilde şöhret bulan hikaye, dilden dile yayılır. İnsanlar, Nevruz günlerinde, civar şehirlerden Manisa'ya gelip macundan kapma telaşına düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şimdi gelelim işin aslına:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Manisa Hafsa Sultan Bimarhanesi, her ne kadar Hafsa Sultan adıyla anılsa da, kendisinin vefatından sonra Sultan külliyesine bir ilave olarak Kanuni tarafından yaptırılmıştır. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Merkez Efendi ise, bimarhanenin inşasından on yıl önce, hocasının vefatı üzerine İstanbul'a gitmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla, Hafsa Sultan'a, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;delilerle birlikte mesir macunu hazırlamış&lt;/span&gt; olması gibi bir durum söz konusu değildir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zaten daha önce de belirttiğim gibi, bimarhane, delilerin tedavi gördükleri yer değildir. &lt;/span&gt;Nitekim, Hafsa Sultan Bimarhanesinin vakfiyesinden de buranın her türlü hastanın tedavi edildiği bir hastane olduğu anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;Diğer yandan arşiv belgeleri, hastane kadrosunda Merkez Efendinin yer aldığını göstermemektedir.&lt;br /&gt;Bir başka önemli husus ise, Merkez Efendi'nin çağdaşlarının yazdığı ve kendisinin de tercüme-i hali bulunan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şakayık-ı Numaniye&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Lemazat-ı Hulviye&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tezkire-i Halvetiye&lt;/span&gt; gibi biyografilerde ne mesirden, ne yukarıdaki herhangi bir hikayeden bahsedilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evliya Çelebi Seyahatnamesi&lt;/span&gt;nde ise, Hafsa Sultan Bimarhanesinde, macun yapıldığından tek cümleyle bahsedilmiştir. Bu da demek oluyor ki, 1 asır sonra bile mesir macunu şenlikleri sözkonusu değildi.&lt;br /&gt;Arşiv vesikalarından birinde ise, mezkur macununun haksız şekilde dağıtıldığı, bazı kimselere fazla verilip, bazılarına hiç verilmediğine dair bir şikayet ve bununla ilgili alınan tedbirler yer almakta. Bu da bir yüzyıl sonrasına ait. Yine Nevruz törenleri zikredilmemiştir. Bu kaynak bize, o dönemde macunun bimarhanede yapılıp dağıtıldığına dair ipuçları vermekte. Ki zaten Evliya Çelebi de bunu belirtmişti.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1890 yılına ait Aydın Vilayet Salnamesi&lt;/span&gt;'nde ise, Merkez Efendi'nin halkı o civarda iskana teşvik için tabhanede 41 çeşit bitkiden oluşan bir macun imal ettiği ve Nevruz'da Sultan Camii türbesinden saçtırmayı adet edindiği ifadesi yer almakta.&lt;br /&gt;Camiin yapıldığı 1522 yılında, Manisa halkı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Spil dağı&lt;/span&gt; yamaçlarındaki bir sur'un içinde oturmaktaydı. Külliye ise boş ve geniş bir araziye yapılmıştı. Dolayısıyla etrafda pek kimse oturmuyordu. Merkez Efendi'nin buraya rağbeti arttırmak için böyle bir teşebbüste bulunduğu varsayılsa bile, yukarıda bahsedilen kaynakların hiç birinde yer almayıp, bu kadar geç bir kaynakta bahsedilmiş olması, iddiayı pek de kuvvetlendirmemekte.&lt;br /&gt;Gelelim mesir macununa. Macun yapma geleneği çok eski asırlara kadar dayanmaktadır. &lt;meta equiv="Content-Type" content="text/html; charset=utf-8"&gt;&lt;meta name="ProgId" content="Word.Document"&gt;&lt;meta name="Generator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;meta name="Originator" content="Microsoft Word 11"&gt;&lt;link rel="File-List" href="file:///C:%5CDOCUME%7E1%5CMihman%5CLOCALS%7E1%5CTemp%5Cmsohtml1%5C01%5Cclip_filelist.xml"&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:worddocument&gt;   &lt;w:view&gt;Normal&lt;/w:View&gt;   &lt;w:zoom&gt;0&lt;/w:Zoom&gt;   &lt;w:hyphenationzone&gt;21&lt;/w:HyphenationZone&gt;   &lt;w:punctuationkerning/&gt;   &lt;w:validateagainstschemas/&gt;   &lt;w:saveifxmlinvalid&gt;false&lt;/w:SaveIfXMLInvalid&gt;   &lt;w:ignoremixedcontent&gt;false&lt;/w:IgnoreMixedContent&gt;   &lt;w:alwaysshowplaceholdertext&gt;false&lt;/w:AlwaysShowPlaceholderText&gt;   &lt;w:compatibility&gt;    &lt;w:breakwrappedtables/&gt;    &lt;w:snaptogridincell/&gt;    &lt;w:wraptextwithpunct/&gt;    &lt;w:useasianbreakrules/&gt;    &lt;w:dontgrowautofit/&gt;   &lt;/w:Compatibility&gt;   &lt;w:browserlevel&gt;MicrosoftInternetExplorer4&lt;/w:BrowserLevel&gt;  &lt;/w:WordDocument&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;!--[if gte mso 9]&gt;&lt;xml&gt;  &lt;w:latentstyles deflockedstate="false" latentstylecount="156"&gt;  &lt;/w:LatentStyles&gt; &lt;/xml&gt;&lt;![endif]--&gt;&lt;style&gt; &lt;!--  /* Style Definitions */  p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal 	{mso-style-parent:""; 	margin:0cm; 	margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:12.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 	{size:612.0pt 792.0pt; 	margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; 	mso-header-margin:35.4pt; 	mso-footer-margin:35.4pt; 	mso-paper-source:0;} div.Section1 	{page:Section1;} --&gt; &lt;/style&gt;&lt;!--[if gte mso 10]&gt; &lt;style&gt;  /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} &lt;/style&gt; &lt;![endif]--&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;M.Ö. 120-63 yılları arasında yaşamış Pontus Kralının zehirlenmesi üzerine bir panzehir olarak kullanılmaya başlanan “tiryak” (theriake) daha sonra doğu ve batı dünyasında çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılır olmuştu. 16. yüzyılda Türkiye topraklarına girip “mesir” ismini aldığı iddia edilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hatta Osmanlı zamanında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tiryakiler Çarşısı&lt;/span&gt; diye çarşıların olduğunu da biliyoruz.&lt;br /&gt;Evliya Çelebi, kendi asrında İstanbul'da 300 adet macuncu esnafının varlığından söz eder.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bugün Manisa halkının inandığı, yılan ve akrep gibi zehirli hayvanlar tarafından ısırılmaya mani olan Mesir Macununun şöhreti, geçmişte panzehir  olarak kullanılan ve bugün bir tür uyuşturucu olarak düşünebileceğimiz Tiryak'e dayanmaktadır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yani gerçeklik payı bulunan yanlışlar zinciri bize gösteriyor ki Manisa Bimarhanesi'nde macun yapılmaktaydı. Bunu belki, önceleri Merkez Efendi külliyenin tabhanesinde, halkı civara çekmek için yapmış ve sonra bimarhanede de aynı macun yapılmaya devam etmişti. Fakat, kendisini anlatan biyografilerde bu kaydın yer almaması, Merkez Efendi'yi konunun tamamen dışında bırakmakta.&lt;br /&gt;Bu macunlar değişik terkiplerle yapıldığına göre, belki içlerinden biri zehirlenmelere karşı ilaçtı. Halkın inanışı da buna dayanmaktaydı.&lt;br /&gt;Egzantrik şeylerde şifa aramaya alışkın ve hevesli olan halkımız arasında bu macun meşhur oldu. Ya da belki, zeki ve işbilir bazı tüccarlarca, Manisa'ya canlılık katmak ve Nevruz şenlikleriyle ticareti artırmak için reklamı iyi yapılmış ve sonraki asırlarda meşhur ve efsanevi bir şifa kaynağı halini almıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2130885228648244733?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2130885228648244733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2130885228648244733&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2130885228648244733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2130885228648244733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/05/mesir-macunu-efsanesi.html' title='Mesir Macunu Efsanesi ve Tarihi Gerçekler'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6648686184137297974</id><published>2009-05-04T02:20:00.002+03:00</published><updated>2009-05-04T02:27:48.613+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>düş bahçelerine davet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sf4oW-InFaI/AAAAAAAAAUU/ZbzivG5APkg/s1600-h/SWScan0000100004.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 361px; height: 504px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sf4oW-InFaI/AAAAAAAAAUU/ZbzivG5APkg/s400/SWScan0000100004.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331743383954593186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6648686184137297974?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6648686184137297974/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6648686184137297974&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6648686184137297974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6648686184137297974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/05/dus-bahcelerine-davet.html' title='düş bahçelerine davet'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sf4oW-InFaI/AAAAAAAAAUU/ZbzivG5APkg/s72-c/SWScan0000100004.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8339580259567798061</id><published>2009-04-28T00:48:00.003+03:00</published><updated>2009-04-28T01:08:07.773+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>dertler tasalar birbirini kovalar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SfYphALGpmI/AAAAAAAAAUE/6qC44xln0Lg/s1600-h/_MG_8160.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SfYphALGpmI/AAAAAAAAAUE/6qC44xln0Lg/s400/_MG_8160.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5329492855998555746" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Küçük sıkıntılar, büyük sıkıntıların önünü kesen bir set gibidir. Hem dinamik kılar bizi, hem de hayata bağlayan gaileler sunar.&lt;br /&gt;Zaten sıkıntısız bir hayat düşünmek de saçma olurdu. Çünkü insanoğlu sıkıntısızlıktan da sıkılır önünde sonunda.&lt;br /&gt;Küçük dertler, büyüklerini nasıl kovalar peki?&lt;br /&gt;O kadar çok örneği var ki büyükten küçüğe...&lt;br /&gt;Mesela para kazanmak bir sıkıntıdır ama daha büyüğü para kazanamamaktır.&lt;br /&gt;Öğrenciler her dem eğitimin zorluklarından, sınavlardan şikayet ederler ve lakin eğitimsizlik hayat boyu sıkıntıdır.&lt;br /&gt;Hadi daha küçük şeylerden bahsedelim:&lt;br /&gt;Ulaşım araçlarında yolculuk etmek sıkıntıdır, ama yürümek zorunda kaldığınızı düşünsenize.&lt;br /&gt;Bir yerimizin ağrıması da sıkıntıdır. Fakat ağrılar hastalık sinyalidir ve bu sinyal, işler büyümeden tedaviye başlamamızı sağlar.&lt;br /&gt;Bütün bunların üstüne "Derdimi seviyorum" diyen şairin o kadar da mazoşist olmadığını düşünüyor insan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş: yazar bunları sıkkın bir anında yazdı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8339580259567798061?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8339580259567798061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8339580259567798061&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8339580259567798061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8339580259567798061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/04/dertler-tasalar-birbirini-kovalar.html' title='dertler tasalar birbirini kovalar'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SfYphALGpmI/AAAAAAAAAUE/6qC44xln0Lg/s72-c/_MG_8160.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7266436198161068404</id><published>2009-04-16T16:29:00.005+03:00</published><updated>2009-04-16T16:42:25.896+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotograf'/><title type='text'>Çerçevemde İstanbul</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sec1O5PDzwI/AAAAAAAAAT8/4IJNnl4EvN8/s1600-h/_MG_8931a.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sec1O5PDzwI/AAAAAAAAAT8/4IJNnl4EvN8/s400/_MG_8931a.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5325283614387326722" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraflarını göremez olduk diyenler için gelsin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7266436198161068404?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7266436198161068404/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7266436198161068404&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7266436198161068404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7266436198161068404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/04/cercevemde-istanbul.html' title='Çerçevemde İstanbul'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sec1O5PDzwI/AAAAAAAAAT8/4IJNnl4EvN8/s72-c/_MG_8931a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-388060925888143867</id><published>2009-04-15T23:06:00.008+03:00</published><updated>2009-04-16T14:53:07.737+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><title type='text'>"Maskeliler" ve Oyuncu Tavuk</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SeZByIxhQcI/AAAAAAAAATk/kPsVtvq9xQ4/s1600-h/DSCF1757a.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SeZByIxhQcI/AAAAAAAAATk/kPsVtvq9xQ4/s400/DSCF1757a.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5325015939016638914" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bugün RNG Sahnesinde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Maskeliler &lt;/span&gt;isimli oyuna gittim. Bu sene &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şehir Tiyatroları&lt;/span&gt;nda izlediğim en iyi oyundu. Hem bu üç oyuncuyla, hem sahnesiyle. Uzun süredir bu kadar içten bir selamlama da görmemiştim, tiyatroculara haksızlık etmiş olmayayım da. Birbirleriyle uyumlarını hissetmemek imkansızdı.&lt;br /&gt;Bugün tiyatrocuların dizilerde oynamak zorunda kalmasına bir kez daha üzüldüm açıkçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ne uğruna yaşanırsa yaşanılsın ve ne için mücadele edilirse edilsin, sonu öldürülmeye çıkan bir yolda, birbirini seven ama birbirini o ölüme götüren üç kardeş.&lt;br /&gt;maskelenen yüzlerin ardında, tek ortak payda bu kardeşliğin verdiği sevgi.&lt;br /&gt;geriye kalansa bir şeylerin uğruna dökülen kanların, aslında birilerinin menfaatine hizmet ettiği gerçeği. Hangi taraf için olursa olsun.&lt;br /&gt;"Maskeliler" bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Filistin hikayesi&lt;/span&gt;.  Üstelik karşı taraftan, bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İsrailli&lt;/span&gt;'nin kalemiyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SeZCLuewNbI/AAAAAAAAATs/PAw-7v4b6nU/s1600-h/DSCF1758a.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SeZCLuewNbI/AAAAAAAAATs/PAw-7v4b6nU/s400/DSCF1758a.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5325016378635204018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Oyun her ne kadar dram olsa da başlangıcında hepimizi güldüren bir şey oldu. Sahne dekorlarından biri de tavuklardı. Bildiğiniz canlı tavuk. Çünkü sahne bir tavuk kasap dükkanıydı. Oynun başlangıcından itibaren sol kafesteki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tavuk&lt;/span&gt; bütün gücüyle gıdaklamaya başladı. Öyle ki yaklaşık 10 dk sürdü bu seramoni. Bir ara çatlayacak sandım.&lt;br /&gt;Diğer yandan da "acaba oyuncular bu hayvanı sahneden nasl uzaklaştıracak" diye de düşünüyordum. Zira tavuk bastırmıştı seslerini.&lt;br /&gt;Naim (&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Levent Üzümcü&lt;/span&gt;) dükkanı terketti. Büyük ihtimalle bu senaryo gereğiydi. Sonra Halit (&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Serdar Orçin&lt;/span&gt;) birden bire onun ardından çıktı. Yaklaşık 5 sn sonra içeri girip tavuğu kaptı ve sanki dışarda birine verircesine "al" dedi ve kapıyı kapattı. O anda bir gülüşme oldu. Çünkü bu sefer büyük ihtimalle senaryoda olmayan bir şekilde tavuk dışarı atılmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-388060925888143867?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/388060925888143867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=388060925888143867&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/388060925888143867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/388060925888143867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/04/maskeliler-ve-oyuncu-tavuk.html' title='&quot;Maskeliler&quot; ve Oyuncu Tavuk'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SeZByIxhQcI/AAAAAAAAATk/kPsVtvq9xQ4/s72-c/DSCF1757a.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-3691626376727411926</id><published>2009-03-20T01:16:00.005+02:00</published><updated>2009-04-15T23:26:04.437+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><title type='text'>"Dönüşüm" ya da Krize Üstünkörü Gönderme...</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Önceki gün &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şehir Tiyatroları&lt;/span&gt;nda &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dönüşüm&lt;/span&gt; isimli oynu seyrettim. Bilindiği üzere bu oyun, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kafka&lt;/span&gt;'nın ünlü romanı "&lt;span class="haberdetay"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Die Verwandlung&lt;/span&gt;", yani Dönüşüm'ün tiyatroya uyarlanmış hali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyna gitmek isteyenler için söyleyebileceğim şey şu ki:&lt;br /&gt;Eğer Dönüşüm'ü okumadıysanız, gidin, izleyin. Bu şartla gidenlerin, en fazla "aah şu küresel kriz, insanların hali de aynen böyle" yorumundan öteye bir yorum yapabileceklerini sanmıyorum. Zira kitapla oyun arasında, bir iki detay (mesela Samsa'nın böcek olması gibi...eh artık o da olmazsa) dışında ilişki kurmak pek de mümkün değil.&lt;br /&gt;O nasıl bir yıl sonu müsameresi repliğiydi öyle yahu. Defalarca tekrarlandı durdu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Sen ne biçim adamsın Gregor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Oyundan sonra iki üç arkadaşa kulak misafiri oldum. Biri diğerine şöyle söyledi:&lt;br /&gt;- Eee, Dönüşüm'ü okumuş bahtsızlar olarak senin görüşünü merak ediyoruz. Ne de olsa kitabı okumamışsın!&lt;br /&gt;şeklindeydi. Varın siz hayal edin durumun vehametini. Ayrıca o kadar oyun seyrettim, hiç böylesine çoşkunluktan uzak bir selamlama görmedim.  "Bitse de dağılsak" edasıyla alkışlandılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak salondan iki tip insan ayrıldı:&lt;br /&gt;Dönüşüm'ü okuyup hayal kırıklığına uğrayanlar, okumayıp, zaten hiç bir şey anlamamış olanlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş: Aslında üzerinde uzunca yazılacak bir kitaptır Dönüşüm. Ama oynu baz alınca insanın hevesi kaçıyor. Okumayanların okumasını tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-3691626376727411926?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/3691626376727411926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=3691626376727411926&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3691626376727411926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3691626376727411926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/03/donusum-ya-da-krize-ustunkoru-gonderme.html' title='&quot;Dönüşüm&quot; ya da Krize Üstünkörü Gönderme...'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4309978567347320024</id><published>2009-03-17T04:39:00.001+02:00</published><updated>2009-03-17T04:41:39.550+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sinema'/><title type='text'>seni seviyorum de!</title><content type='html'>&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=4072870550204253100&amp;amp;hl=tr&amp;amp;fs=true" style="width: 400px; height: 326px;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=3158989334071782241&amp;amp;hl=tr&amp;amp;fs=true" style="width: 400px; height: 326px;" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4309978567347320024?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4309978567347320024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4309978567347320024&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4309978567347320024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4309978567347320024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/03/seni-seviyorum-de.html' title='seni seviyorum de!'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6303395263542881474</id><published>2009-03-15T15:57:00.013+02:00</published><updated>2010-02-18T19:42:55.621+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etimoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Mermer Küplerden Plastik Şişelere</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sb1HrTiwneI/AAAAAAAAAS8/Cuz4oJNrAw8/s1600-h/boza.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 272px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sb1HrTiwneI/AAAAAAAAAS8/Cuz4oJNrAw8/s320/boza.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5313481944673066466" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Efendim zaman zaman İstanbul'a ilk kez gelmiş veya arasıra ziyaret eden eşe, dosta, ahbaba &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;boza&lt;/span&gt; ikram etmek ve  yüzlerindeki o ekşimtrak ifadeyi seyretmek çok eğlenceli oluyor. Alışık olmayanlarda ekseriya ilk tepki : "O kadar methettiğiniz boza bu mu!" şeklindedir.&lt;br /&gt;Bozanın tarihi oldukça eski zamanlara dayanmakta. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Doğu&lt;/span&gt;nun meşhur içeceklerinden biriyken, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Osmanlılar&lt;/span&gt; vasıtasıyla &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Balkanlar&lt;/span&gt;a ve oradan batıya yayılmış.&lt;br /&gt;Değişik memleketlerde değişik hububatla yapılmakta. Türkler arasında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;darı&lt;/span&gt; ile yapılanı meşhur. Zaten kelimenin kökeni &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Farsça&lt;/span&gt; darı manasına gelen "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;buze&lt;/span&gt;" kelimesinden gelmekte.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çağatay Türkçesi&lt;/span&gt;nde boza, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Arapça&lt;/span&gt; buza, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rumence&lt;/span&gt; bozan, Yeni &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yunanca&lt;/span&gt; bozas, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İngilizce&lt;/span&gt; bosa, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rusça&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çekce&lt;/span&gt; buza, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fransızca&lt;/span&gt; bouza veya bosan, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Almanca&lt;/span&gt; busa, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İtalyanca-İspanyolca&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Portekizce&lt;/span&gt; buza olarak telaffuz edilmekte.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bulgarca, Sırpça, Hırvatça, Macarca &lt;/span&gt;ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Arnavutça&lt;/span&gt;'ya Türkçe'den direkt olarak boza şeklinde girmiş.&lt;br /&gt;Şimdilerde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İstanbul&lt;/span&gt;'a ve dahi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vefa&lt;/span&gt; semtine has bir içecektir boza. En azından ben öyle biliyordum. Yani artık sadece İstanbul'da imal edildiğini... Ta ki bir iki sene evvel bir ahbabımız &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bilecik&lt;/span&gt; bozası getirene kadar. Vefa bozasına vefasızlık gibi olmasın ama, oldukça güzeldi.&lt;br /&gt;Osmanlı zamanında sevilerek içilen bir içecekti boza. Elbette bozanın alkollü olanı da vardı. Hatta meyhanelerin yasaklandığı dönemlerde bozacıların devreye girdiği görülürdü. Sarhoşluk verdiği için bu cinsin içilmesi caiz değildi. Dolayısıyla bu bozacılar da meyhanecilerle aynı cezaya çarptırılmışlardır. Hatta "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Meyhanecinin şahidi bozacıdır&lt;/span&gt;" darb-ı meseli de buradan gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Evliya Çelebi&lt;/span&gt; içilmesi caiz olan tatlı bozayı zevkli zevkli anlatmaktadır. 17. asırda İstanbul'daki 300 boza dükkanında 1005 bozacı çalışmaktaydı.&lt;br /&gt;Günümüzde tarçın ve leblebiyle içilmesi adet olmuş boza, o zamanlarda bakın nasıl içiliyormuş:&lt;br /&gt;İçine Kuşadası pekmezi katıp, üzerine tarçın, karanfil, zencefil, hindistan cevizi serpilerek...&lt;br /&gt;Çokça tüketilen bu boza için Evliya Çelebi şöyle söylemekte:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;...On çömçe nûş etsen asla sekir vermez ve batın vecâ etmez... Hamileler içse batnında evladları ten-dürüst olup vaz-ı hamlden sonra nûş etse sütü çok olur...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;(On kepçe içsen asla ağırlık vermez ve karında şişkinlik yapmaz... Hamileler içse karınlarında bebekleri kuvvetli, doğumdan sonra içseler sütleri bol olur)&lt;br /&gt;Boza, ordunun da vazgeçemediği bir içecekti. Bilhassa kış aylarında orduya bozacılar alınır, cümle meşrubatçıların da yardımıyla yapılan bozalar askere dağıtılırdı. Zira bünyeyi hem tok hem de sıcak tutmaktaydı.&lt;br /&gt;Aynı zamanda çabucak bozulduğundan serin yerde saklanması icap ediyordu. Bu da bozanın bir kış içeceği olmasına sebep olmuştu.&lt;br /&gt;Benim küçüklüğümde de akşamları sokaktan gelen seslerden biriydi: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Vefaaaa bozaaaaa"&lt;/span&gt; nidaları. Ailece Vefa Bozacısına gider, birer bardak içer, bazen kocaman cam şişelerle evimize götürürdük. Zira boza, cam, mermer gibi koku ihtiva etmeyen kaplarda saklanır.&lt;br /&gt;Şimdilerdeyse market raflarında yer alır oldu boza. Aslında güzel de oldu, herkes istediği vakit içebiliyor. Fakat şu plastik şişeler yok mu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş: Bu arada yemek fotoğrafları çekmeye başladım. Çok zevkli. Belki yakında yemek sitesi bile açarım. Kimbilir...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6303395263542881474?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6303395263542881474/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6303395263542881474&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6303395263542881474'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6303395263542881474'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/03/mermer-kuplerden-plastik-siselere.html' title='Mermer Küplerden Plastik Şişelere'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Sb1HrTiwneI/AAAAAAAAAS8/Cuz4oJNrAw8/s72-c/boza.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6397667149025882300</id><published>2009-03-13T22:12:00.006+02:00</published><updated>2009-03-14T03:30:16.064+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>İstanbul'daki İlk Trafik Kazası</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://blog.modernmechanix.com/2007/01/page/3/"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 314px; height: 480px;" src="http://blog.modernmechanix.com/mags/qf/c/PopularMechanics/9-1948/med_european_cars.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;fotograf alıntıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün geçmiyor ki televizyonda kaza haberlerinden, İstanbul'un çetin trafiğinden bahseden haberler yayınlanmasın. (klişe haber cümlesi gibi oldu evet)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İstanbul&lt;/span&gt;'daki ilk trafik kazasıysa &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1912&lt;/span&gt; yılında &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şişli&lt;/span&gt;'de vuku bulmuştu. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İtalyan&lt;/span&gt; Elçiliğinin şoförü Arnavut bir vatandaşa vurup kaçmış ve daha sonra polisler tarafından Pangaltı'da yakalanmıştı. Yani sizin anlayacağınız,  şoförün olay mahalinden kaçma teşebbüsü de ilk kazayla birlikte gerçekleşmiştir.&lt;br /&gt;Haber günlerce gazete manşetlerinde yer almış, hastaneye kaldırılan talihsiz yaralı vefat etmişti. Olaylar büyümüş, suçlu, İtalya konsolosluğunun elemanı olunca, işin içine İtalyanlar da girmiş ve nihayet merhum Arnavut'un ailesine verilen tazminat ve şoförün cezalandırılmasıyla ortalık yatışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş:&lt;br /&gt;1. Elbette o zamana göre büyük bir haberdi bu. Şimdilerde üçüncü sayfa haberi bile olmuyor. Bir ölü...&lt;br /&gt;2. Türk polisi de sıkı çalışmış diyeceğim de, o zamanda kaç araba vardı kimbilir. Aynı eşkalde kaç araç olabilir ki.&lt;br /&gt;3. Trafik kazasından ölüme sebebiyet verme suçu kanunlarda yer alıyor muydu acaba? Cezayı veren de İtalyan Konsolosluğu zaten. Zira ortalık sakinleşecek gibi değilmiş. Ah şu imtiyazlar...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6397667149025882300?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6397667149025882300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6397667149025882300&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6397667149025882300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6397667149025882300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/03/istanbuldaki-ilk-trafik-kazas.html' title='İstanbul&apos;daki İlk Trafik Kazası'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4229386172142591595</id><published>2009-03-09T21:13:00.004+02:00</published><updated>2009-03-09T21:27:04.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>Ürkme Ey Ruh!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SbVsUUSv0TI/AAAAAAAAARY/J1yx1afsbLM/s1600-h/cats.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 221px; height: 221px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SbVsUUSv0TI/AAAAAAAAARY/J1yx1afsbLM/s320/cats.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5311270431853891890" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;Yeşillikler arasından durağa atladığında tramvay gelmek üzereydi.&lt;br /&gt;Eyvah, dedim, ezilecek!&lt;br /&gt;Minicik sevimli mi sevimli bir kediydi. İnsanlara alışkın olmadığı ürkek gözlerinden okunuyordu.&lt;br /&gt;O esnada tramvay da durağa yanaştı.&lt;br /&gt;Daha fazla ürküp tramvayın kenarından atlamasın diye bir iki el kol hareketiyle diğer tarafa yönlendirmeye çalıştım kediciği. Ancak ne var ki tam da aksi istikamete doğru kaçıp aşağı atladı.&lt;br /&gt;O dar aralıktan nereye gittiğini göremiyordum.&lt;br /&gt;Vatman'a haber edip bir müddet beklemesini istedik, ancak kediyi çıkaramadık bir türlü.&lt;br /&gt;Tramvay hareket ettiğinde "nolur raylardan uzakta duruyor olsun" dedim içimden. Tramvay gittiğindeyse cesaret edip bakamadım..&lt;br /&gt;Karşı duraktakilere de bakamıyordum, çünkü onların yüz ifadesinden durumu az çok anlayabilecektim.&lt;br /&gt;Fakat görmemek yeterli değildi ki:&lt;br /&gt;"aaa yazık kediye, ezilmiş!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="title"&gt;..&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz bunu en çok sevdiklerimize yaparız. Tehlikede olduklarını hissettiğimizde üstlerine gider ürkütürüz onları ve nedense sığındıkları yer de kimi zaman o tehlikeli tramvay olur.&lt;br /&gt;Daha da ilginci, bazan ruhumuz öyle hallere bürünür ki mantığımız bunu farkedip ona doğruyu telkin ettiğinde, sığındığı yer, asıl uzak durması gerekendir.&lt;br /&gt;Bu, kimi zaman o kedininki gibi bilinçsiz bir korunma içgüdüsüyle; kimi zamansa bile bile elini taşın altına koymaktır.&lt;br /&gt;Oyuncuların farklı olduğu bir dünyada benzer oyunları oynuyoruz da "ben bu sahneyi daha önce görmüştüm, oynanmıştı" demiyoruz inatla.&lt;br /&gt;Şimdi bir kaç kişi var ürkütmek istediğim, ama biliyorum nere kaçacaklarını..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burda aklıma bir beyit geldi. Ama manidar bir yerden. Bir mezartaşı kitabesinden:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bakmayan çeşm-i basiretle taşıma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;bilmez ol halim ta gelmeyince başına&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4229386172142591595?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4229386172142591595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4229386172142591595&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4229386172142591595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4229386172142591595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/03/urkme-ey-ruh.html' title='Ürkme Ey Ruh!'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SbVsUUSv0TI/AAAAAAAAARY/J1yx1afsbLM/s72-c/cats.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6867430496106542035</id><published>2009-02-18T20:12:00.006+02:00</published><updated>2009-02-18T20:47:32.547+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlıca dersleri'/><title type='text'>Osmanlıca Blog Dersleri II</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Tam iki sene önce "Osmanlıca Dersler" vaadinde bulunup ikinci bölümü bile yazmamış olmanın mahcubeyetiyle... :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlıca kelimeler Arapça'da olduğu gibi harekelerle okunur. Fakat elbette herhangi bir Osmanlıca metne bu harekeler konulmaz. Dolayısıyla Osmanlıca bir yazıyı gören kişinin ilk tepkisi: "bu hangi dil" veya "bunu okumak zordur" yorumu olur. Oysa Türkçeyi ve Arap alfabesini bilen herkes Osmanlıcayı rahatlıkla okuyabilir.&lt;br /&gt;Harekelerin dışında da ünlü sesi veren bazı harfler vardır. Bunlar &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"harf-i med"&lt;/span&gt; olarak da bilinen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;elif, vav ve ye&lt;/span&gt; harfleridir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Elif&lt;/span&gt; harfi kelimede bulunduğu yere göre e veya a sesi verir.&lt;br /&gt;Eğer kelimenin önündeyse ve üzerinde med işareti yoksa "e" sesi verir. Med işareti varsa "a" sesi verir.&lt;br /&gt;Misal:&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ال&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:100%;" &gt;e&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;l&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;آل&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; al&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kelimenin ortasında veya sonundaysa "a" sesi verir.&lt;br /&gt;misal:&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;بابا&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; baba&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;آنا&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; ana&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;&lt;br /&gt;آرا&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; ara&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ye&lt;/span&gt; harfi, kelimede bulunduğu yere göre "ı, i" sesi verir.&lt;br /&gt;misal:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;بيتمك&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; bitmek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;کيشی&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; kişi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;قيريق&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; kırık&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İstisna:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ye'nin "i" sesi vermesiyle ilgili bir istisna var. Bu da Arapça kelimelerde karşımıza çıkmakta. Yani bir arapça kaidesi. Bazı Arapça kelimelerin sonunda ye harfi "â" olarak okunur. Buna &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"elif-i maksûre"&lt;/span&gt; denir. Bu gibi kelimeler de okundukça kolaylıkla farkedilir. Zaten Türkçemizde yer almışlardır.&lt;br /&gt;misal:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;مصطفی&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; Mustafa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;عيسی&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; İsa&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;فتوی&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; fetva&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;معنی&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; ma'nâ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vav&lt;/span&gt; harfi, kelimede bulunduğu yere göre "u, ü, o, ö" sesi verir.&lt;br /&gt;misal:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;دوزکون&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; düzgün&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;قولاق&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; kulak&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;يول&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; yol&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;کوز&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; ---&gt; göz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6867430496106542035?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6867430496106542035/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6867430496106542035&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6867430496106542035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6867430496106542035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/02/osmanlca-blog-dersleri-ii.html' title='Osmanlıca Blog Dersleri II'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-1271511994578916956</id><published>2009-02-15T16:02:00.004+02:00</published><updated>2009-02-18T19:44:45.511+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mimari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>bimarhane</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Dil derdini gamunla dil-efgâr olan bilür&lt;br /&gt;Bîmâr hâlini yine bîmâr olan bilür&lt;br /&gt;Bâkî&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gönül derdini gamınla gönlü yaralı olan bilir.&lt;br /&gt;Hasta halini yine hasta olan bilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günümüzde yaygın ve fakat yanlış olan bir bilginin doğrusunu bildirmek isterim ki:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bimarhane&lt;/span&gt; yalnızca &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;akıl hastaları&lt;/span&gt;nın tedavi edildiği yerler değildir. Tarihte inşa edilmiş bir çok bimarhanenin &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;vakfiye&lt;/span&gt;lerine baktığımızda buraların &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tam teşekküllü birer hastane&lt;/span&gt; olduğunu görmekteyiz. Hastaneye bir çok isimler verilmiştir. Bunlardan biri de bimarhane'dir. Fakat ne yazık ki özellikle 19. yy.dan sonra buralar akıl hastalarının tedavi edildiği yerler haline dönüştüğünden, halk arasında bu inanç yaygınlaşmıştır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hastahane&lt;/span&gt; ismiyse ilk olarak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vakıf Gureba Hastanesi&lt;/span&gt;yle kullanılmaya başlanmıştır.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-1271511994578916956?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/1271511994578916956/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=1271511994578916956&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1271511994578916956'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1271511994578916956'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/02/bimarhane.html' title='bimarhane'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7573394464303133392</id><published>2009-01-20T18:11:00.004+02:00</published><updated>2009-01-25T03:11:25.457+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='etimoloji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>İsm-i Yûnus</title><content type='html'>Kur'ân-ı Kerim'de ismi geçen peygamberlerden biridir Yunus (a.s.). İsrailoğullarından, Bünyamin soyuna mensup Mettâ'nın oğludur. Ninova halkını ve Asur kralını irşâd ile vazifelendirilmiş ince kalpli ve güzel sesli bir peygamberdir.&lt;br /&gt;Meşhur hikaye üzre denize atılıp büyük bir balık tarafından yutulmuş ve orada:&lt;br /&gt;"Lailahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin" duasını etmiştir.&lt;br /&gt;(Allahım! Senden başka ilah, ibadet edecek nesne yok. Seni tesbih ve takdis noksanlıklardan tenzih ederim. Muhakkak ki ben, zalimlerden, haddini aşanlardan oldum!)&lt;br /&gt;Böyle dua etmiştir Yunus (a.s.). Zira gemiye Cenab-ı Allah'ın izni ve işareti olmadan binmiş ve nitekim fırtına çıktığında, o zamanların inanışına göre sahibinden izinsiz gemiye köle binmesi uğursuzluk sayıldığından, o kölenin kim olduğu araştırılmış ve Yunus (a.s.) "Efendisinden izinsiz ayrılan köle benim" diyerek denize atılmasını istemişti.&lt;br /&gt;Bu hadise Kur'an-ı Kerim'de çeşitle yerlerde geçmektedir.&lt;br /&gt;Yine Kur'an'da geçen lakaplarından biri &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Zinnûn&lt;/span&gt;, yani balık sahibidir. Ayrıca yine aynı manaya gelen &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sahib-i Nûn&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sahib-i Hûd&lt;/span&gt; da Yunus (a.s.)'ın lakaplarındandır.&lt;br /&gt;İbranice'de &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yonah&lt;/span&gt;'tır ve Tevrat'ta balığın yuttuğu peygamber olarak bir bölüm halinde kıssası anlatılmaktadır.&lt;br /&gt;İngilizce &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Jonah&lt;/span&gt; (uğursuzluk getiren adam); Latince ve Fransızca &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Jonas&lt;/span&gt; isimleri buradan gelmektedir.&lt;br /&gt;Bundan başka, balık ismi olarak da yunus kelimesi muhtelif dillerde şu şekildedir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngilizce: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dolphin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Almanca:&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; delphin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İspanyolca: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;delfin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;İtalyanca: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;delfino&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Portekizce: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;delfim&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Fransızca: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dauphin&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Yunanca: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;δελφίνι&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bulgarca: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;делфин &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Arapça:&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; يونس&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Farsça: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;دلفين&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kürtçe: &lt;span style=";font-family:Arial;font-size:9;"  &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;delfîn&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Rusça: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;дельфин&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çince: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;海豚&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Japonca: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;いるか&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Arial;font-size:9;"  &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Korece: &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;돌고래 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:9;"  &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7573394464303133392?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7573394464303133392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7573394464303133392&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7573394464303133392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7573394464303133392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/01/ism-i-ynus.html' title='İsm-i Yûnus'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-127035143097045259</id><published>2009-01-13T22:35:00.002+02:00</published><updated>2009-01-13T22:38:03.059+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>erbab-ı muhabbet</title><content type='html'>&lt;span style="color:#000207;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Yerin od itmedik kim vardır erbâb-ı mahabbette &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000207;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Semenderler gibi &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;uşşak da sükkân-ı âteştir &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000207;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000207;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000207;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#000207;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;Şeyhülislam Yahya Efendi &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000207;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000207;"&gt;&lt;span style="font-size: 14px;"&gt;&lt;br /&gt;Yani:&lt;br /&gt;Muhabbet sahiplerinden, muhabbet ehlinden bir yerde durup da orayı ateş içinde bırakmayan var mıdır&lt;br /&gt;Aşıklar da semenderler gibi ateşte ikamet edereler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-127035143097045259?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/127035143097045259/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=127035143097045259&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/127035143097045259'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/127035143097045259'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2009/01/erbab-muhabbet.html' title='erbab-ı muhabbet'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8371108415332326957</id><published>2008-12-19T23:44:00.004+02:00</published><updated>2008-12-20T00:09:03.904+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mimari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Taksim Maksemi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SUwa-ORlzmI/AAAAAAAAAQQ/A-7m7m8pRjQ/s1600-h/no-03.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 271px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SUwa-ORlzmI/AAAAAAAAAQQ/A-7m7m8pRjQ/s400/no-03.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5281626119284837986" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Taksim Meydanının İstiklal girişinde hemen sağda eski bir bina vardır. Bilenler bilir, burası, zamanında o bölgeye su dağıtımının sağlandığı &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taksim Maksem&lt;/span&gt;i'dir.&lt;br /&gt;Üzerinde çok güzel iki tane de kuşevi bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Uzun süredir herhangi bir işlevi olmayan maksem &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi&lt;/span&gt;'ne dönüştürülmüş.&lt;br /&gt;Belediyenin yaptığı bu yeni hizmetin hemen akabinde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sine-i Millet&lt;/span&gt; adı altında &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Seçim&lt;/span&gt;'i konu alan bir de sergi düzenleniyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;20 Aralık-30 Ocak&lt;/span&gt; tarihleri arasında görülebilir.&lt;br /&gt;Müzenin ziyaret saatleri de oldukça iyi:&lt;br /&gt;10:00-22:00 saatleri arası.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8371108415332326957?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8371108415332326957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8371108415332326957&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8371108415332326957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8371108415332326957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/12/taksim-maksemi.html' title='Taksim Maksemi'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SUwa-ORlzmI/AAAAAAAAAQQ/A-7m7m8pRjQ/s72-c/no-03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2310762236609024615</id><published>2008-11-09T17:22:00.005+02:00</published><updated>2008-11-09T17:44:59.135+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotograf'/><title type='text'>bir melek gördüm sanki..</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;"Fotoğrafçı olunmaz, fotoğrafçı doğulur.." diye bir cümle kurarsak, sanırım teknik anlamda yanlış bir ifade kullanmış oluruz. Nitekim fotoğrafçılık pek çok teknikleri ve disipliniyle belli bir formasyonu muciptir ki "bas çek" yorumunun çokça kurbanı olmuştur.&lt;br /&gt;Fakat sayın sevgili &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Züleyha Sarı&lt;/span&gt; nam-ı diğer &lt;a href="http://www.hepatitze.com/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hepatit Ze&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;, mini biyografisinde de bahsi geçtiği üzere (bkz.&lt;a href="http://zuleyhasari.com/"&gt; zuleyhasari.com&lt;/a&gt; ), tabir-i caizse fotoğrafçı doğmuş diyebiliriz.&lt;br /&gt;Mum dibine ışık vermezmiş ama, teknolojinin geliştiği bir çağda bunun sorun olmadığının en güzel ispatıdır kendisi.&lt;br /&gt;Genç fotoğrafçının ilk sergisinin çok güzel de bir ismi var:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"iyi bir fotoğraf omzun üstünden meleği göstermelidir.."&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://profile.ak.facebook.com/object3/860/60/n37917241038_799.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 200px; height: 129px;" src="http://profile.ak.facebook.com/object3/860/60/n37917241038_799.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;7 Kasım&lt;/span&gt;'da açılan sergiyi gezdiğimde ben o meleği gördüğümü söyleyebilirim.. Siz de görmek isterseniz İstiklal caddesinde Odakule'nin hemen yanında bulunan &lt;a href="http://www.bsfakademi.net/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;BSF AKademi&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;'ye uğrayın.&lt;br /&gt;Sergi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;15 Kasım&lt;/span&gt;'a kadar devam edecek. Acele etmenizde fayda var derim.&lt;br /&gt;Vesileyle kendisini bir kez daha tebrik ediyorum.&lt;br /&gt;Çok çok daha büyük organizasyonlarda kuru pastalarını yemek dileğiyle..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş: sitesi de pek şık olmuş.. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sergiden kareler:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SRcEs9DD94I/AAAAAAAAAP4/BLJHEJyLlqg/s1600-h/zuleyhasergi02.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 213px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SRcEs9DD94I/AAAAAAAAAP4/BLJHEJyLlqg/s320/zuleyhasergi02.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266683459581245314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SRcE__irxqI/AAAAAAAAAQI/6IUcVcaXxoc/s1600-h/z%C3%BCleyhasergi03.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 214px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SRcE__irxqI/AAAAAAAAAQI/6IUcVcaXxoc/s320/z%C3%BCleyhasergi03.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266683786668263074" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SRcE1zy7vYI/AAAAAAAAAQA/pf-GcXk6nhc/s1600-h/zuleyhasergi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 213px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SRcE1zy7vYI/AAAAAAAAAQA/pf-GcXk6nhc/s320/zuleyhasergi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5266683611716500866" border="0" /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2310762236609024615?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2310762236609024615/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2310762236609024615&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2310762236609024615'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2310762236609024615'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/11/bir-melek-grdm-sanki.html' title='bir melek gördüm sanki..'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SRcEs9DD94I/AAAAAAAAAP4/BLJHEJyLlqg/s72-c/zuleyhasergi02.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-1742755376101984736</id><published>2008-10-17T00:25:00.003+03:00</published><updated>2008-10-17T00:52:41.347+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul Semtleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>İstanbul'un Semtleri- Samatya</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Daha önce İstanbul'un semt isimlerinin nereden geldiğini anlatan kısa yazılar yazacağımı belirtmiştim.&lt;br /&gt;Bu ön hatırlatmadan sonra gelelim &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Samatya&lt;/span&gt; ismine:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Samatya'nın Bizans zamanındaki ismi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Psamathia&lt;/span&gt; idi. Psamathia, kum veya kumsal demektir. Sahile yığılan kumlardan dolayı bu ismi almıştı. Hatta Kumkapı da dendiği oluyordu.&lt;br /&gt;İsim zamanla Samatya halini almıştır.&lt;br /&gt;Burası aynı zamanda İstanbul'un kapılarından biriydi.&lt;br /&gt;Şehrin en eski yerleşim yerlerinden biri olarak gezilmeye değer olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;Bilhassa fotoğrafçılar iyi bilirler...&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-1742755376101984736?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/1742755376101984736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=1742755376101984736&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1742755376101984736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1742755376101984736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/10/istanbulun-semtleri-samatya.html' title='İstanbul&apos;un Semtleri- Samatya'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5934981794635750728</id><published>2008-09-30T19:53:00.002+03:00</published><updated>2009-02-18T22:06:03.586+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fotograf'/><title type='text'>Mihman der ki</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;İyi bayramlar&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="text-decoration: underline;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5934981794635750728?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5934981794635750728/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5934981794635750728&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5934981794635750728'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5934981794635750728'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/09/mihmanh-der-ki.html' title='Mihman der ki'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-3559575580039084881</id><published>2008-09-13T16:28:00.005+03:00</published><updated>2008-09-13T17:02:17.140+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlıca'/><title type='text'>Şem'ine pervâne olur şeş cihât*</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;            aşk odu ile gönlü herc ü merc olan ateş-didelere..&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMvCVBS5OhI/AAAAAAAAAME/s9kK0mbIzg0/s1600-h/sufi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMvCVBS5OhI/AAAAAAAAAME/s9kK0mbIzg0/s320/sufi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5245499857383799314" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 0, 0);font-family:verdana;" &gt;Terci-i Bend&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey ruh-ı pâkinde iyan nûr-i zât&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Sînesi âyîney-i vech-i sıfât&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pertevi hüsnünde nümâyan temâm&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Sırr-ı Hudâ mâ hasal-ı kâinat&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen urıcak vakt-i semâ' içre çerh&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şem'ine pervâne olur şeş cihât&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şevk ile can tazelenir ben desem&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Nutk-ı safâ-bahşına rûh'ul-hayât&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pertev-i envârı cemâlin senin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Aşk ile verdi dü cihâna sebat&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doldu tecellî-i Hüdâ'dan sivâ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Şems-i muhabbet edicek iltifât&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yandı o âteşle dil ü canımız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İtti cemâlin velî keşf-i simât&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Âh mine'l ışkı ve hâlâtihî&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Ahraka kalbî bi harârâtihî&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmeği istersen eğer mahşeri&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Çerhte seyreyle o meh-peykeri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Aşk ile galtîde olup mihr-veş&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;Salmada âlemlere nûr u feri&lt;/span&gt;  &lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şeyh Gâlib&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şerh-i Mihman&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey sevgili. Senin ruhun öylesine temiz ve paktır ki Mevla’nın zat nuru sende aşikar olur ve Ey sevgili, senin sinen öyle parlak bir aynadır ki yaradanın bütün sıfatları oradan görülür.&lt;br /&gt;Güzelliğinin ışığında Hüdâ’nın sırrı, kâinatın bütün hasletleri apaçık mevcuttur.&lt;br /&gt;Sen, ne vakit ki semâya durursun, altı cihet de senin ışığına (mumuna) pervane olur.&lt;br /&gt;O neşe bahşeden sözüne, hayatımın ruhu desem, cânım arzu ile tazelenir.&lt;br /&gt;Güzel yüzünün ışığı, cemalinin nuru, aşk ile iki cihanı sebat etmiştir ve iki cihan varlığını o ışığın aşkıyla devam ettirmektedir.&lt;br /&gt;Muhabbetin güneşi doğunca, Hüdâ’dan gayrı ne var ise, o ışığın iltifatıyla aydınlanır.&lt;br /&gt;O öyle bir güneşti ki ateşiyle cânım yandı, kalbim yandı. Sonra ol sevgiliden gayrı ben kalmayınca, ondaki güzelliğin bütün alametleri aralandı, keşfeyledim ol cemali. Zira cismaniyat yok olunca, kalktı aradaki bütün hal perdeleri.&lt;br /&gt;Ah aşk! Ah aşkın hallerinden. Hararetiyle yaktı kalbimi.&lt;br /&gt;Eğer ki mahşer yerini görmeyi murat edersen, ol ay yüzlünün semaını seyret.&lt;br /&gt;O ki ay gibi dönerek aşkıle, alemlere nurunu ve ışığını salmakta..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(*) altı cihet de senin mumuna pervane olur.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-3559575580039084881?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/3559575580039084881/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=3559575580039084881&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3559575580039084881'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3559575580039084881'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/09/emine-pervne-olur-e-ciht.html' title='Şem&apos;ine pervâne olur şeş cihât*'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMvCVBS5OhI/AAAAAAAAAME/s9kK0mbIzg0/s72-c/sufi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7170064251050544311</id><published>2008-09-10T01:35:00.004+03:00</published><updated>2008-09-10T02:17:51.616+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Safranlı Aşım Tasasız Başım</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMcCZ1d4roI/AAAAAAAAAL8/1Y9igF_0dz4/s1600-h/senlik.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMcCZ1d4roI/AAAAAAAAAL8/1Y9igF_0dz4/s320/senlik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244162933968645762" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şehr-i Ramazan&lt;/span&gt; gelir de yemekten konu açılmaz mı..&lt;br /&gt;Osmanlı geleneğinde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeniçeri&lt;/span&gt;ye her üç ayda bir ulufe dağıtılırken &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;pilav&lt;/span&gt; ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;zerde&lt;/span&gt; verilmesi adettendi. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Matbah-ı Amire&lt;/span&gt; yani saray mutfağının aşçı yamakları meydana her bölüğün yemeğini dizer, ismi çağırılan bölük büyük bir coşku ve heyecanla aşlarını kapışırlardı. Bu aslında bir nevi padişaha teşekkür için yapılan mutad nümayişlerdendi.&lt;br /&gt;Ayrıca zerde, şenlik günlerinin, bayram meclislerinin vazgeçilmez tatlılarındandı.&lt;br /&gt;Pirinç, gülsuyu ve safrandan yapılan bu tatlıyla ilgili asırlar önce keşfedilmiş bir özellik vardı: Safranın &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;mutluluk&lt;/span&gt; verici, rahatlatıcı etkisi.&lt;br /&gt;Bugün bile yapılan araştırmalara göre safran beyinde &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=serotonin"&gt;serotonin&lt;/a&gt; düzeyini etkilemekte ve &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;depresyon&lt;/span&gt; tedavisinde kullanılmakta.&lt;br /&gt;Böylece geçmişte, kalabalık ve dolayısıyla hır gür çıkma ihtimalinin yüksek olduğu günlerde, insanlara zerde ikram ederek küçük ve hoş bir önlem alınıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş 1: Zerdeyi severim. Hoş ve hafif bir tatlıdır. Tarifini vermek isterdim. Ama inanın ki nasıl yapıldığını bilmiyorum. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Aramaya inan&lt;/span&gt;dığınızı düşünerekten &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gugıl amca&lt;/span&gt;ya selamlarımı iletiyorum.&lt;br /&gt;hamiş 2: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Minyatür&lt;/span&gt; III. Ahmet'in şehzadelerinin 15 gün süren sünnet şenliklerini konu alan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Surname-i Vehbi'&lt;/span&gt;den. Şair Vehbi tarafından yazılıp, ünlü nakkaş &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Levni&lt;/span&gt;'nin mahir elleriyle minyatürleri yapılmış.&lt;br /&gt;Görüldüğü üzere şenliklerde Yeniçeriye pilav ikramı ve onların bunu coşkuyla kapışları tasvir edilmekte.&lt;br /&gt;hamiş 3: Yoğun sarı bir rengi olan safran,  çok pahalı bir baharat. Osmanlı'da bolca tüketilmekteymiş. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gürcü mutfağı&lt;/span&gt;nda da yemeklere renk katmak için kullanılır. Hatta yine düğün yemeklerinden birine katılıyor diye hatırlıyorum. Gürcü evlerinin bahçesinde muhakkak safran çiçeği dikilidir. Mevsimi gelince kurutulup toz haline getirilir. Gürcülerin yoğunlukta olduğu bölgelerdeki hırsızlar eve giriyorlarsa akıllarına şaşarım doğrusu.. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7170064251050544311?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7170064251050544311/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7170064251050544311&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7170064251050544311'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7170064251050544311'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/09/safranl-am-tasasz-bam.html' title='Safranlı Aşım Tasasız Başım'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMcCZ1d4roI/AAAAAAAAAL8/1Y9igF_0dz4/s72-c/senlik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7566245901651722924</id><published>2008-09-05T02:36:00.012+03:00</published><updated>2008-09-05T04:03:15.065+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><title type='text'>Semazenler ya da Müteharrik* Ölüler</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PLgtSmI/AAAAAAAAALM/4xpDehAdHH8/s1600-h/IMG_2545.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PLgtSmI/AAAAAAAAALM/4xpDehAdHH8/s320/IMG_2545.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242322168442604130" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PdVwPiI/AAAAAAAAALU/HKALnRKayvQ/s1600-h/sufi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PdVwPiI/AAAAAAAAALU/HKALnRKayvQ/s320/sufi.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242322173228498466" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PW4fkJI/AAAAAAAAALc/IrU0RN_vGHo/s1600-h/IMG_2542.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PW4fkJI/AAAAAAAAALc/IrU0RN_vGHo/s320/IMG_2542.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242322171495157906" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PQLnzYI/AAAAAAAAALk/OPDwccb0O7E/s1600-h/devran.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PQLnzYI/AAAAAAAAALk/OPDwccb0O7E/s320/devran.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242322169696341378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;*&lt;span style="font-style: italic;font-size:85%;" &gt;hareket eden&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Efendim acep çok mu ağır bir başlık attım diye düşünmekle birlikte kendimi bundan alamadığımı da eklemek isterim.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Galata Mevlevihanesi&lt;/span&gt; İstanbul'un en kadim mevlevihanesi olmasının yanı sıra &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Haleti Efendi&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şeyh Galib&lt;/span&gt; gibi pek çok güzide Mevlevî'nin gelip geçtiği ve defnedildiği bir mekandır.&lt;br /&gt;Burada müze hizmetinin yanı sıra, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;her ayın ilk ve son cumartesi&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sema ayini&lt;/span&gt; de yapılmakta.&lt;br /&gt;Bilgi edinmek isteyenler &lt;a href="http://www.mekder.org/index.php"&gt;şuraya&lt;/a&gt; bakabilirler.&lt;br /&gt;Ayrıca yine burada dernekleşip faaliyetlerini sürdüren &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MEKDER&lt;/span&gt; bünyesinde sema gösterileri düzenlenmekte imiş.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Muammer Karaca Sahnesi&lt;/span&gt;nde vuku bulan bu gösterilerin bir tanesine katılmak bize de nasip oldu.&lt;br /&gt;Ve lakin "gitmez olaydım, görmez olaydım" intibaıyla çıktık salondan.&lt;br /&gt;Ruhsuz, meraklılarınca malum riteüllerinden uzak, hatta bir miktar şaşkınlığı muhtevi ve ol sebeple komik bir "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;gösteri&lt;/span&gt;" idi.&lt;br /&gt;Ayin demek isterdim elbet. Mamafih "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;marifet iltifata tabidir&lt;/span&gt;." hükmünce pek mültefit olamayacağım..&lt;br /&gt;Salondaki teşrifatçıların çoğu turistti ve bu ayin havasından uzak gösteri karşısında patırdayan flaşların cezbesiyle ben de birkaç fotoğraf çektim.&lt;br /&gt;Siz siz olun, bu yazılanları kulağınıza küpe edinin..&lt;br /&gt;Ama çok istiyorsanız bilet fiyatları 30 ytl. Öğrenci indirimi yok mu diye sorarsanız, öğrenci kimliği istenmeksizin 20 ytl'ye girebiliyorsunuz. Yani tam bir ticaret mevzubahis.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Meraklısına (!)...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="300" height="110"&gt;&lt;param name="movie" value="http://media.imeem.com/m/4le7VhN6xv/aus=false/"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://media.imeem.com/m/4le7VhN6xv/aus=false/" type="application/x-shockwave-flash" width="300" height="110" wmode="transparent"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;a href="http://www.imeem.com/people/jtkwkf/music/9an1scFQ/mer_faruk_tekbilek_magic_of_the_evening/"&gt;Magic Of The Evening - Ömer Faruk Tekbilek&lt;/a&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş: Fotoğraflara bakıp aldanmayın sakın. Sema, giyim ve hareket şekli itibariyle estetik bir varoluşa sahip. Arkaplan da siyah olunca, nasıl çekerseniz çekin mistik bir etki oluşabiliyor. :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7566245901651722924?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7566245901651722924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7566245901651722924&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7566245901651722924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7566245901651722924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/09/semazenler-ya-da-mteharrik-ller.html' title='Semazenler ya da Müteharrik* Ölüler'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SMB4PLgtSmI/AAAAAAAAALM/4xpDehAdHH8/s72-c/IMG_2545.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-9068420209293929874</id><published>2008-08-28T13:15:00.003+03:00</published><updated>2008-08-28T13:26:36.632+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>Altın Eller Geleneksel Türk El Sanatları ve Yerel Tatlar Festivali</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kultur.gov.tr/TR/resimgoster.aspx?DIL=1&amp;amp;BELGEANAH=236368&amp;amp;RESIMISIM=3.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://www.kultur.gov.tr/TR/resimgoster.aspx?DIL=1&amp;amp;BELGEANAH=236368&amp;amp;RESIMISIM=3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü gezimizin finali Taksim Meydanı'ydı. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gezi Parkı&lt;/span&gt;'nda bir festival olduğunu öğrendik ve gezmeye karar verdik. &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kültür Bakanlığı&lt;/span&gt; tarafından 6.sı düzenlenen bu etkinlikte bir çok şehrimizin yerel tatları ve el sanatları sergilenmekte ve hatta bizzat orada yapılmaktaydı.&lt;br /&gt;Gözlemeler, börekler, tatlılar, kurutulmuş yiyecekler.&lt;br /&gt;Diğer taraftan baston, tesbih, çeyizlik eşya, tezhip, hat, ebru, minyatür, kaatı, çini, halı, kilim.. Aklınıza gelecek ve gelmeyecek pek çok güzellik.&lt;br /&gt;Ayrıca fotoğraf sanatçısı &lt;a href="http://www.erdalyazici.com/mainPage.aspx?sectionid=4"&gt;Erdal Yazıcı&lt;/a&gt;'ya ait de bir stand vardı. Burada göremeyenler en azından sitesinden fotoğraflarına bakabilir.&lt;br /&gt;Tarhana almak için uğradığımız stanttaki amcanın sözü çok hoşuma gitti doğrusu:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Kola içmeyin, tarhana için.."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Oldukça güzel ve iddiasında haklı bir söz. Tarhanayı kışın bolca tüketmek gerekiyor. Açıkçası benim için de üç dört senelik bir keşif.&lt;br /&gt;Orada bize, etkinliğin Ramazan sonuna kadar devam edeceklerini söylediler, fakat sanırım yanlış anlaşılma oldu. Maalesef &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;20-29 Ağustos&lt;/span&gt; tarihleri arasındaymış. Eh ben de biraz geç haber vermiş oldum sanırım. Zira görülmesi, gezilmesi gereken bir festivaldi.&lt;br /&gt;Artık gözümüz açık olur, önümüzdeki seneye ölmez de sağ kalırsak önceden haber veririz.&lt;br /&gt;Festival ayrıntıları için &lt;a href="http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFF7BA884A184682F1A8EA5A09914533B9"&gt;buraya&lt;/a&gt; bakabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-9068420209293929874?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/9068420209293929874/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=9068420209293929874&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/9068420209293929874'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/9068420209293929874'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/08/altn-eller-geleneksel-trk-el-sanatlar.html' title='Altın Eller Geleneksel Türk El Sanatları ve Yerel Tatlar Festivali'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4764228357033719779</id><published>2008-08-25T21:47:00.008+03:00</published><updated>2008-08-26T16:38:16.669+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul Semtleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>Bir İstanbul Pazar Gezisi</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Rize'den gelen sevgili dostum &lt;a href="http://kaknus.blogcu.com/"&gt;Kaknüs&lt;/a&gt; ve İstanbul'un yeni yerlisi &lt;a href="http://ahfa.blogcu.com/"&gt;Ahfa&lt;/a&gt; hanımlar ile oldukça keyifli bir Pazar günü geçirdik. Selime'nin güzel yeğeni Nihan'ı da unutmuyorum elbette.  :)&lt;br /&gt;Gün içinde gördüğümüz, yaşadığımız şeyleri ana hatlarıyla paylaşacağım. Bbir kısmını ayrı yazılar halinde ayrıntılamak istiyorum.&lt;br /&gt;Öncelikle &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Boğaz turu&lt;/span&gt;na çıkacaktık, fakat sonra fikrimizi değiştirdik.&lt;br /&gt;Plan yapmak için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yenicami'&lt;/span&gt;nin hemen yanındaki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Saray Muhallebicisi&lt;/span&gt;'ne gittik.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eminönü&lt;/span&gt;'nde hem yiyip içebileceğiniz hem de oturup sohbet e debileceğiniz güzel ve temiz bir mekan burası. Genellikle göz önünde olduğu halde gözden kaçan bir yer olduğunu da eklemeden edemeyeceğim.&lt;br /&gt;Haftaiçleri var mı bilmiyorum ama, haftasonları açık büfesi de var. (fiyatı 9 ytl)&lt;br /&gt;Buranın su muhallebisi meşhurdur, ama biz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;aşure&lt;/span&gt;sini de tavsiye ediyoruz.&lt;br /&gt;Fakat servislerinden pek memnun kalmadık. Bunu çıkmadan belirttik, umarım ki bir faydası olmuştur. :)&lt;br /&gt;Ne zaman Eminönü'nden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Beyoğlu&lt;/span&gt;'na gidecek olsam, önce &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Galata köprüsü&lt;/span&gt;nden yüreyerek geçip, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Karaköy&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;tünel&lt;/span&gt;den tramvayı kullanmak hoşuma gitmiştir. Adeta bir zaman tünelinden geçiyormuşum havası verir bu bana. Biz de öyle yaptık.&lt;br /&gt;Durağımız &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Galata Mevlevihanesi&lt;/span&gt; idi.&lt;br /&gt;Tarihi yerleri gezmeye sevenlere burayı görmelerini tavsiye ediyorum. Fakat biz o gün gezemedik. Zira tam gittiğimizde &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Muammer Karaca tiyatrosu&lt;/span&gt;nda başlamak üzere olan bir &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sema&lt;/span&gt; gösterisi vardı. İstikametizi o yöne çevirdik. Bunu ayrı bir yazıyla anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;Gösteriden sonra bir şeyler içmek için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özsüt&lt;/span&gt;'e gittik. Bu konuyu özellikle açtım. Belki birileri görür de bilgi verir diye.&lt;br /&gt;Efendim mevzu şu:&lt;br /&gt;Özsüt'ün çok güzel mamülleri bulunmakta. Ancak ne var ki hepimizin bildiği üzere çoğu büyük pastane pastalarına içki katmakta.&lt;br /&gt;Daha önce &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fatih Özsüt&lt;/span&gt;'teki yetkililere içki kullanıp kullanmadıklarını soruduğumda: "Sadece burada kullanılmıyor." cevabını verdiler. Demek ki diğerlerinde var.&lt;br /&gt;Ancak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sultanahmet Özsüt&lt;/span&gt;'te sordum: "Burada da kullanmıyoruz." dediler.&lt;br /&gt;En son bir kaç ay evvel söylediklerine göreyse, Özsüt hiç bir mamülünde içki kullanmama kararı almış. E o zaman önceden hepsinde var mıydı?&lt;br /&gt;Şimdi biz neye inanmalıyız. Bize kim doğrusunu anlatacak.&lt;br /&gt;İçki içenlere ya da orada içki kullanılmasına karşı değiliz. Lakin takdir edilmeli ki içki içmeyen insanlar olarak da bu pastaları yiyemeyiz.&lt;br /&gt;Hasılı her zaman olduğu gibi sıkça gittiğimiz bir yer olmasına rağmen Özsüt'te pasta dışında şeyler yemeyi tercih ettik.&lt;br /&gt;Bilen biri varsa açıklasın.&lt;br /&gt;Ya da burdan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Özsüt yetkililerine sesleniyorum: Nedir bu işin aslı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Devam edelim..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Taksim Meydanı&lt;/span&gt;'na geldiğimizde güzel bir sergiyle karşılaştık. Bu &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;sergi&lt;/span&gt;yi de bilahare kısa bir yazıyla anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;Sevgili dostlarıma bu güzel gün için teşekkürler ediyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4764228357033719779?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4764228357033719779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4764228357033719779&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4764228357033719779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4764228357033719779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/08/bir-istanbul-pazar-gezisi.html' title='Bir İstanbul Pazar Gezisi'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7086145684673201715</id><published>2008-08-22T14:13:00.007+03:00</published><updated>2008-09-17T00:33:54.812+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mimari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu nedir'/><title type='text'>Mahmure neden Cumba'da otururdu?</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;-Türk evleri neden cumbalı olurdu?-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/meliha/317568379/" title="Bu şehr-i İstanbul ki by mihman`, on Flickr"&gt;&lt;img src="http://farm1.static.flickr.com/125/317568379_8eb995e9e5.jpg" alt="Bu şehr-i İstanbul ki" height="500" width="378" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Eskiden şehirler surlarla çevrili olduğundan evlerin imarı için kısıtlı bir alan bulunmaktaydı ve sokakların belli bir genişliğinin olması gerekirdi.&lt;br /&gt;Ayrıca yine eskiden yollar, bir at arabasının veya yayanın yüreyeceği şekilde yapıldığı için, bugün bile buralarda sokakların darlığından şikayet eder dururuz. Kadim şehirlerin ortak sorunu..&lt;br /&gt;Bu bilgilerden hareketle İstanbul'un "suriçi" olarak nitelendirilen Fatih ve Eminönü semtlerinde neden cumbalı evlerin tercih edildiğini anlıyoruz olsagerek.&lt;br /&gt;Kısıtlı olan bir alanda  zemin katı daha dar olan evlerin ikinci katları cumba, çıkma ve köşklük denilen çıkıntılar sayesinde genişletilirdi. Böylelikle hem odalar büyür, hem de sokak için gerekli alan işgal edilmezdi. Yine bu çıkıntılar sayesinde nemli olan zemin ve temel, yağmur kar gibi etkenlerden korunuyordu. Her kat, bir alt kat duvalarının muhafızıydı.&lt;br /&gt;Cumba sayesinde, pek çok pencereleri olan üst katlar, içeri giren aşırı güneşten de korunuyordu.&lt;br /&gt;Yine cumbalardan ötürü evlerin üst kısmı birbirine iyice yaklaştığından sıcak ve soğuk muhafazası da artmaktaydı. Bazan karşılıklı iki evin cumbaları birbirine o kadar yakın olurdu ki iki komşu birbirlerinin ellerini rahatça tutabilirlerdi. Eskiden komşu ilişkilerinin neden o kadar sıkı fıkı olduğuna şaşmamak gerek aslında.&lt;br /&gt;Bir diğer husus ise, cumbaların bugünki balkon vazifesini görmesiydi. Fakat ev mahrem olduğundan buna örtülmüş balkon diyebiliriz. Ben dışarıyı göreyim, ama dışardakiler beni görmesin..&lt;br /&gt;Ev sakinleri, rutubetli olan alt katta oturmak yerine, üst katı tercih etmekteydi.&lt;br /&gt;Bizim Mahmure,  sokağı ve yan komşuyu daha iyi görebildiği, ışığın en güzel olduğu cumbada değil de koskoca sofanın orta yerinde oturacak değildi ya.&lt;br /&gt;Hem belki sokaktan hoş bir beyzade geçer ve eliyle işlediği oyalı mendilini usulca sokağa atabilirdi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş: Müslim ve gayr-ı müslim evleri bu balkon veya cumbadan tefrik edilebilirdi. Çünkü gayrımüslimler genellikle balkonu tercih etmiştir. Müslüman evlerinde balkon tercihi, 19. yüzyılın sonu 20. yy.ın başlarındadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7086145684673201715?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7086145684673201715/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7086145684673201715&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7086145684673201715'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7086145684673201715'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/08/mahmure-neden-cumbada-otururdu.html' title='Mahmure neden Cumba&apos;da otururdu?'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm1.static.flickr.com/125/317568379_8eb995e9e5_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5036521955780493469</id><published>2008-07-24T20:16:00.002+03:00</published><updated>2008-08-26T13:36:33.555+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>talih</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SLPcg35HkQI/AAAAAAAAAJU/pkx1CVzGL-M/s1600-h/besiktask.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SLPcg35HkQI/AAAAAAAAAJU/pkx1CVzGL-M/s320/besiktask.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5238773248879464706" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;açılır bahtımız bir gün hep battıkça batmaz ya&lt;br /&gt;sebepler halk eder Halik kerem babın kapatmaz ya&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;blockquote&gt;E. İ. H.&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5036521955780493469?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5036521955780493469/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5036521955780493469&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5036521955780493469'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5036521955780493469'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/07/talih.html' title='talih'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/SLPcg35HkQI/AAAAAAAAAJU/pkx1CVzGL-M/s72-c/besiktask.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4470653600387432988</id><published>2008-06-10T17:49:00.004+03:00</published><updated>2008-06-10T18:23:38.589+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>Küllerinden doğmak yeniden</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Doğduğu andan itibaren biriktirmeye başlıyor insan unuttuklarını. Unuttuklarını diyorum, zira aslında insanın kendi, bütün ilimlerin, ilimlerin içinde bulunduğu alemlerin ta kendisidir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;"Hafıza-yı beşer nisyan ile maluldür"&lt;/span&gt; demiş eskiler. Hatırladıkça tekrar unuttuklarımız var. Bir de bir türlü hatırlayamadıklarımız. Hatta bir türlü unutamadıklarımız.&lt;br /&gt;Bunlara araç olacak pek çok faktör var psikososyal tanımlamalarla: Aile, çevre, kalıtım, eğitim..&lt;br /&gt;Kimisi bilinaltı-bilinçüstü-bilinç diyor.&lt;br /&gt;Sosyoekonomik çıkarımlar yapmak da mümkün..&lt;br /&gt;Her halukarda kendi denklemlerimizi kuruyoruz ve yaşadıklarımız, yaşayacaklarımıza etki ediyor. Hatta bazan yaşa/ya/madıklarımız da.. Sağdan soldan, ordan burdan, içerden dışardan, kendimizi kuşatıyoruz. Nefes alamadığımız demler oluyor, kendimiz alemler kadarken.&lt;br /&gt;Öyle anlar geliyor ki yaşanmışlıkların ağırlıkları taptaze hatalara sebep oluyor. Derken başka hatalara.. Korkularımızı hep yanlış limanlara demirliyoruz..&lt;br /&gt;Yetmiyormuş gibi üstüne bir yük daha ekleyip ırgatlığını yapıyoruz mazinin.&lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;Çok eski zamanların birinde &lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;Kaknüs&lt;/span&gt; isimli bir kuş yaşardı. Upuzun gagasından giren rüzgar 360 tane delikten değişik seslerle çıkar ve etrafa hoş nameler yayardı. Bu nameleri duyan kuşlar, mest olup Kaknüs'ün yanına uçarlardı. Kaknüs ise bu cazibeye koşan kuşları yiyerek sürdürürdü hayatını. Tam bir yılı böyle geçerdi. Sonra etraftan çalı çırpı toplar, üstüne kurulur ve en güzel şarkısının vecdiyle çırptığı kanatları otları tutuştururdu. Alevler içinde kalan Kaknüs küle döndüğünde, o küllerden bir yumurta çıkardı ortaya ve o yumurtadan bir yavru. Böylece kendi küllerinden her sene yeniden doğardı Kaknüs.&lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;Bazan bütün o mazinin ağırlıklarını sıyırıp omuzlarımızdan, hatalarımızı, pişmanlıklarımızı, korkularımızı yakıp, kendi küllerimizden doğabilmemiz gerekir.&lt;br /&gt;Belki biraz acır. Ama acı, hastalığa en güzel tepkisidir vücudun..&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4470653600387432988?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4470653600387432988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4470653600387432988&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4470653600387432988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4470653600387432988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/06/kllerinden-domak-yeniden.html' title='Küllerinden doğmak yeniden'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8470024184700468335</id><published>2008-06-05T01:15:00.004+03:00</published><updated>2008-06-05T01:30:48.447+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>Gökten Bir Sitare Kaydı..</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Pek çoğumuz &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Türkiyem"&lt;/span&gt; türküsünü biliriz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Baş koymuşum Türkiyemin yoluna..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;diye başlar. Fakat güftekarının &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dilaver Cebeci&lt;/span&gt; olduğunu çok da bilen olmaz.&lt;br /&gt;Dilaver Cebeci'yi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sitare&lt;/span&gt; isimli şiiriyle tanıdım önce. Türkiyem şiirinin ona ait olduğunu daha sonra öğrenmiştim.&lt;br /&gt;Bugün aklıma nerden estiyse yeniden okuyayım dedim:&lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Gözlerine baktığım zaman Sitare&lt;br /&gt;Bütün çöllere ay doğuyor&lt;br /&gt;Yoldaş ediyorum kendime İmrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı&lt;br /&gt;En kuytu vahaları dolaşıyorum&lt;br /&gt;Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare&lt;br /&gt;Çadırla su arasında bir cılga var&lt;br /&gt;O cılgada narin ayak izlerin var&lt;br /&gt;Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birden şiirle ilgili bir yorum takılıverdi gözüme: "Kalbin nur, mekanın cennet olsun."&lt;br /&gt;Senelerdir hastaydı Cebeci. Google amca imdada yetişti. Bir gazeteden öğrendim haberi: "..'&lt;b&gt;Türkiyem&lt;/b&gt;'in şairi &lt;b&gt;Dilaver Cebeci&lt;/b&gt; vefat etti &lt;b&gt;..&lt;/b&gt;" 28 Mayıs 2008.&lt;br /&gt;1 hafta önce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve şair diyor ki şiirinin bir yerinde:&lt;br /&gt;Güçlü ol ey kalbim güçlü ol&lt;br /&gt;daha yapacak işimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım yetmiştir kalbi yapacaklarına. Mekanı cennet olsun.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8470024184700468335?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8470024184700468335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8470024184700468335&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8470024184700468335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8470024184700468335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/06/gkten-bir-sitare-kayd.html' title='Gökten Bir Sitare Kaydı..'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7504562788352547649</id><published>2008-04-05T18:53:00.002+03:00</published><updated>2008-04-05T19:00:50.448+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>severim yaradılanı yaradandan ötürü...</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Girizgah cümlesinden sonra..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili &lt;a href="http://kendigokkubbemiz.blogspot.com/2007_09_01_archive.html#8995081494809870905"&gt;Bahar&lt;/a&gt;, biliyorum çok geç oldu. Ama inan aklımın bir köşesindeydi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;severim... son iki senedir bu sevilenlerin başına yeğenimle geçirdiğim her türlü zaman ve faaliyet, hatta sadece hatırlama bile dahil olmuş durumda. Mevlam olmayanlara da nasip etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;severim... eski kitapları. onların tozunu (alerjim olmasına rağmen), küfünü. üzerine nakşedilmiş yazıları, notları. beni bir kütüphane bahçesine gömün diye vasiyet ederdim de pek mümkün olacağını sanmıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;severim... fotoğraf çekmeyi... &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7504562788352547649?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7504562788352547649/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7504562788352547649&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7504562788352547649'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7504562788352547649'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/04/severim-yaradlan-yaradandan-tr.html' title='severim yaradılanı yaradandan ötürü...'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4209029109428807782</id><published>2008-04-01T21:43:00.003+03:00</published><updated>2008-08-26T13:28:08.963+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>ya fotograf/çı/lar olmasaydı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://carpentier.wordpress.com/2007/10/14/microblogging-status-report/"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://carpentier.files.wordpress.com/2007/10/photographer.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                                            &lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;fotograf alıntıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bugünlerde 1860'lara ait bazı mektupları çeviriyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Evinden çok uzak bir ilde (o zamanın şartlarıyla uzak) görev yapan bir memurla hanımı arasındaki yazışmalar. Kadın hep sitemkar, adam hep sabırlı. İskender Pala'nın çok hoşuma giden bir sözü vardır: "İnsanlar değil, kıyafetler değişir." Sorunlar aynı. Tepkiler aynı.. Yani ki insana dair herşey aynı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Dikkatimi çeken, içimi burkan bir şey okudum bu yazılarda. Hanımı mektupla birlikte küçük oğulları Ali Sedad'ın tasvirini gönderiyor. Memur buna o kadar çok sevinmiş ki "..gah cebimde taşıyor, gah öpüp karşımda tutuyorum..." diye cevap yazmış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Fotoğraf denen nesnenin henüz adı sanı bilinmez. 15 günde 1 ayda bir gelen mektuplar tek haberleşme aracı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Gurbet çeken için mektup bile büyük nimettir elbet.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Fakat galiba biz bu kadar kitle iletişim araçları içinde bile birbirimizi arayıp sormaz olduk. Buna mukabil telefonumuz şebeke dışı kalsa sinirleniyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Ne diyordum, iyi ki icat edildi fotoğraf.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bir de bugün arkadaşım bir şiir gönderdi. Özellikle son mısraı çok hoşuma gitti. Şöyle ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Foto Ali&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;bir vesikalık kestim aynanın içinden&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;pazar ola ey çünkü ben&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;yana yatmayan saçları gibi bir insanın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;hep şuna inandım,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;geciken bir mektup, düşünün sevgilinizden&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;işte o mektup benim, siz karşımda gülerken&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;üzüntümdür yüzünüzde patlayan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;foto ali ben&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;falso alırken her şey hayatın karşısında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;çoğaltırım sizi hiç üşenmeden.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;İbrahim Tenekeci&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;İyi ki var fotoğrafçılar.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4209029109428807782?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4209029109428807782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4209029109428807782&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4209029109428807782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4209029109428807782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/04/ya-fotograflar-olmasayd.html' title='ya fotograf/çı/lar olmasaydı'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-1311689854760174503</id><published>2008-03-10T20:39:00.004+02:00</published><updated>2008-03-10T21:29:57.675+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mimari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu nedir'/><title type='text'>Zarafet ve Merhamet Abideleri SERÇE SARAYLAR*</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9WBW2kx7cI/AAAAAAAAAI0/6H2pbzHsCtA/s1600-h/kusevi01.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9WBW2kx7cI/AAAAAAAAAI0/6H2pbzHsCtA/s400/kusevi01.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176185576339140034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Kuşları sadece, “İstanbul’da yaşayan bir hayvan cinsi” olarak tanımlamak, hem bu şehri güzel yapan unsurlardan birinin zayıf tarifi, hem de onlara yüklenen pek çok anlamın da eksik bırakılması demek olur. Hangimiz Yenicami denilince güvercinlerin olmadığı bir manzarayı veya vapur denilince martıları düşünmeden edebilir ki. İçimizden birilerinin balkonuna, pencere kıyısına yuva yapmış kumrular vardır muhakkak.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Kuşlara duyduğumuz bu ilgi ve sevgi çok eski zamanlardan başlamaktadır. Oğuz destanlarına göre her boyun bir kuş sembolü vardı. Boyların bu hayvanlardan türediğine inanılır ve kutsal sayılan bu kuşlar yenmezdi. Her birinin tasvirinden yapılmış armalara ise Ongun ismi verilmekteydi.&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftn1" name="_ftnref1" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; Türk destan ve masallarının pek çoğunda kuş şekline bürünmek “kuş donuna girmek” olarak tabir edilmiştir. Şaman inancına göre iyilik yapan insanlar kuşlaşır ve uçabilirlerdi. Bu yüzden Türkler’e ait mitolojik resimlerde Şamanlar kuş şeklinde veya kuş maskesiyle tasvir edilmektedir. Yani uçmak, ancak ulvi ve erdemli davranışlar neticesinde elde edilebilen bir şeydi ve kuşlar uçabilen canlılardı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Hümâ, Simurg, Anka gibi efsanevî kuşlar da edebiyatımızda yer almış ve günümüze kadar akseden bu inançlar tabirlere konu olmuş, talihli bir olayla karşılaşanın başına devlet kuşu konmuştur.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Türklerin kuşlara olan bu yakın ilgisi ve onlara atfedilen kutsiyet İslam’la devam etmiştir. Sevr mağarasında Peygamberimiz ve sâdık arkadaşının bulunmalarına mani olan hayvanlardan biri güvercindir. Onun akrabası kumru, her nefeste “Hu hu!” diye Allah’ı zikreder. Bülbül İbrahim Aleyhisselam için kendini ateşe atmıştır. İşte bu yüzden öldürülmeleri, etlerinin yenmesi günah sayılmış, yuvalarının bozulması hoş karşılanmamıştır. Türkiye’ye gelen yabancı seyyahlar yazdıkları mektup veya seyahatnamelerde Türklerin kuş sevgisinden bahseder. Parisli seyyah Thevenot seyahatnamesinde: “..Onların iyilikseverliği hayvanlara ve bu arada kuşlara kadar ulaşır; her gün birçok kimse pazarlara kuş satın almaya gider ve bunları serbest bırakırlar. Söylediklerine göre kuşların ruhları, kıyamet gününde Tanrı huzurunda onların iyiliklerine şahitlik edeceklerdir.”&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftn2" name="_ftnref2" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; demektedir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9WLXWkx7eI/AAAAAAAAAJE/a-LZa9bhs-I/s1600-h/08.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9WLXWkx7eI/AAAAAAAAAJE/a-LZa9bhs-I/s400/08.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176196580045352418" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;İnsanî değerler ve merhametin sadece insanlığa has bir imtiyaz değil, bütün yaratılmışlara gösterilmesi gereken bir haslet olduğunun Türkler tarafından nasıl kavrandığını tarihteki hayvan hastaneleri, vakıflar, mezartaşı ve sebillerdeki suluklar ve nihayet kuşevleriyle görmek mümkündür. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Merhamet, zarafet ve kutsiyetin abideleri olarak kuşevleri, hem mimarî vasıfları hem de fonksiyonları açısından birer şaheserdirler. Mazisi 13.-14. yüzyıllara kadar dayandırılabilecek bu yapılar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Van’dan Kavala Selanik ve Girokastra’ya kadar uzanan topraklarda çeşitli şekillerde sergilenmiştir.&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftn3" name="_ftnref3" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Serçe, güvercin, saka, kırlangıç, leylek, kumru gibi kuşların barınabilmesi amacıyla yapılmış bu küçük mimari yapılar, adeta bir maket biçiminde olup “kuş köşkü, güvercinlik, serçesaray, güvercinsarayı” gibi çeşitli isimlerle anılmaktaydı. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Kuşevlerini iki sınıfa ayırabiliriz: İlki taş veya almaşık duvar etine oyulan yuvalar ve odacıklar veya tuğlaları çeşitli yönlere oturtarak yapılmış hücreler şeklindedir. Küçük kemerlerle girişi sağlanan gözleri vardır.&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftn4" name="_ftnref4" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; Bunlar dışardan bakıldığında sıradan bir oyuk veya delikten ibaret görünür. Topkapı Sarayı avlu duvarı, Atik Ali Paşa, Süleymaniye, Sultanahmet camii gibi büyük camilerde ve daha pek çok tarihi yapıda bu kuşevlerine rastlamak mümkündür. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;İkincisi ise duvar etine giydirilen, monte edilen, bir konsol üzerine oturtulmuş kûfeki taşı, ahşap, mermer, tuğla, sıva gibi malzemelerle ve değişik mimari tekniklerle yapılmış minyatür yapılardır. Bunlar, cumbalı, kemerli kapı, merdiven, kafesli veya vitray pencereleri olan, balkon veya etrafını saran revaklarıyla, kubbe veya çatıyla örtülmüş küçük birer köşk hatta saray şeklindedir. Türk konut mimarisinin en güzel belgelerinden biri olan bu tarz kuşevleri sanat tarihçileri tarafından “heykel sanatına yaklaşan tasarımlar”&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftn5" name="_ftnref5" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; olarak görülmektedir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Başta hanlar olmak üzere, cami, medrese, kütüphane, mescit, darphane, çarşı, imaret, minare, saray, türbe, köprü, mumhane gibi pek çok yapıyı süsleyen kuşevleri, binaların en çok güneş alan, sert ve soğuk rüzgârlardan mahfuz cephelerine, insan elinin veya kedi, köpek gibi hayvanların erişemeyecekleri yükseklikteki emniyetli yerlerine yerleştirilmiş; yağmurdan ve kardan korunmaları için geniş saçakların veya büyük profilli kornişlerin, konsolların altları tercih edilmiştir.&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftn6" name="_ftnref6" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; Böylece kuşlar, yuvalarında emniyet içinde barınırken, hava şartlarının olumsuz etkilerinden de korunmuş olmaktaydı.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9WMCGkx7fI/AAAAAAAAAJM/uvxbiG09OPY/s1600-h/10.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9WMCGkx7fI/AAAAAAAAAJM/uvxbiG09OPY/s320/10.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176197314484760050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;İkinci grup kuşevleriyle ilgili saydığımız bütün mimari ünite ve detaylar farklı yapılarda, farklı özellikler göstermektedir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;İstanbul’un kuşevleri açısından en zengin ilçesi şüphesiz Üsküdar’dır. Üsküdar meydanından hareketle güneyde Gülnuş Valide Sultan (Yeni Valide Sultan) Camii (1120-1122) avlusuna girdiğimizde, kuzeydoğu ve güneybatı köşesindeki kuşevleri insanı adeta büyüler. İkişer minareyle cami formunda tasarlanmış, pencereleri vitraylarla süslenmiş, kubbeli olan bu köşkler, ince birer sanat eseri olmalarının yanında hem kubbeler diyarı Üsküdar’ı, hem de camii yaptıran Gülnuş Valide Sultanın kadın zarafetini remzeden güzelliktedirler.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Biraz yukarı Salacak’a doğru çıkıldığında Sultan III. Mustafa tarafından yaptırılan Ayazma Camii (1760-1761) kuşevleri bize ikinci bir göz zevkini yaşatacaktır. Burada bir hayli kuşevi bulunmakta olup, bunlardan bilhassa güney ve batı cephesindeki külliye formunda tasarlanmış olanları görülmeye değerdir. &lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Harem’e doğru Selimiye Kışlasının hemen yanında bulunan Selimiye Camii’nin (1804) güney cephesinde bulunan ve kufeki taşından yapılmış kuşevleri yuvarlak hatlarıyla zarif birer köşkü andırmaktadırlar.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Avrupa yakasında çok bilinen bir yerde olduğu halde, çoğunlukla gözden kaçan iki kuşevi, İstiklal Caddesi girişinin solunda yer alan Taksim Maksem’i (1732) üzerinde yer almaktadır. Kûfeki taşından yapılmış bu iki kuşevi küçük farklar taşımakla birlikte benzer özelliklerde simetrik yapılardır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Göz önünde olduğu halde pek çoğumuzun dikkatten kaçmış bir diğer güzel kuşevi Laleli Ordu Caddesi üzerindeki III. Selim ve III. Mustafa Türbelerinin caddeye bakan cephesindeki sütunlarda bulunmaktadır. Biri mescit şeklinde tasarlanmış bu iki serçesarayını tramvayla geçerken bile görmeniz mümkün.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Beyazıt’a doğru ilerlediğimizde Edebiyat fakültesi yanındaki Seyyit Hasan Paşa Medresesi’nin (1745) güney yönünde, minareleri, balkon ve merdivenleri, baş aşağı kubbesi, pencere vitraylarıyla hayâl mimarînin ve kendi tarzının en güzel eserlerinden biri olan cami formundaki kuşevini görebiliriz.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;İstanbul’daki kuşevleri içinde belki de en özgün ve ihtişamlı olanı Gülhane’de Darphane-i Amire Damga Matbaası iç avlusunda bulunan köşk şeklindeki kuşevidir. Bodrumuyla birlikte dört katlı tasarlanmış bu kuşevi, balkon korkulukları, kule biçimindeki üst katı, külahları, merdiven ve vitraylarına kadar çok ince bir işçiliğin ürünüdür.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Fatih’te, Millet Kütüphanesi olarak bilinen ve asıl adı Feyzullah Efendi Medresesi (1700) olan yapının duvarındaki kuşevlerinden biri kısmen yıkılmış olmasına rağmen, kubbe, balkon ve kemerleriyle kuşevi yapılarının içinde önemli bir yer tutmaktadır.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;Bu saydığımız kuşevlerinin dışında Eyüp Sultan Camii, Fatih’te Fatih ve Bali Paşa Camileriyle Süleyman Halife Sıbyan Mektebi, Beyazıt’ta Kara Mustafa Paşa Medresesi, Saraçhane’de Amcazade Hüseyin Paşa Sıbyan Mektebi, Laleli Taşhanı, Tahtakale’de Büyük Yeni Han, Karaköy’de Bereketzade Medresesi kuşevleri görülmeye değerdir.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify; text-indent: 27pt;"&gt;İstanbul’daki serüveni 16. yüzyılda başlayıp, zamanla kâgir yapıların duvarlarına oturtulmuş ve giderek daha ince formlarla zenginleştirilmiş kuşevleri, 18. yüzyılda en parlak devrini yaşamış, 20. yüzyılın ortalarından itibaren modernleşen, ilgi ve öncelikleri, sanat zevki değişmeye başlayan şehri hayatı içinde unutulmuştur. Bugün pek çoğu bakımsızlıktan yok olmaya yüz tutmuş bu minyatür şaheserler, İstanbulluluk bilinci ve Türk geleneğindeki kuş sevgisinin bir göstergesi olarak, yeniden değerlendirme ve en azından fark edilmeye muhtaçtır.&lt;/p&gt;  &lt;div style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;   &lt;hr align="left"  width="33%" style="font-size:78%;"&gt;  &lt;!--[endif]--&gt;  &lt;div style="" id="ftn1"&gt;  &lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftnref1" name="_ftn1" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[1]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; Bahaeddin Ögel, Türk Mitolojisi, 1. cilt, Ankara 1989, s. 32.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftnref2" name="_ftn2" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[2]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; Jean Thevenot, 1655-1656’da Türkiye, Çev.: Nuray Yıldız, İstanbul 1978, s. 126.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftnref3" name="_ftn3" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[3]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; H. Örcün Barışta, Osmanlı İmparatorluğu Dönemi İstanbulundan Kuşevleri, Ankara 2000, s. 5.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftnref4" name="_ftn4" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; H. Örcün Barışta, Kuşevleri, Dündün Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c. 5, s. 133.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftnref5" name="_ftn5" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[5]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; H. Örcün Barışta, a.g.e., s. 44.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;a style="" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=25926951#_ftnref6" name="_ftn6" title=""&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;!--[if !supportFootnotes]--&gt;&lt;span class="MsoFootnoteReference"&gt;&lt;span style=""&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;!--[endif]--&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; Yılmaz Önge, “Mimar Gözüyle Kuşevleri”, Kültür ve Sanat, sayı 5, 1977, s. 89.&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoFootnoteText"&gt;&lt;/p&gt;* Meliha Şen, &lt;a href="http://mihmanhane.blogspot.com/2008/03/asitanbul.html"&gt;Asitanbul&lt;/a&gt;, sayı 1, 2008, s. 42-45.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="ftn2"&gt;    &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="ftn3"&gt;    &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="ftn4"&gt;    &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="ftn5"&gt;    &lt;/div&gt;  &lt;div style="" id="ftn6"&gt;    &lt;/div&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-1311689854760174503?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/1311689854760174503/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=1311689854760174503&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1311689854760174503'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1311689854760174503'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/03/zarafet-ve-merhamet-abideleri-sere.html' title='Zarafet ve Merhamet Abideleri SERÇE SARAYLAR*'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9WBW2kx7cI/AAAAAAAAAI0/6H2pbzHsCtA/s72-c/kusevi01.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8795639973227374307</id><published>2008-03-10T20:29:00.004+02:00</published><updated>2008-03-10T20:52:51.968+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Asitanbul</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9V-7mkx7bI/AAAAAAAAAIs/ViZZB6p66vc/s1600-h/kapak.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9V-7mkx7bI/AAAAAAAAAIs/ViZZB6p66vc/s400/kapak.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5176182909164449202" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Asitanbul "dünün İstanbul'u ile bugünün İstanbul'u arasında gelip giden ve bu şehrin ruhunu, derdini ve sevincini yaşayan, taşıyan ve önemseyen bir dergi" tanımıyla ilk adımını atmış bulunmakta.&lt;br /&gt;İstanbul Kültür Tarih ve Araştırma Derneği (&lt;a href="http://www.istder.org/modules.php?name=coppermine"&gt;İSDER&lt;/a&gt;) tarafından yayımlanan dergiye uzun soluk ve nice sayılar diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş: Dergide kuşevleri ile alakalı bir yazım yer almakta.  (bkz. &lt;a href="http://mihmanhane.blogspot.com/2008/03/zarafet-ve-merhamet-abideleri-sere.html"&gt;Zarafet ve Merhamet Abideleri Serçe Saraylar&lt;/a&gt;) Bu zevkli mevzuu çeşitli vesilelerle ele almak ve insanları bir nebze olsun bilgilendirmek, unutmuş olanlara yeniden anımsatmaktan ötürü çok mutlu oldum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8795639973227374307?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8795639973227374307/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8795639973227374307&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8795639973227374307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8795639973227374307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/03/asitanbul.html' title='Asitanbul'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R9V-7mkx7bI/AAAAAAAAAIs/ViZZB6p66vc/s72-c/kapak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2689780261130607021</id><published>2008-02-24T20:40:00.002+02:00</published><updated>2008-02-24T20:54:19.804+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktibas'/><title type='text'>Toprak Sarsılıyor!..</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;...Obskürantizm heyulâsı yok edilmedikçe, herhangi bir diriliş hayaline kapılmak çılgınlık.&lt;br /&gt;&lt;span style=""&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;...Karanlıkta kavga olmaz. İdeolojiler, uçurumları aydınlaran hırsız fenerleri. İstemesek de onlara muhtacız. Kaosu kosmos yapan insan zekâsı, tecrübelerini ideolojilerde sergilemiş. İdeolojiye düşmanlık, tek izm’e teslimiyettir: obskürantizme. İdeolojiler siyaset dünyasının haritaları. Haritasız denize açılınır mı? Ama harita tehlikeli bir yolculukta tek kılavuz olamaz. Pusulaya da ihtiyaç var. Pusula: şuur. Tarih şuuru, milliyet şuuru, kişilik şuuru. İdeolojilerin peşine takılanlar pusulasızlardır. Gemi ya kayalara çarptı, ya batağa saplandı. İdeolojilerin ışığına göz yumanları sloganlar yönetiyor. Karanlık kinlerin birbirine saldırttığı çılgın sürülerin savaş çığlığıdır, slogan. İlkelin, budalanın, papağanın ideolojisidir. Düşünce ile çığlık bağdaşmaz. Şuurun sesi çığlık değildir. Yabani bağırır, medeni insan konuşur. Bu çocuklar yıllarca konuşturulmadı. Hınçlarını üç beş kelime ile sırıtımıza tükürüyorlar. İdeolojileri yasakladığımız için hışımlarına uğradık. Demokrasinin demopedi olduğunu kimse düşünmedi. Aczin hürriyetperverliği yalanların en namussuzu. Bahşedilen hürriyet, ölmek ve öldürmek hürriyeti.&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=""&gt;            &lt;/span&gt;Toprak sarsılıyor!.. Hep birden esfel-i sâfiline yuvarlanmak istemiyorsak, gözlerimizi açmalıyız. İnsanlar sloganla güdülmez. Düşünceye hürriyet, sonsuz hürriyet. Kitaptan değil kitapsızlıktan korkmalıyız. Bütün ideolojilerie kapıları açmak, hepsini tanımak, hepsini tartışmak ve Türkiye’nin kaderini onların aydınlığında fakat tarihimizin büyük mirasına dayanarak inşa etmek. İşte, en doğru yol.&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;Cemil Meriç, Bu Ülke.&lt;/p&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2689780261130607021?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2689780261130607021/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2689780261130607021&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2689780261130607021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2689780261130607021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/02/toprak-sarslyor.html' title='Toprak Sarsılıyor!..'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6787081282680593996</id><published>2008-02-01T19:54:00.001+02:00</published><updated>2008-02-08T13:47:19.298+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><title type='text'>DÜŞ BAHÇELERİNE DAVET</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R6NdXIgtqEI/AAAAAAAAAIk/LVg_wHkrP2g/s1600-h/deneme+afiss+copy22.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R6NdXIgtqEI/AAAAAAAAAIk/LVg_wHkrP2g/s400/deneme+afiss+copy22.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5162072249899788354" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6787081282680593996?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6787081282680593996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6787081282680593996&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6787081282680593996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6787081282680593996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2008/02/davet.html' title='DÜŞ BAHÇELERİNE DAVET'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R6NdXIgtqEI/AAAAAAAAAIk/LVg_wHkrP2g/s72-c/deneme+afiss+copy22.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-3827986698137141811</id><published>2007-12-20T18:44:00.000+02:00</published><updated>2007-12-20T18:58:29.924+02:00</updated><title type='text'>kıl'dan ince kılıç'tan keskin</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;- o kocaman sırat köprüsünü bu küçücük koyunun sırtında mı geçicez yani? çok komik yahu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;- kurbanın kendisiyle değil, onun nurundan yaratılan bir binekle geçeceksin çocuğum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:trebuchet ms;" &gt;Bayramınızı tebrik ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;hamiş 1: bu bayram et yeme bayramı değildir. lakin başka zamanlarda et yiyemeyenler için daha bir bayramdır. hastayı, fakiri, yetimi sevindirelim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;hamiş 2: bayramlarda insanlar niçin tebrik edilir? çünkü bayramlar mağfiret ve füyuzatın en azami yaşandığı, meleklerin bayram sabahı bizi afv ile müjdelediği kutsal günlerdir. duadan azat tatil günleri değil, kabulün arttığı eşref zamanlarıdır. mübarek olsun..&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-3827986698137141811?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/3827986698137141811/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=3827986698137141811&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3827986698137141811'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3827986698137141811'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/12/kldan-ince-kltan-keskin.html' title='kıl&apos;dan ince kılıç&apos;tan keskin'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-493060042210399901</id><published>2007-12-06T01:42:00.000+02:00</published><updated>2007-12-06T02:23:11.652+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><title type='text'>Yıldızların Altında Yalnızlık*</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R1c_pJrF2eI/AAAAAAAAAIc/JM1GA45gHr4/s1600-h/DSCF5692.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R1c_pJrF2eI/AAAAAAAAAIc/JM1GA45gHr4/s320/DSCF5692.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5140647475870554594" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Bu soğuk duvarlardan nefret ediyorum. Nefret etsem ne olacak. Bu duvarları yıkabilecek miyim?&lt;/span&gt;"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Hem o duvarları yıktığında altında kalmayacak mısın? Altında kalmasan bile, yağmurdan kim koruyacak seni? Soğuktan?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Ya yalnızlık. Belki de bütün bu riskleri göze aldıracak kadar büyük bir felaketti..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Kuşkulu bir aşk oyununu, sefil bir yalnızlığa tercih etmenin adı "kandırılmak" değil, bile bile ladesine gelmekti kaderin. Hani diyordu ya adam, "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;senin şu yalnızlığını gidersin de isterse bir kedi, bir köpek olsun ne farkeder ki"&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Gecenin bir yarısı. Üstelik ürkütücü bir yağmurda çıka gelen ısrarlı sevgi sözlerine mantığı ne kadar anlamsızca bakarsa baksın, korkuları ne kadar büyük olursa olsun -ki baştan beri hep korkmuştu aslında- karşı koymayı istememek mi yanılgıydı. Yalnızlığın örselediği yüreğin ilacı, her nasıl atarsa atsın başka bir yürek olamaz mıydı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Olamadı evet. Bu ani değişikliğin sonu hayra alamet olmasa bile, çölde susuz kalan, bulduğu suyun kirine pasına bakar mı? Su olsun da..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Necip Fazıl kırk günlük hücre hapsini anlatırken şöyle der: &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"... odamda hiç olmazsa bir gardiyan, terbiyle bir mahkum, herhangi bir insan, canlı bir mahkum yatırılması için ettiğim müracaata, şu cevabı vermişlerdi:&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms; font-style: italic;"&gt;-Ne o korkuyor musunuz yoksa?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms; font-style: italic;"&gt;Onlarak diyememiştim ki:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms; font-style: italic;"&gt;-Hayır, anladığınız manada korkmuyorum. Kendimden, şu gördüğünüz kemik mahfazadan, kafamdan bu kayanın kendi içine doğru dönüp batmasından korkuyorum!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;O yalnızlığın beynine battığı bir iç kanamayla değil, sezgilerinin ısrarla yanlış yaptığını söylediği halde yalancı bir sevginin zehiriyle öldü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Katil oldu. Çünkü öldürdüğü kişi, ona kötülük yapan değil, ona yeniden yalnızlığı bırakacak olan kişiydi. Bundan daha büyük değildi, diğer bütün kötülükleri. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Hayat değiştikçe, gayr-ı meşru görünenin kendi içindeki meşruiyetini farkediyorsunuz. O zaman şöyle bir ikilem de yaşamıyor değilsiniz: Bunu meşru gösteren çok yönlü görebilmek mi, yoksa tamamen bir yozlaşmadan mı ibaret.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Artık doğruyla yanlışın birbirinden ayırt edilemeyecek kadar iç içe girdiği bir çağda yaşıyoruz. Yaşam ne kadar kolaylaştı ve hayat ne kadar zor artık.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;*Bugün gittiğimiz oyunun akla getirdikleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Hamiş 1:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Oyun&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;: Yıldızların Altında Cinayet (Şehir Tiyatroları)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;         &lt;span class="act_text"&gt;&lt;strong&gt;Yazan:&lt;/strong&gt;          Elçin Efendiyev&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;font-size:11;"  &gt;&lt;span class="act_text"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;Yöneten:&lt;/strong&gt;          Melahat Abbasova&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 11pt; font-family: trebuchet ms;font-family:Verdana;" &gt;&lt;strong&gt;       Oyuncular:&lt;/strong&gt; Elçin Altındağ (Kadın), Emrah        Özertem (Delikanlı), Ezgi Sümer Yolcu (Komşu Kadın),        Nevzat Çankara (Komşu Adam), Radife Baltaoğlu (Öğrenci        Hasanzade’nin Annesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş 2: Delikanlı rolündeki Emrah Özertem'in oyunculuğunu daha çok beğendim. Kostümler kötüydü. Sağdaki masa ve sandalye dekoru, sağ taraftaki izleyicinin görüşünü engelliyordu (yani bizim). Önümde oturan yaşlı amca: alacağın olsun.&lt;br /&gt;Kadına kaba saba davranıldığı ve ortada acı çeken biri olduğu halde kahkaha atan lise gençliğine hitaben: "siz ne anlarsınız ki!".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamiş 3: Teşekkürler &lt;a href="http://www.hepatitze.com/"&gt;Zü&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-493060042210399901?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/493060042210399901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=493060042210399901&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/493060042210399901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/493060042210399901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/12/yldzlarn-altnda-yalnzlk.html' title='Yıldızların Altında Yalnızlık*'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/R1c_pJrF2eI/AAAAAAAAAIc/JM1GA45gHr4/s72-c/DSCF5692.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6346476364967401545</id><published>2007-11-14T05:13:00.000+02:00</published><updated>2007-11-14T05:15:11.032+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>Mevsim-i Hazan</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;yazmak lazım-dı, fotoğraflamak lazım-dı. vakit geç değil. &lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6346476364967401545?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6346476364967401545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6346476364967401545&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6346476364967401545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6346476364967401545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/11/mevsim-i-hazan.html' title='Mevsim-i Hazan'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-1600162337445629189</id><published>2007-11-07T13:44:00.000+02:00</published><updated>2007-11-07T14:03:17.439+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktibas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><title type='text'>Leyla İle Mecnun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RzGm2OTLP5I/AAAAAAAAAIU/7smHHlxqnqk/s1600-h/haller.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RzGm2OTLP5I/AAAAAAAAAIU/7smHHlxqnqk/s320/haller.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5130064901033377682" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Leyla'nın mezarının başında:&lt;br /&gt;"Ey ecel!.. Gel şimdi; dünya, gözüme zindandır. Alem ne hoş idi, sevgili varken; yok madem ki sevgili, yok olsun var olan alem. Ey canım! Hasta bedene veda et. Ey gamım! Susamış ruhuma elveda oku. Ey ölüm! Seni özlüyorum, gel! Vücuduma yokluktan bir haber ver; bir haber ver de öylece yok olayım. Aynamı pastan temizle, O'nu göreyim. Engel ne ise kaldır aradan ki O'na varayım. Allahım! Artık bana cisim ve can gerekmez. Sevgili yokken, cihan gerekmez. Dünya pazarında malım tükendi. Canımı satmaya başka bir pazar ver."&lt;br /&gt;Leyla İle Mecnun, İskender Pala, 93-94 s.&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Geçen sene Leyla ile Mecnun'u Muhsin Ertuğrul'da seyretmiştim. Bu sene ikinci kez gittim. Eskimiş sahne dekorunda hala aynı güzellikte sergilenmekteydi oyun. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;İzleyenler şunu görecekler: Leyla ile Mecnun'u sadece iki kişi canlandırmıyor. Üçleme yapılmış: &lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Oyuncular, dansçılar, şarkıcılar (opera sanatçıları). Böylece aşkın çeşitli halleri, çeşitli hallerle tasvir edilerek çok boyutluluk kazandırılmış. Öyle ki aynı sahnede üç Leyla ve üç Mecnun'u bir arada görüyorsunuz. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Gidilesi ve görülesi.. Meraklısına..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/meliha/1902018652/" title="Photo Sharing"&gt;&lt;img src="http://farm3.static.flickr.com/2365/1902018652_3cedf53474_t.jpg" alt="İntizar" height="81" width="100" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/meliha/1846258079/" title="Photo Sharing"&gt;&lt;img src="http://farm3.static.flickr.com/2052/1846258079_bc001e820a_t.jpg" alt="Leyla vü Mecnun" height="75" width="100" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.flickr.com/photos/meliha/1846771614/" title="Photo Sharing"&gt;&lt;img src="http://farm3.static.flickr.com/2167/1846771614_d72bd8b0a2_t.jpg" alt="Leyla'nın Düğünü" height="75" width="100" /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-1600162337445629189?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/1600162337445629189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=1600162337445629189&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1600162337445629189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1600162337445629189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/11/leyla-ile-mecnun.html' title='Leyla İle Mecnun'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RzGm2OTLP5I/AAAAAAAAAIU/7smHHlxqnqk/s72-c/haller.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5823381632305922323</id><published>2007-11-01T22:39:00.000+02:00</published><updated>2007-11-01T22:44:50.484+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktibas'/><title type='text'>Susacak Var</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm3.static.flickr.com/2055/1689063213_14d112373b.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://farm3.static.flickr.com/2055/1689063213_14d112373b.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Düşmek olası bir eylemdir ayrılığın elinde. İçten dışa, dıştan içe... Hayat kayar parmaklarınız arasından. Hayattaki yeriniz yersiz gelir. Her şey en gerideki yerini alırken siz seyirci kalırsınız sahip olduklarınızı kaybetmeye. Kurtaramadığınız gibi kurtarananız da olmaz. Kahramanların gücünü aşar kahrınız. Yok oluş kapılar göğünüzü ve mavi silinir umutlarınız içinden. Yalvarmalar etkisizdir, gözyaşları kuru. Ayrılığa inanmaya zorlarsınız kendinizi. Ki sonrasında yaşamayı kabul etmeniz vardır ve en sonda da "sevgisizlik" bekler sizi..&lt;br /&gt;Kahraman Tazeoğlu, Susacak Var. 249. shf.&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5823381632305922323?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5823381632305922323/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5823381632305922323&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5823381632305922323'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5823381632305922323'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/11/susacak-var.html' title='Susacak Var'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm3.static.flickr.com/2055/1689063213_14d112373b_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-1953272649762080719</id><published>2007-10-15T03:08:00.000+03:00</published><updated>2007-10-15T03:10:55.214+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><title type='text'>Akıl bulanıklığının işaretleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Ukalâ gerçi sükûtu edeb addetmiştir  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Maslahat varsa fakat sözde, bırakma meskût  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;İki şey tîregî-i akla delalet eyler:  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Susacak yerde kelâm, söylenecek yerde sükût. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;Gerçi akıllılar susmayı edep addetmişlerdir.  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;Fakat bir söz(ü söylemek) de fayda varsa sessiz bırakma (susma) .  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;(zira)  İki şey aklın bulanıklığına işaret eder:  &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;Susacak yerde konuşmak, söylenecek yerde susmak.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-1953272649762080719?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/1953272649762080719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=1953272649762080719&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1953272649762080719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1953272649762080719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/10/akl-bulanklnn-iaretleri.html' title='Akıl bulanıklığının işaretleri'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6694064012748064955</id><published>2007-09-29T19:56:00.001+03:00</published><updated>2008-10-24T02:36:38.879+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tiyatro'/><title type='text'>Şehir Tiyatroları 3 Ekim'de Sahne açıyor.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www1.ibb.gov.tr/tr-TR/SehirTiyatrolari/"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://sp.ibb.gov.tr/Webportal/tr-TR/HaberResimleri/oyuun003.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu sene en ilgi çekici oyunlardan bir tanesi Cumhuriyetin 85. yıldönümü münasebetiyle sahnelenecek olan "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;Tozlu Çizmeler&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;"&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia; font-style: italic;" href="http://www.tiyatrom.com/portre_ismet_kuntay.htm"&gt;&lt;span&gt;İsmet Küntay&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;’ın bu tarihsel misyon taşıyan oyunu &lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt;I.Dünya Savaşı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic;font-family:georgia;" &gt; ve İstanbul’un işgalinin Türk insanı üzerindeki etkilerini anlatıyor. Yorgun, yenik ve bekleyiş içindeki Osmanlı subayı Rıfkı, işgalci subaylara ve işbirlikçilere karşı mücadele etmek için arkadaşlarıyla birlikte yola çıkar. Emperyalist güçlerin sindirdiği halk, İstanbul’da üretilen işgalci politikalardan habersiz, Anadolu’da büyümeye başlayan bağımsızlık hareketine destek verecektir."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;Leyla ile Mecnun&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; müzikali yeniden sahnelenecek. Gitmenizi tavsiye ederim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bunun dışında ilk kez sahnelenecek &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;Yunus Emre&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;'yi konu alan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;Divane Ağaç&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;; tasavvuf temalı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt; Can Ateşinde Kanatlar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; dikkatimi çeken oyunlardan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="SehirTiyatrolariHaberDetay1_lblBody"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu ve diğer oyunlarla ilgili ayrıntılı bilgiye &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/SehirTiyatrolari/Haberler/HaberDetay.html?HaberId=120"&gt;buradan&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; ulaşabilirsiniz.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6694064012748064955?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6694064012748064955/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6694064012748064955&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6694064012748064955'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6694064012748064955'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/09/ehir-tiyatrolar-3-ekimde-sahne-ayor.html' title='Şehir Tiyatroları 3 Ekim&apos;de Sahne açıyor.'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4467260283693694386</id><published>2007-09-17T19:09:00.000+03:00</published><updated>2007-09-17T19:17:32.513+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>Taze Bunlar</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Şu sıcak günlerde oruç tutarken insanın aklına soğuk yiyecekler, içecekler gelip duruyor. Canınız meyve çekti, manava gitmeye de üşeniyorsunuz veya "şöyle birisi benim yerime istediğim meyveyi seçip ayağıma kadar getirsin" diyorsanız ve de online iseniz işte size tavsiye:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.tazebunlar.com/catalog.aspx"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Ru6n7u3G04I/AAAAAAAAAIM/yEOkR98mCCQ/s400/taze+bunlar.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5111207271745377154" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Sitede hem yerli hem de ithal meyveler bulunuyor. İstediğiniz meyveden arzu ettiğiniz adette sipariş ediyorsunuz. "Armut piş, ağzıma düş" hayali gerçekleşmiş diyebiliriz. Ayrıca meyvelerin faydaları, nasıl tüketilebileceğine dair ufak notlar da var.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4467260283693694386?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4467260283693694386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4467260283693694386&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4467260283693694386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4467260283693694386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/09/taze-bunlar.html' title='Taze Bunlar'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Ru6n7u3G04I/AAAAAAAAAIM/yEOkR98mCCQ/s72-c/taze+bunlar.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2276061310533672612</id><published>2007-09-02T02:17:00.000+03:00</published><updated>2007-09-02T02:26:36.977+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>Bana teyze dedi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Kim derdi ki biri bana "teyze" dedi diye bu kadar sevineceğim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Hayat garip hakikaten.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Dünyaya gelişinin 375. gününde artık aramızda sıfatlarımızın dahil olduğu sözlü iletişim başladı.&lt;br /&gt;Yeğenim bana "deyde" dedi. Çok mutluyum :)&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2276061310533672612?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2276061310533672612/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2276061310533672612&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2276061310533672612'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2276061310533672612'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/09/bana-teyze-dedi.html' title='Bana teyze dedi'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-9112914582184497283</id><published>2007-08-27T22:10:00.000+03:00</published><updated>2007-08-27T22:19:39.398+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>Nev-i Cafe</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.nevicafe.com/resim/2.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://www.nevicafe.com/resim/2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fotoğraf gezilerimizin bir tanesinde Eminönü'nden Fener'e doğru giderken yol üzerinde çok güzel bir kafeye rastladık: Nev-i Cafe.&lt;br /&gt;Hem güzel Haliç manzarası hem de hoş iç mekanıyla gidilip görülesi, oturulup birşeyler yiyip-içilesi bir yer.&lt;br /&gt;Kafe ile ilgili ayrıntılar ve fotoğraflarını görmek için burdan buyrun: &lt;a href="http://www.nevicafe.com/"&gt;Nev-i Cafe&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-9112914582184497283?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/9112914582184497283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=9112914582184497283&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/9112914582184497283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/9112914582184497283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/08/nev-i-cafe.html' title='Nev-i Cafe'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-9020358360387257685</id><published>2007-08-27T21:54:00.000+03:00</published><updated>2007-08-27T22:06:26.861+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>Kültür Bakanlığının güzel hizmeti</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kultur.gov.tr/DOSIM/resimgoster.aspx?DIL=1&amp;BELGEANAH=160921&amp;amp;RESIMISIM=bahcekapi.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://www.kultur.gov.tr/DOSIM/resimgoster.aspx?DIL=1&amp;BELGEANAH=160921&amp;amp;RESIMISIM=bahcekapi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;İstanbul Bahçekapı'da Kültür Bakanlığına ait &lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: georgia;" href="http://www.kultur.gov.tr/DOSIM/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF8AB2E675B78192E82BBBE15BC3EE9BA4"&gt;Dösim Kültür Ürünleri Satış Mağazası&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt; açıldı. Bu yeni bir haber değil aslında. Fakat belki bilmeyenler vardır diye belirtmek istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Birbirinden güzel elişi eşyaların olduğu mağazaya girdiğinizde eminim hoşunuza gidecek pekçok şey göreceksiniz. Üstelik fiyatları da gayet uygun. Yolu o tarafa düşenlerin mutlaka uğramasını tavsiye ederim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;Ayrıntılı bilgi ve ürün çeşitlerine siteden ulaşabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adres:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 8pt; color: rgb(102, 102, 102); font-family: Verdana;"&gt;&lt;b&gt;Bahçekapı El Sanatları Satış Mağazası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Şeyhülislam Hayri Efendi Cad.No:2/1&lt;br /&gt;Bahçekapı-Eminönü &lt;b&gt;İSTANBUL&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;0212 526 68 13&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-9020358360387257685?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/9020358360387257685/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=9020358360387257685&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/9020358360387257685'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/9020358360387257685'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/08/kltr-bakanlnn-gzel-hizmeti.html' title='Kültür Bakanlığının güzel hizmeti'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-3871320946653361683</id><published>2007-08-26T15:54:00.000+03:00</published><updated>2007-08-26T16:02:47.700+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlıca'/><title type='text'>Online Osmanlıca Sözlük</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Bir Osmanlıca sözlük gördüm internette. Hem Osmanlıca kelimelerin manasını, hem de günümüz Türkçesinde kullandığımız kelimelerin Osmanlıca karşılıklarını bulabileceğiniz bir yer. Pratikliği ile işe yarıyor. Elbette ciddi çalışmalar yapacak olanlara tavsiye edemiyorum. Zira kelimenin Osmanlıca harflerle yazımı olmadığı gibi anlamlardaki kesin güvenirlilik hususunda tam bir fikre sahip değilim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;duhul eyleyeceklerçün:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.osmanlicaturkce.com/"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RtF5p42C1II/AAAAAAAAAHo/BtfszwRvWZI/s400/osmanl%C4%B1caturkce.JPG" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5102993613328143490" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-3871320946653361683?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/3871320946653361683/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=3871320946653361683&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3871320946653361683'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/3871320946653361683'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/08/online-osmanlca-szlk.html' title='Online Osmanlıca Sözlük'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RtF5p42C1II/AAAAAAAAAHo/BtfszwRvWZI/s72-c/osmanl%C4%B1caturkce.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2772002922506793267</id><published>2007-08-10T20:52:00.001+03:00</published><updated>2007-08-10T20:58:38.911+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RrymPjSIB4I/AAAAAAAAAHg/8i98CspJfvs/s1600-h/kandil.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RrymPjSIB4I/AAAAAAAAAHg/8i98CspJfvs/s400/kandil.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5097131664376072066" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2772002922506793267?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2772002922506793267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2772002922506793267&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2772002922506793267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2772002922506793267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/08/blog-post.html' title=''/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RrymPjSIB4I/AAAAAAAAAHg/8i98CspJfvs/s72-c/kandil.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7238910109352020525</id><published>2007-07-23T02:57:00.000+03:00</published><updated>2007-07-23T03:01:52.107+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mimari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu nedir'/><title type='text'>kervansaraylar arasındaki mesafe</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.avanosevi.com/images/s/Agzikarahan.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.avanosevi.com/images/s/Agzikarahan.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;br /&gt;Kervansarayların arasındaki mesafeler, deve yürüyüşü ile günde dokuz saat, yani 40 km esas alınarak yapılmıştır. Böylece sabah bir kervansaraydan yola çıkan kervan, akşam olduğunda diğer kervansaraya varmış olurdu.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7238910109352020525?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7238910109352020525/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7238910109352020525&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7238910109352020525'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7238910109352020525'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/07/kervansaraylar-arasndaki-mesafe.html' title='kervansaraylar arasındaki mesafe'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6482899130625424348</id><published>2007-07-23T02:54:00.000+03:00</published><updated>2007-07-23T02:56:44.096+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktibas'/><title type='text'>uykudayız..</title><content type='html'>&lt;div  style="text-align: center;font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:180%;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;"Hufte râ hufte key koned bîdâr."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Uyuyan uyuyanı nasıl uyandırır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6482899130625424348?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6482899130625424348/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6482899130625424348&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6482899130625424348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6482899130625424348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/07/uykudayz.html' title='uykudayız..'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6603194023990129205</id><published>2007-07-14T10:39:00.000+03:00</published><updated>2007-07-14T13:42:03.121+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>12 Hayvanlı Takvimin Neresindeyiz?</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;a style="color: rgb(153, 102, 51);" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.nevruz.gen.tr/images/dersayfa16.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.nevruz.gen.tr/images/dersayfa16.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Bu sene &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;12 Hayvanlı takvim&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;e göre domuz yılındayız. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Marifetname&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;'de domuz yılıyla ilgili olarak şunlar yazılmış:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Çün gelir sal-i huk olur hasta&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Emir ve ayan şehr peyveste&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Padişahlar aralarına hilaf&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Vâki olup çoğ ola cenk ve mesaf&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Çoğ olur hınta ve şair kalil&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Afet eyler darıya hem tacil&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Halk yerden yere kona ve göçe&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Hem reaya müşevveş ola kaça&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Çoğ olur onda düzd tarraran&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Ola kış nerm hem dıraz o zaman&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;O salde doğsa bir ferzend&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Olur ol tez gûy ve hîş pesend&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Evsatında doğarsa kâzib olur&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);"&gt;Ahirinde halim ve ragıp olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);"&gt;Yani:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:Arial;font-size:100%;color:black;"   lang="IT" &gt;Domuz yılı gelince: Başkan ve şehrin ileri gelenleri hep hasta olur. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:Arial;font-size:100%;color:black;"   lang="IT" &gt;Padişahlar arasına anlaşmazlık düşer, savaş çok olur. &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Buğday çok olur, arpa az. Darıya âfet dokunur. Halk yerden yere konar ve göçer. Reaya karışır ve kaçar. Hırsız ve soyguncu çok olur. Kış ılık ve uzundur. O seni doğan &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:Arial;font-size:100%;color:black;"   &gt;oğlan, çabuk konuşur ve kendini beğenmiş olur. Ortasında doğan, yalancı &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:Arial;font-size:100%;color:black;"   &gt;olur. Sonunda doğan, halim ve istekli olur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:Arial;font-size:100%;color:black;"   &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="color: rgb(153, 102, 51);"&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 102, 51);font-family:Arial;font-size:100%;color:black;"   lang="IT" &gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6603194023990129205?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6603194023990129205/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6603194023990129205&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6603194023990129205'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6603194023990129205'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/07/12-hayvanl-takvimin-neresindeyiz.html' title='12 Hayvanlı Takvimin Neresindeyiz?'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7904411644763912853</id><published>2007-06-17T20:39:00.000+03:00</published><updated>2007-07-11T12:18:48.101+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>Geçmişler ola..</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Uzun bir süre sonra yine ÖSS'ye girdim. Gerçi bizim zamanımızda ÖYS de vardı. Ama sağolsunlar yeni düzenlemeyle ikisini bir araya getirmeyi başarmışlar.&lt;br /&gt;Kendimden çok, en az bir sene boyunca hazırlananlar için heyecanlandım. Sabahın köründe, kimi annesi kimi babası, kimi bir başına yollara düşmüş binlerce genç. Yüzlerde heyecan ve kaygı..&lt;br /&gt;Sorular kolaydı. Bu 10 sene zarfında gelişen sisteme zerre kadar bakmamıştım . Geçen sene o kadar abartıp, ağlanıp sızlanıyorlardı ki gençler, "iyi ki biz kurtulmuşuz bu sıkıntılardan." diyordum.&lt;br /&gt;Herşeyin sonu çalışmaya bakar. Yeter ki istenilsin.&lt;br /&gt;İnşallah herkes için hayırlısı olur.&lt;br /&gt;Tabi bende imtihan stresi olmadığından sabahın o güzel saatlerinde tenha olan İstanbul'un tadını çıkarttım bir müddet. Güzel, küçük bir mescitin olduğu sokaktan geçerken burnuma ıhlamur koktu. Havaya karışan o tatlı rayihayı içine çekip de huzur duymayan var mıdır acaba. Baktım mescidin minaresiyle boy ölçüşen ıhlamur ağacının tepesinde çiçekler açmış. Eee vaktidir hani. Samsun'daki evin önünde, bir zamanlar bizimle aynı boyda olan dev ıhlamur ağacını seyrederken, hem ne kadar zaman geçtiğine hayret ettim, hem de hayatın kendi serüveni içinde birçok baharlarla tazelenerek kemale erdiğini düşündüm.&lt;br /&gt;İnsan su misali diyor ya şair, insan ağaç misali... Ya da herşey insandan bir misal, bir cüz..&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7904411644763912853?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7904411644763912853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7904411644763912853&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7904411644763912853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7904411644763912853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/06/gemiler-ola.html' title='Geçmişler ola..'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-78886477056711725</id><published>2007-05-31T18:52:00.000+03:00</published><updated>2007-05-31T18:53:48.324+03:00</updated><title type='text'>ben köyümü özledim</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Bir süreliğine (10 gün kadar) buralarda olamayacağım. Döndüğümde daha verimli olabilmeyi ümit ediyorum.&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-78886477056711725?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/78886477056711725/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=78886477056711725&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/78886477056711725'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/78886477056711725'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/05/ben-kym-zledim.html' title='ben köyümü özledim'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-6094050445886094973</id><published>2007-05-18T20:02:00.000+03:00</published><updated>2007-06-04T17:10:14.148+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktibas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>Kara bahtım kör tali(h)im</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Deryadan âb istemiş olsam serab olur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Ger altuna yapışsam o saat türab olur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;Zâti&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;(Denizden su istemiş olsam serap olur, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;eğer altına yapışsam o saat toprak olur)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;Hayatın içersindeki pekçok gailelerimiz hem kesb ü gayretimiz ve hem de rızkımızın kesildiği, talihimizin elverdiği kadarıyla olup bitmekte. Kimi zaman çok istediğimiz şeylere kaderin seyrinde sahip olamazken, kimi zamansa harika fırsatlar çıkıverir karşımıza.&lt;br /&gt;Yani talihimiz kah kuş olur konar omzumuza, kah kör ve sağır olur, gülmez yüzünü.&lt;br /&gt;Talihle ilgili iki tane hikaye yazmak istiyorum. İlki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tıkandı Baba&lt;/span&gt;'yla ilgili rivayet edilen hadisedir. Şöyle ki:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;              Sultan Mahmut&lt;/span&gt; kılık kıyafetini değiştirip dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.&lt;br /&gt;Tıkandı baba, çay getir, tıkandı baba kahve getir..&lt;br /&gt;Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı baba meselesi? Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı baba.&lt;br /&gt;Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi. Tıkandı baba da peki deyip başlamış anlatmaya;&lt;br /&gt;Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin bir çeşmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. "Benimki de  onlarınki kadar aksın" diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluğu açmaya çalıştım. Ben uğraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya başladı. Bu sefer içimden " Onlarınki kadar akmasada olur, yeter ki eskisi kadar aksın" dedim ve uğraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya başladı. Ben yine açmak için uğraşırken Cebrail göründü ve Tıkandı baba, tıkandı. Uğraşma artık, dedi. O gün bu gün adım "Tıkandı baba" ya çıktı ve hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.&lt;br /&gt;Tıkandı baba' nın anlattıkları Sultan Mahmut'un dikkatini çekmiş. Çayını  içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına ;&lt;br /&gt;Hergün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz.&lt;br /&gt;Ertesi akşam bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba'ya baklavaları vermişler. Tıkandı baba baklavayı almış , bakmış baklava nefis. " Uzun zamandır tatlı da yiyememiştik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim" diye içinden geçirmiş. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuş. Yolda giderken "Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim" demiş ve işlek bir yol kenarına geçip başlamış bağırmaya&lt;br /&gt;Taze baklava, güzel baklava ! Bu esnada oradan geçen bir Yahudi baklavaları beğenmiş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar ve Tıkandı baba baklavayı satıp elde ettiği para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Yahudi baklavayı alıp evine gitmiş. Bir dilim baklava almış yerken ağzına bir şey gelmiş. Bir bakmış ki altın. Şaşırmış, diğer dilim diğer dilim derken bir bakmış her dilimin altında altın. Ertesi akşam Yahudi acaba yine gelirmi diye aynı yere geçip başlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akşam yine bir tepsi baklavayı getirmişler. Tıkandı baba yine baklavayı satıp evin diğer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiş. Yahudi hiçbir şey olmamış gibi "Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akşam senden alırım" demiş. Tıkandı baba da Peki, demiş ve anlaşmışlar. Tıkandı babaya her akşam baklavalar gelmiş ve Yahudi de her akşam Tıkandı baba'dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut bu sefer padişah kıyafetleri ile içeri girmiş. Girmiş girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan; "Tıkandı baba sana baklavalar gelmedi mi?" demiş. "Geldi sultanım". "Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?". "Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağolasınız duacınızım."&lt;br /&gt;Sultan şöyle bir tebessüm etmiş. "Anlaşıldı Tıkandı baba anlaşıldı, hadi benle gel" deyip almış ve Devletin&lt;br /&gt;hazine odasına götürmüş. Baba şuradan küreği al ve hazinenin içine daldır küreğine ne kadar gelirse hepsi senindir, demiş. Tıkandı baba o heyecanla küreği tersten hazinenin  içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreğin ucunda düştü düşecek. Sultan demiş "Senin buradan da nasibin yok. Sen bizim şu askerlerle beraber git, onlar sana ne yapacağını anlatırlar" demiş ve askerlerden birini çağırmış. Alın bu adamı Üsküdar'ın en güzel yerine götürün ve bir tane taş beğensin. O taşı ne kadar uzağa atarsa o mesafe arasını ona verin demiş. Padişahın adamları "peki" deyip adamı alıp Üsküdar'a götürmüşler.&lt;br /&gt;"Baba hele şuradan bir taş beğen bakalım", demişler. Baba, "Niçin?" demiş. Askerler  "Hele sen bir beğen bakalım" demişler. Baba şu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beğenip almış eline "Ne olacak şimdi?" demiş. "Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzağa giderse o mesafe arasını padişahımız sana bağışladı" cevabını vermişler.  Baba taşı kaldırmış tam atacakken taş elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu padişaha haber vermişler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meşhur sözünü söylemiş; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Vermeyince Mabut, neylesin Sultan Mahmut."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Rüstem Paşa&lt;/span&gt;'nın Kanuni'ye damat olmasıyla alakalı. Burdaysa aksine talih kuşu konuyor vezirin başına.&lt;br /&gt;Kanuni kızkardeşi Mihrimah sultanı Rüstem Paşa ile evlendirmeye karar verir. Ancak paşanın düşmanları kendisinin cüzzamlı olduğu dedikodusunu yayarlar. Vaziyet hekimbaşına bildirilir. Hekimbaşı, üzerinde bit barınan bir kimsenin cüzzamlı olamayacağını söyler. Bunun üzerine o zamanlar Diyarbakır valisi olan Rüstem paşanın kıyafetlerini muayene için adamlar gönderilir ve talih bu ya, kıyafetinden bit çıkar ve bu bit sayesinde paşa padişah damadı ve sonrasında vezir olur.&lt;br /&gt;Bununla ilgili bir de beyit söylenmiştir:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:Verdana;font-size:100%;"  &gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Olacak                  bir kimsenin bahtı kavî, tâlii yâr&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kehlesi dahi mahallinde onun işine yarar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;(Bir kimsenin bahtı sağlam, talihi dost olursa, biti bile yeri geldiğinde işine yarar.)&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;br /&gt;Hatta tarihçiler bu bit için &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;kehle-i ikbal&lt;/span&gt; (ikbal biti) tabirini kullanmışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talihiniz açık, bahtınız kavi olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hamiş:&lt;/span&gt; Talih kelimesi aslında tâli' idi. Sonu sakin ayın harfiyle bitiyordu. Fakat Türkçede bu harf ve ses olmadığı için, zamanla talih'e dönüşmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-6094050445886094973?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/6094050445886094973/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=6094050445886094973&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6094050445886094973'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/6094050445886094973'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/05/kara-bahtm-kr-talihim.html' title='Kara bahtım kör tali(h)im'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8586496413828026971</id><published>2007-05-05T16:00:00.000+03:00</published><updated>2007-05-05T16:30:47.860+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Vakıflar Haftasında Ankara</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RjyETSqtHMI/AAAAAAAAAHE/aFVg8NVkSmE/s1600-h/sergi03.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RjyETSqtHMI/AAAAAAAAAHE/aFVg8NVkSmE/s320/sergi03.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061065548220931266" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RjyEDiqtHLI/AAAAAAAAAG8/WcM3D97WZmM/s1600-h/sergi04.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://2.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RjyEDiqtHLI/AAAAAAAAAG8/WcM3D97WZmM/s320/sergi04.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5061065277637991602" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yer: TOBB Üniversitesi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Söğütözü/ANKARA&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Tarih: 7-13 Mayıs&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ayrıntılı bilgi için:&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.vakifmedeniyeti.net/"&gt;Vakıf Medeniyeti&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8586496413828026971?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8586496413828026971/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8586496413828026971&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8586496413828026971'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8586496413828026971'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/05/vakflar-haftasnda-ankara.html' title='Vakıflar Haftasında Ankara'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RjyETSqtHMI/AAAAAAAAAHE/aFVg8NVkSmE/s72-c/sergi03.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8567537801216216852</id><published>2007-05-03T16:18:00.000+03:00</published><updated>2007-05-03T17:03:46.908+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>Bozgun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RjnraiqtHDI/AAAAAAAAAF8/mMc5L81E7Mw/s1600-h/g%C3%BCvercinkanati.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RjnraiqtHDI/AAAAAAAAAF8/mMc5L81E7Mw/s400/g%C3%BCvercinkanati.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5060334497542511666" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;I&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;pre style="font-family: trebuchet ms;"&gt;biz bu kentlere sığdık da&lt;br /&gt;bu kentler bize sığmadı asiya&lt;br /&gt;ve bir çığlık gibi günlerin çarmıhında&lt;br /&gt;arttıkça yalnız, sustukça silik…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ay ışığı gölgeleri büyüttü&lt;br /&gt;son kuşlar da vuruldular dağlarda&lt;br /&gt;yakamozları söndü sahillerin, ışıkları evlerin&lt;br /&gt;çağın vebalı gövdesinde&lt;br /&gt;bir hayalet gibi gölgemizde yalnızlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kaldık…kırık bardaklar gibi&lt;br /&gt;içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;II&lt;br /&gt;düşler artık ölü çocuklar doğuruyorsa&lt;br /&gt;sevgiler boğduruluyorsa kürtajlarda&lt;br /&gt;ve daha eskimemiş tüfeklerle&lt;br /&gt;ordusu bozguna uğramış askerler gibi kalıp&lt;br /&gt;bozuk paralar gibi yuvarlanıyorsak kaldırımlarda&lt;br /&gt;bir bedeli vardır elbet cennetini çaldırmanın&lt;br /&gt;ömrünü piç bir bebek gibi&lt;br /&gt;bırakmanın&lt;br /&gt;bulvarlara&lt;br /&gt;bozgunlara&lt;br /&gt;ve yanlış yalan aşklara;&lt;br /&gt;bir bedeli&lt;br /&gt;bu kuşatmaların, ilkyazları kurşunlatmaların…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;biz bu kentlere sığdık aslında&lt;br /&gt;bu kentler bize sığmadı asiya&lt;br /&gt;ah son kuşlar da vuruldular dağlarda!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III&lt;br /&gt;ay ışığı gölgeleri büyüttü&lt;br /&gt;mutluluk oyununda geç kalan ölü kuşlara geldim&lt;br /&gt;geldim…kırık bardaklar gibi&lt;br /&gt;içilmiş sulardan geride buruk bardaklar gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve ömürlerimizde bin kasvetle upuzun&lt;br /&gt;sefalet seferlerinin ayazı&lt;br /&gt;belki de yalnız gezeceğiz artık kimbilir&lt;br /&gt;batan gemiler gibi yiten aşklardan geride&lt;br /&gt;kalan her kışı, güzü ve yazı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ay ışığı gölgeleri büyüttü&lt;br /&gt;ayrılıklar eskidi…biz eskidik&lt;br /&gt;aşk bize küstü asiya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IV&lt;br /&gt;belki de uzun sürecek bu bozgunun saçağında&lt;br /&gt;sen şarkılarını sesine yasla&lt;br /&gt;ve bırak beni de usulca&lt;br /&gt;bir apansız yalnızlığa!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ay ışığı gölgeleri büyüttü&lt;br /&gt;büyüdü ölüm&lt;br /&gt;ve biz küçüldük asiya…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılmaz Odabaşı&lt;br /&gt;&lt;/pre&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8567537801216216852?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8567537801216216852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8567537801216216852&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8567537801216216852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8567537801216216852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/05/bozgun.html' title='Bozgun'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RjnraiqtHDI/AAAAAAAAAF8/mMc5L81E7Mw/s72-c/g%C3%BCvercinkanati.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5749401348719531569</id><published>2007-04-28T17:18:00.000+03:00</published><updated>2007-04-28T17:27:26.025+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='iktibas'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><title type='text'>Yani aşk..</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt; &lt;a href="http://www.flickr.com/photos/meliha/474001582/" title="Photo Sharing"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img src="http://farm1.static.flickr.com/204/474001582_84634e498f.jpg" alt="yürek - heart - دل - قلب" height="500" width="380" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt; &lt;p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Aşk dediğimiz hâl netîce-i hayâl ise, hayâl dediğimiz hâl dahi mücerredâttan ve binâenaleyh ta’rîf kabûl etmeyen mâhîyâttan olduğu için yine hakîkat-i aşkı meydâna koymaktan aczimiz sâbit olur.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Namık Kemal&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5749401348719531569?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5749401348719531569/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5749401348719531569&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5749401348719531569'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5749401348719531569'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/yani-ak.html' title='Yani aşk..'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm1.static.flickr.com/204/474001582_84634e498f_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-1637417701644520792</id><published>2007-04-22T14:51:00.000+03:00</published><updated>2007-04-22T15:16:26.360+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>Nedir bunun aslı..</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;Günlük hayatımızda kullandığımız pekçok kelimenin aslı, kullandığımız manasıyla paralel manada olup, zaman içersinde terimleşmiş veya deyimleşmiş.&lt;br /&gt;Arasıra bu kelimelerden örnekler verelim diyorum. İşte bunlardan bir kaçı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Abuk-subuk konuşmak&lt;/span&gt; deyimindeki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;abuk&lt;/span&gt;, "avurdu şişirip parmakla vurarak ses çıkarmak" anlamına geliyormuş.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cıvıldaşmak&lt;/span&gt;: Fısıldaşmak. Kuşlar cıvıl cıvıl ötüyor derken, onların fısıldaştığını kastetmiş oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Curcuna:&lt;/span&gt; Kabaetleri oynatarak yapılan raks. Bu sözlük anlamı. Ayrıca bir tür danslı, sözsüz oyna da curcuna deniliyormuş. Pandomim benzeri diyebileceğimiz bu oyunda maksat güldürmek, eğlendirmek. Curcunabaz ismi verilen kişiler, giydikleri özel kostümle bu oynu sergilerlerdi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cigersiz:&lt;/span&gt; Ciger öz türkçede yürek, cesaret anlamında. Dolayısıyla cigersiz de cesaretsiz, yüreksiz demek oluyor.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gıcık&lt;/span&gt; (gicik): Kaşınma, kaşıntı, uyuz hastalığı.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Katıla katıla gülmek:&lt;/span&gt; Katıla kelimesi öztürkçede "kat, defa kere" anlamındadır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;keklemek:&lt;/span&gt; Eski türkçede "kekleşmek" olarak kullanılırmış. Alay etmek demek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-1637417701644520792?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/1637417701644520792/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=1637417701644520792&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1637417701644520792'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1637417701644520792'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/nedir-bunun-asl.html' title='Nedir bunun aslı..'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-5524584053776990157</id><published>2007-04-19T15:41:00.000+03:00</published><updated>2007-04-19T16:03:13.636+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>Kelli Felli hatalar</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Galat-ı meşhur&lt;/span&gt; mu desek, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;hata-yı mütekerrere&lt;/span&gt; diye biz de yeni bir tamlama mı uyduruversek bilemiyorum. Bazı tabirler, kelimeler var ki dilimizin yapısından kaynaklanan galatlaşmadan ziyade, yanlış bilinip, yanlış kullanılmakta. Mesela aklıma gelen ilk misal &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"şarj"&lt;/span&gt; kelimesi. Pekçoğu ısrarla &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"şarz"&lt;/span&gt; demekte. Halbuki yine aynı kişiler &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"şarjör, deşarj"&lt;/span&gt; kelimelerini hatasız telaffuz ediyor.&lt;br /&gt;Biz de şimdi yanlış kullanılan bir deyimi daha dilimizin döndüğü kadar tashih etmeye çalışalım.&lt;br /&gt;Pekçoğumuzun kullandığı tabirlenderdir:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Kelli felli bir adam."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İşin aslında ise o adam &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Kerli ferli"&lt;/span&gt; biridir.&lt;br /&gt;Bakalım kerli ferli ne manaya geliyormuş:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ker:&lt;/span&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Farsça&lt;/span&gt;da &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"kuvvet, güç"&lt;/span&gt; demek.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Fer:&lt;/span&gt; Yine farsça olup, aynı anlamda kullanılmakta.&lt;br /&gt;Yani kerli ferli, güçlü kuvvetli demek oluyor ki, biz zaten "kelli felli" derken aynı şeyi kastediyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-5524584053776990157?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/5524584053776990157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=5524584053776990157&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5524584053776990157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/5524584053776990157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/kelli-felli-hatalar.html' title='Kelli Felli hatalar'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-1051922064461619819</id><published>2007-04-18T15:02:00.000+03:00</published><updated>2007-04-18T15:34:22.117+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İstanbul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu nedir'/><title type='text'>Nisan'ın ilk yağmuru bugün yağdı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://ic3.deviantart.com/fs10/i/2006/118/6/d/Flower_With_rain_by_anzil.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://ic3.deviantart.com/fs10/i/2006/118/6/d/Flower_With_rain_by_anzil.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Elbette &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;İstanbul&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;'dan bahsediyorum. Diyeceksiniz ki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;"Nisanın 18'i olmuş, hangi ilkten bahsediyorsun?"&lt;/span&gt;. Fakat bugün &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;Rumi takvim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;e göre "5 Nisan". Yani eskilerin &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;"köy hesabı"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; dedikleri ve Osmanlı zamanında kullanılan resmî takvim. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Halen yağmaya devam etmekte. Şifa olsun, bereket getirsin inşallah.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bilindiği gibi nisan yağmuru istiridyenin karnına düşerse inci, yılanın ağzına düşerse zehir peydâ olur. Kelliğe, ufak tefek hastalıklara, çocuğu olmayan kadınların derdine devadır.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Bu sebeple biriktirilir ve saklanır. İlaç gibi tüketilir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Binaenaleyh nisan yağmurundan kaçılmamalı, mümkün olduğunca maruz kalınmalıdır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Berceste:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Hamd ol Allah'a kim dünyâya bârân yağdırır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Lü'lüyi lâlâ kılur bârân-ı nisan yağdırır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Aşkî&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şerh:&lt;/span&gt; (O Allah'a hamd olsun ki dünyaya yağmur yağdırır. İnciyi parlak kılan nisan yağmurunu yağdırır.)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-1051922064461619819?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/1051922064461619819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=1051922064461619819&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1051922064461619819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/1051922064461619819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/nisann-ilk-yamuru-bugn-yad.html' title='Nisan&apos;ın ilk yağmuru bugün yağdı'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-820358038646770877</id><published>2007-04-16T20:09:00.000+03:00</published><updated>2007-05-31T18:52:08.124+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sanat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>İstifin Kemali</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RiOyAJwTidI/AAAAAAAAAFw/vhk5QGIfWPI/s1600-h/istif.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RiOyAJwTidI/AAAAAAAAAFw/vhk5QGIfWPI/s400/istif.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5054078922528098770" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;"Lâilahe illâ ente sübhâneke inni küntü mine'z-zâlimîn"&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Hat: Hamid Aytaç Tezhip: Feyza Şen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt; İstif kelimesi, dilimize &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İtalyanca&lt;/span&gt;'dan girmiştir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kamus-ı Türkî&lt;/span&gt; istifi şöyle izah etmekte:&lt;br /&gt;1- Sıra, nizam, dizi, sıralamak, dizmek, tertip ve tanzim etmek.&lt;br /&gt;2- Sıralanmış şey, dizi, muntazam yığın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelime aynı zamanda hat sanatını ıstılahındandır (terimlerinden). &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hat sanatı&lt;/span&gt;nda, harflerin yanyana &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;istif&lt;/span&gt;lenmesinden meydana getirilen kompozisyonlar esastır.&lt;br /&gt;Çok katı kuralları olduğu halde, bütün bu kuralların hattatın sanatını konuşturacağı geniş bir kompozisyon imkanı sağlaması da hat sanatının ne kadar harikulade olduğunun ispatıdır.&lt;br /&gt;İstif edilen yazı, hangi formda yazılırsa yazılsın okunabilirliği esastır. İster herhangi bir figür şeklinde (testi, leylek, mevlevi sikkesi gibi), isterse geometrik formda olsun, yazı sağ alt köşeden okunmaya başlar.&lt;br /&gt;İstifinlenen hat, yazının genel kaidelerine aykırı olmadığı ve okunabildiği ölçüde sanatkarın maharetiyle şaheser haline getirilip, cami kubbesini, kapı girişlerini, levhaları süslemektedir.&lt;br /&gt;İstifin kemaliyle ilgili şöyle bir anekdot da vardır:&lt;br /&gt;Devrinin reisülhattatin'i (hattatların reisi) olan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Muhsinzade Abdullah Bey&lt;/span&gt;, yazacağı yazıyı ilk olarak kurşun kalemle istif eder, sonra maiyetinde kullandığı az okuma bilir bir çocuğa gösterirdi. Çocuk yazıyı zorlanmadan okursa onu intihab (seçmek) ederdi. Çocuk okumakta müşkilat çeker yahut okuyamazsa, yazıyı değiştirir, başkasını yazardı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-820358038646770877?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/820358038646770877/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=820358038646770877&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/820358038646770877'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/820358038646770877'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/istifin-kemali.html' title='İstifin Kemali'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RiOyAJwTidI/AAAAAAAAAFw/vhk5QGIfWPI/s72-c/istif.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4914457421658227860</id><published>2007-04-16T17:02:00.000+03:00</published><updated>2007-04-16T17:11:13.308+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>Şiiri Yazılamayan Şehir</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://farm1.static.flickr.com/180/460794285_3cab562506.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px;" src="http://farm1.static.flickr.com/180/460794285_3cab562506.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div  style="text-align: center;font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Gökçe atlar üstünde fethe uçan cihangir:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Bu        pürfüsun şehire nasıl yazılır şiir?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Bir masal diyarının gölge-ışık        Kaf’ını&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Kalem çizebilir mi mânâ fotoğrafını?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Medine-i fâzıla,        kutsanmış dersaadet&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;İstanbul sevda gibi, ölüm gibi        mücerret&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Yakamoz şehrâyini, tılsımlı, aşkın-verâ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Sözle şerh        edilemez bu ilâhî manzara&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Sanatın bütün sırrı mazmun olsa yine        zor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;İstanbul nûr revnakı, İstanbul bir metafor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;İstanbul        şiiristan, bedestân pazarıdır&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;İstanbul, mâverâya dervîşân        nazarıdır&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;İstanbul taç-neşide, ona remz olan lâle&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Dökülür        gökyüzünden bediî bir şelâle&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Aşkbaz suzidîlâra, raks eder leyl ü        nehar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;İstanbul âteşefruz, erguvanî nevbahar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;O bir teşbîh-i        belîğ, hüsne ad olan gazel&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;İstanbul güzelliğin hayran kaldığı        güzel&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:100%;" &gt;Efsaneler sultanı dalmış ulvî-uykuya&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;İstanbul, lâmekânda        ruhun gördüğü rüya&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;Olcay Yazıcı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4914457421658227860?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4914457421658227860/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4914457421658227860&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4914457421658227860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4914457421658227860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/iiri-yazlamayan-ehir.html' title='Şiiri Yazılamayan Şehir'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://farm1.static.flickr.com/180/460794285_3cab562506_t.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-2619726472921797989</id><published>2007-04-12T02:58:00.000+03:00</published><updated>2007-04-12T03:09:45.106+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><title type='text'>Sene-i devriyemiz</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Rh12mpwTicI/AAAAAAAAAFo/NNZFl4JlyT8/s1600-h/deneme.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Rh12mpwTicI/AAAAAAAAAFo/NNZFl4JlyT8/s400/deneme.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5052324763395131842" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mihmanhane&lt;/span&gt;'nin açılmasının üstünden &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;1 sene&lt;/span&gt; geçmiş. Vatana, millete hayrımız dokunmuştur inşallah. Okuyan, bakınan, yazan herkese teşekkürler. Seneye buralarda olur muyuz? &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah kerim&lt;/span&gt;..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hamiş: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;banner&lt;/span&gt;'a "&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;alınlık&lt;/span&gt;" ismini koymuştuk vakt-i zamanında. Burdaki ise orjinal bir alınlık. Tezhibi sevgili ve muhtereme ablam &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Feyza Şen&lt;/span&gt;'e ait. Ona da hasseten teşekkürler.&lt;br /&gt;Elbette bu alınlığı kullanmayacağım. Sadece sene-i devriye vesilesiyle ekledim. Fakat ilerde bu tarz bir siteye sahip olmak istiyorum inşallah. Nasip..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-2619726472921797989?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/2619726472921797989/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=2619726472921797989&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2619726472921797989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/2619726472921797989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/sene-i-devriyemiz.html' title='Sene-i devriyemiz'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/Rh12mpwTicI/AAAAAAAAAFo/NNZFl4JlyT8/s72-c/deneme.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-7377399199721242281</id><published>2007-04-09T18:08:00.000+03:00</published><updated>2007-04-09T18:34:51.372+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mimari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarih'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bu nedir'/><title type='text'>Osmanlı Armasını tanıyalım</title><content type='html'>&lt;a style="font-family: georgia;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RhpXZRZqKRI/AAAAAAAAAFg/JnUbc1PXVas/s1600-h/osmanl%C4%B1+armas%C4%B1.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RhpXZRZqKRI/AAAAAAAAAFg/JnUbc1PXVas/s400/osmanl%C4%B1+armas%C4%B1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5051446023728802066" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Topkapı Sarayı Harem girişinde köşeye yerleştirilmiş bir arma. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Tuğra II. Abdülhamid Han'a ait. Bu da eserin 1876-1909 yılları arasında yapıldığını göstermektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Osmanlı Arması 18. asır sonlarında meydana gelmeye başlayıp, karakteristik özelliklerini II. Abdülhamit Han devrinde kazanmıştır. Bu devirde devletin unsurlarını armaya yerleştirme fikri ön plana çıkmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Arma çok farklı fonlarda olabiliyor. Ama temel özellikleri hemen hemen aynıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Saltanat ve orduyu temsil eden motifler kullanılmıştır.&lt;br /&gt;Şimdi fotoğrafı inceleyelim:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;1-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Tuğranın etrafınaki bu güneş motifi, padişahın güneşe benzetilmesinden ileri gelir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;2-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; II. Abdülhamit'in tuğrası.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;3-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Sorguçlu serpuş: Osman gaziyi ve tahtı temsil eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;4-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Kalkan: Ortasında stilize edilmiş bir güneş motifi var. 12 yıldız: Rivayete göre bu 12 yıldız 12 burcu temsil eder. Güneş bu burçlar üzerinde hareket eder. Böylece Osmanlı kainatın merkezi addedilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Başka bir rivayete göre Osmanlı'nın 12 eyaletini temsil eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;5-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Osmanlı sancağı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;6-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Mızrak: Son dönem mızraklı süvari alaylarını remzeder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;7-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Tek taraflı teber (balta): tören silahıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;8-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Çift taraflı teber: Orduda üst düzey görevliler tarafından üstünlük sembolü olarak kullanılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;9-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Mızrak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;10-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; El siperlikli tören kılıcı: bu kılıç klasik türk kılıcı olmayıp, o devirdeki subaylar tarafından kullanılırdı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;11-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Top: topçu ocaklarını temsil eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;12-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Kılıç: geleneksel türk kılıcı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;13-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Top gülleleri.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;14-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Borazan: modern mızıka takımının kullandığı çalgı aletidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;15-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Yay.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;16-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Çapa: Osmanlı denizciliğini temsil eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;17-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Bereket boynuzu: bu boynuzun Osmanlı kültürüyle alakası yoktu. Armayı tasarlayan kişi azınlıklardan biri veya bir Avrupalı olsa gerek. Osmanlı topraklarını temsil ettiği rivayet edilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;18-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Hilafet sancağı (yeşille remzedilmiş).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;19-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; (Üstte) Kuran-ı Kerim. (Altta) Kanunnameler (böylece devletin adaletinin osmanlı yazılı kanunları ve şeriat ile sağlandığı remzediliyor).&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;20-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Terazi: şeşper ve asaya asılıdır. adaleti temsil eder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;21-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Asa ve şeşper(altı dilimli topuz) şeşper: asalet ve üstünlüğü remzeder. asa: Hz. Musa'nın asasını remzeder.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;22-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Toplu tabanca: 1840'dan itibaren bütün subayların kullandığı silahtı. Osmanlı ordusunun modernize edildiğini remzeden bir motif.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;23-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Kılıç.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;24-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Çift taraflı teber.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;25-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Süngülü tüfek: Nizam-ı Ceditle birlikte Osmanlı ordusunun asıl silahı olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;26-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Şefkat nışanı: 1878'de II. Abdülhamit Han tarafından ihdas edilmiş olup; savaş zamanında, büyük afetlerde devlete, millete hizmet eden kadınlara verilirdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;27-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Mecidi nişanı: Beş ayrı derecesi vardır ki kişinin başarıları arttıkça bir üst derecesi verilirdi. Üst derece verilince alt derece geri alınırdı. Savaşlarda üstün başarı gösteren askerlere verilirdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;28-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Nışan-ı iftahar: Sultan Abdülmecid döneminde ihdas edilmiştir. Üst düzey devlet hizmetlileri ve askerlere verilirdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;29- &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt;Nışan-ı osmani: Sultan Abdülaziz Han tarafından 1862'de ihdas edilmiş olup, devlet hizmetinde üstün başarı sağlayanlara verilirdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-family:georgia;" &gt;30-&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:georgia;"&gt; Nışan-ı al-i imtiyaz: Devlet adına faydalı işlerde bulunmuş ilim adamları, idareci ve askerlere verilmek üzere 1876'da II. Abdülhamit Han tarafından ihdas edilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-7377399199721242281?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/7377399199721242281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=7377399199721242281&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7377399199721242281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/7377399199721242281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/osmanl-armasn-tanyalm.html' title='Osmanlı Armasını tanıyalım'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_TFbknK5NrwE/RhpXZRZqKRI/AAAAAAAAAFg/JnUbc1PXVas/s72-c/osmanl%C4%B1+armas%C4%B1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-8033493077172582496</id><published>2007-04-08T00:06:00.000+03:00</published><updated>2007-04-08T00:31:00.281+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tavsiye'/><title type='text'>Bir Kul Bir Resul Sergisi</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.aksiyon.com.tr/resim/643/60.jpg"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.aksiyon.com.tr/resim/643/60.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/a&gt;  &lt;p face="trebuchet ms" class="MsoNormal"&gt;Yer: &lt;b&gt;Türk ve İslam Eserleri Müzesi (Sultanahmet)&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;Hazırlayan: &lt;b&gt;Türk Kadınları Kültür Derneği&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;Son gezi tarihi: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;15 Nisan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms; text-align: justify;" class="MsoNormal"&gt;&lt;b&gt;“Önce kulum, sonra resul.”&lt;/b&gt; hadis-i şerifinden mülhem olan sergide, ilk kez halka açılan Hz. Muhammed'in şahsi eşyalarının yanısıra Kâbe anahtarı, Kâbe süpürgesi gibi manevi değeri olan eşyalarla birlikte din ilimleri, edebiyat ve sanat açısından paha biçilemeyecek değerde eserler tek bir sergide bir araya geldi. Sergide, aralarında Mukaddes Emanetler, el yazması Kur'an'lar, Medine-i Münevvere toprağının da bulunduğu 130 nadide hatıra yer alıyor.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;Hamiş: Sergiye oldukça yoğun bir alaka var. Bu yüzden mümkün olduğunca erken saatlerde gitmenizi tavsiye ederim.&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: trebuchet ms;" class="MsoNormal"&gt;&lt;/p&gt;&lt;blockquote style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-8033493077172582496?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/8033493077172582496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=8033493077172582496&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8033493077172582496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/8033493077172582496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/bir-kul-bir-resul-sergisi.html' title='Bir Kul Bir Resul Sergisi'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25926951.post-4423280071563171099</id><published>2007-04-05T20:39:00.001+03:00</published><updated>2010-02-18T20:00:03.247+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='efkar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='edebiyat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kelimeler'/><title type='text'>Hasretin şairi, şairin hasreti</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Hasret, gönül ateşinin membaı. Nâr'a hâr. Dil'e yara. Yâr'e varma yolunda mâni. Öyle mâni ki, sevdâ çölünde, aşılası en büyük engel. Aşk esiri gönülde memhur en derin his.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Cehennemde azap, gecede karanlık. Su vuslat olsa, oruçlar hep hasret'e.&lt;br /&gt;Hasret ki, hicrin, firkatin, ayrılığın hulasası. Derd-i aşkın yekûnu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Şairin dilinde hasret, hasretin ilinde şair. Hasretin şairi, şairin hasreti bir olur söyleşirler mısralarda:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Sen beni hasret beyâbânında dermansız kodun&lt;/span&gt; der Aşkî, bir türlü erişemediği vahaların seraba dönüştüğü sahrada. Hasret çöldür artık, vuslat su. Su ki sevgili. Dermansız kor âşık'ı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Hasret düştüğü dem şairin gönlüne, ne söyleşir dil, ne tadı kalır ehl-i dil ile söyleşinin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-size:100%;" &gt;Gittin emmaki kodun hasret ile cânı bile&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;font-size:100%;" &gt;İstemem sensiz geçen sohbet-i yârânı bile &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Neşati&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki zaten sohbet dediğin de sevgiliyle yapılandır. Cennettir diğer ismi. Onsuzluk hasret, hasretin ateşiyse olsa olsa cehennemin ta kendisidir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:100%;" &gt;Cennet değil mi yâr sohbet dedikleri&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-size:100%;" &gt;Dûzah değil mi âteş-i hasret dedikleri&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;Nev'î&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asırlar geçer, hasretler geçmez. Sözler değişse de, sevenler de sevilenler de kalmasa eskisi gibi, hasretler değişmez. Yine şiire düşer hasret:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Cana hasret kaldı can / Suya hasret kaldı su&lt;br /&gt;Cana hasret kaldı su / Suya hasret kaldı can.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;İsmet Özel&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Kimisi demirin bile dayanamadığından dem vurur, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:100%;" &gt;Hasretinden prangalar eskittim &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;deyiverir. Nasihat eder kimisi:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret&lt;br /&gt;Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Can Yücel&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Bir diğeri çıkışır ay'a, deniz'e. Hep hasretten:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Katili oluyorum gecelerimin her yakamozda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Bir ay'ı kalaylıyorum bir denizi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Savuruyorum rüzgarlara vuslat dilekçemi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Yaşanmıyor hasretinle böyle bir başıma&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Nuri Köse&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p  style="font-family:georgia;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span class="text_default"&gt;&lt;span&gt;Meşhur olmak gerekmez, gönle hasret düştüyse. Her yürekte bir karşılığı vardır onun.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Ve hasılı:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;"&gt;Hasretin şiiri bitmez, şairin hasreti bitmedikçe.&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-weight: bold; font-style: italic;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25926951-4423280071563171099?l=mihmanhane.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mihmanhane.blogspot.com/feeds/4423280071563171099/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25926951&amp;postID=4423280071563171099&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4423280071563171099'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25926951/posts/default/4423280071563171099'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mihmanhane.blogspot.com/2007/04/hasretin-airi-airin-hasreti.html' title='Hasretin şairi, şairin hasreti'/><author><name>Mihman</name><uri>http://www.blogger.com/profile/06614433510588324864</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='27' src='http://photos1.blogger.com/blogger/5859/2712/320/minyatuur.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry></feed>
